ÇAĞDAŞ TÜRK KADINININ ROL MODELİ: AYŞENUR YAZICI

ÇAĞDAŞ TÜRK KADINININ ROL MODELİ: AYŞENUR YAZICI

aliaga gundem
ÇAĞDAŞ TÜRK KADINININ ROL MODELİ: AYŞENUR YAZICI
Sitemizin köşe yazarlarından, gazeteci-yazar Selin Işıl; sinema ve TV oyuncusu, yazar, seslendirmen, eğitmen, astrolog, anne... kısacası \"çağdaş Türk kadınının rol modeli\" Ayşenur Yazıcı ile Yankı Gazetesi için bir söyleşi gerçekleştirdi. Bu keyifli sohbeti KuzeyinSesi\'nin değerli okurlarıyla paylaşıyoruz: Bu günlerde ardınca pek çok röportaj verdim. Fakat bu kez bir farklılık yaparak soru yönelten kişi ben olmak istedim. Dahası, sohbetin moderatörü olmayı tercih ettim. Hem de Türk halkını bugüne kadar kendine kilitlemeyi başarmış bir isimle! Ayşenur Yazıcı ile... Beyaz camdan yüzüne yıllardır aşina olduğumuz, kitaplarında hayat bulduğumuz, yaptığı seslendirmelerle kulaklarımızın şenlendiği ve nihayetinde kadın-erkek ayırmaksızın verdiği güzellik sırlarıyla büyülendiğimiz... Ayşenur Hanımın eğitimci yanından bahsetmiyorum bile ki aslında o çok iyi bir eğitmen. Sözcükleri daha fazla havada asılı bırakmadan yanında kahvelerimizi hüplettiğimiz nefis sohbetimize geçerek sizleri de bu lezzetten daha fazla mahrum bırakmak istemiyorum.   Selin IŞIL: Ayşenur Hanım öncelikle sohbetime hoş geldiniz. Kişisel olarak sizi mücadelenin olduğu her yerde görmek mümkün. Bir yardım kuruluşunun öncülüğünde, hayır işlerinde, bir şekilde mağdur edilmiş insanların yanında, haksızlığa uğramış kişilerin yakınında... Kaldı ki pek çok ünlü isim bu tarz toplumsal ve sosyal faydaları veya etkinlikleri reklam aracı olarak kullanırken, siz tam aksine başka insanların hayatlarına yaptığınız bu dokunuşları tabir-i caizse el altından, kimselere duyurmadan yapmak için özen gösteriyorsunuz. Sizi yakinen tanıdığım için güçlü bir karakteriniz olduğunu ve haksızlığa uğrayanların veya müşkül durumda kalmışların yardım meleği olduğunuzu biliyorum. Merakım ise şu; mücadeleci, hak arayan, dobra ve bir o kadar da merhametli yanınız nereden geliyor? Aile kökleriniz mi yoksa yaşamın zamanla size verdiği bir etki mi bu? Ayşenur YAZICI: Sanırım genetik hücre hafızasından, aileden, toplum geçmişimizden gelen sabır, dirayet ve çokça da annenin babanın yetiştirme tarzıyla karakterimiz oluşuyor. Anneannelerimiz, dedelerimiz öylesine zorluklardan, açlıktan, savaşlardan gelerek bugünkü hayatlarına kavuşabilmişler ki biz yeni nesilleri de ona uygun teşekkürlerle ve inatla yoğurmuşlar. Benim anneannem babam ve annem hayatımın ilk 18 yılını beraber geçirdiğim insanlar. Onlar ne gösterdiyse onu şiar edinmiş olmalıyım. Bana karınca yuvalarını ayağımla ezip dağıtmayı, ağacın dibine çamaşır suyunu dökmeyi, arkadaşımı hırpalamayı öğretselerdi bencil olacaktım. Bana hem öğütleriyle hem kendi yaşam şekilleriyle hayvanlar, insanlar ve bitkilere ne kadar borçlu olduğumuz anlatarak büyüttüler. Ben onların yoğurduğu bir hamurum. Çağla ağacının çiçeğinin nasıl meyveye dönüştüğünü her sabah bana tekrar tekrar gösteren anneanneme, 3,5 yaşımda bana okumayı öğrettikten sonra Gökkuşağı ansiklopedisini alıp önüme atan anneme, istediğim tüm kitapları “param yok “demeden alan babama her şeyimi borçluyum. Gücüm yettiğince de varlığımı ihtiyacı olanlarla paylaşmaya mutlu oluyorum. S.IŞIL: Ve gelelim kadınlarımıza... Fedakar, cefakar Türk kadını...Bununla ilgili sormak istediğim pek çok soru var size ancak ilk olarak bütün kadınları bu satırlara bağlayacak olan güzellik sırlarını sormak istiyorum. Biliyorum ki bu soruya cevap alabileceğim en doğru adres sizsiniz. Zira siz işinin ehli bir kozmetologsunuz. Bir kadın bakımlı olmak için ne yapmalı ya da ne yapmamalı? Hatta bizlere birkaç minik tüyo da verirseniz çok mutlu oluruz. A.YAZICI: Bakımlı olmak demek aslında var olanı en iyi şekilde korumak ve temiz tutmak demek. Yoksa saatlerce ayna karşısında bin bir çeşit kozmetiği uygulamak değil. Maalesef hanımlar “bakımlı olmak” deyince makyajlı ve saçları tırnakları yapılı (!) olmayı anlıyorlar. Sosyal popüler kültür anlamları yozlaştırıverdi. Sabah ve akşam temizlenmiş yıkanmış bir cilde yaşın ihtiyacına uygun bir serum ve krem uygulamak inanın 3 dakikanızı alır ve deri sağlıklı yapısını bu şekilde dış etkenlere karşı verdiği mücadeleyi iyi sürdürür. Elbette yaşlanacağız. Önemli olan 60’ında 40 göstermek değil – ki popüler kültür yaşlanmayı ayıp saymaya kadar vardı- 60’ının en iyisi ve sağlıklısı olup güzel yaş almak. Bana sorarsanız sabahları C vitaminli, akşamları retinollü bir serumla ve Hyaluronik asit içeren bir nemlendirici ile bakım tamamlanır. Bir de yüzü temizlemek için sert kimyasal köpüklü temizleyiciler kullanmamalı. Kalanı genetiğinize ve sizin dirayetle disiplinle bakımınızı sürdürmenize bağlı. S.IŞIL: Sohbetimiz hemcinslerimiz üzerinden devam ederken, hiç ara vermeden yine kadınlar, ama bu kez mağdur edilmiş, şiddete uğramış, taciz edilmiş kadınlarımızdan ve aslında ÇİT kitabınızdan bahsetmek istiyorum. Keza ülkemizde az önce yaptığımız güzellik içerikli sohbetimize çok uzak olan ve maalesef hırpalanan, dövülen, istismar edilen kadınlar da var. Üzülerek söylüyorum ki, bu da bizim şu anki ülke gerçeklerimizden biri! ÇİT adlı son kitabınızda buna dair yaşanmış bir vakayı, beni öylesine can evimden vurarak ele almışsınız ki, bu nedenle kitabınızı iki kez okudum. ÇİT\' in kahramanı olan kadın hakkında ve sonrasında toplumda mağdur edilen kadınlarımız hakkında cümlelerinizi duymak isterim. A.YAZICI: Adalet ve merhamet kelimeleri cinsiyete göre uygulandığı zaman işte geleceğimiz durum budur. Sorun, siyasetin içerisine faklı inançların monte edilmesine kalkışılması maalesef. Çit’te anlattığım konu, evrensel bir sorunun Türkiye sınırları içerisindeki kaçınılmaz sonucunu göstermek için seçilmiş gerçek bir olaydan alıntıdır. Şizofren olduğu belgelenmiş bir babaya aile emanet edilmez. Hukukta “tedavisi tamamlandıktan sonra tıbbi kurumdan çıkar” şıkkı bence yanlıştır. Tüm dünyada aynı hukuk uygulanıyor. Yanlış! Ülkemizde akıl rahatsızlığı olan insanların çoğaldığını düşünüyorum. Bunun tıbbi tarafını bilemem, genetik veya sonradan oluşan sorun mu bilemem, ama sorunun toplumda katil kimliğiyle sürekli dolanmasından çok bıktık. Kadınların katledilmesinin bu kadar sıradanlaştırılmasının çok büyük bir tehlike olduğunu düşünüyorum. Hukuk ve dinin karıştırılması da ayrı bir sorundur. Vicdan kişilerde zorla oluşturulabilecek bir olgu değil. O zaman hukuk onu frenleyecek tek kurumdur. İşletilmesi gerekir. S.IŞIL: Siz pek çok kadın için rol modelsiniz. İdolsünüz. Yaptığınız her işi sonuna kadar başarıyla yapmış ve yapmakta olan, tuttuğunu koparan, güçlü ve güçlü olduğu kadar da hayata karşı sağlam bir duruş sergileyen yapınızla ve hatta sahip olduğunuz meziyetlerinizin size verdiği cazibeyle de oldukça çekici bir kadınsınız. Örnek bir kişilik olarak özellikle genç kızlarımız için hayatta var olmaları adına neler tavsiye edersiniz? Güçlü kadın nedir, nasıl ayakları üzerinde durabilen güçlü kadınlar oluruz, neler yapmalıyız bunun için? A YAZICI: Teşekkür ederim. İdol olduğumu sanmıyorum. Yokluklar içinde tırnağını bir yerlere geçirip daha iyisini yapmak için inatla çalışmak dışında yaptığım bir şey yok. Yaptıklarım da hep zorunluluktan yapıldı. Yani maaşınız hayat standardını karşılamaya yetmiyorsa ek iş ararsınız. Mesela çocuğunun daha iyi okulda okuması, daha iyi şartlarda yaşaması, eksik mahrum büyümemesi için daha fazla çalışmak gerekiyorsa başka işler de yaratıyorsunuz. Gazetelere ekler yapıldığı zamanlarda küçük ücretlere minik kitapçıklar hazırlamak, belgesel dublajında herkes 100 alırken 70’e işi kabul etmek gibi bir sürü ek çalışma evet ruhumu da geliştirdi. Lakin cumartesileri herkes sinemaya giderken siz çalışıyorsanız buna da yüksünmemek gerek. İnanın genç kızlarımız için ne söylersem söyleyeyim onların baktığı pencereden Z kuşağına benim bir öğüt aktarabilmem mümkün değil. Kalıba girmiyorlar. Kuralları kabul etmiyor kendi kurallarıyla yaşam şartları oluşturmak istiyorlar. Güzellik anlayışları, geleceğe bakışları, aileye, topluma bakışları biz “Baby Boomer” kuşağından o kadar farklı ki! Biz kuralcı, çalışkan, iş sadakati yüksek, toplumsal destekte el ele vermeyi sevinçle karşılayan anne babasına ve çocuğuna aynı anda bakan kuşağız. Dijitalde kötüyüz! Onlar teknolojinin içine doğdular. Öğüt derseniz, ne desem saçma bulacaklardır. Oysa ben onların daha iyi bir dünyada daha adaletli ve eşitliğe inanan, inançlarına göre insanları dışlamayan bir toplum kuracaklarına inanıyorum. S.IŞIL: Siz on parmağında yirmi marifet olan bir kadınsınız! Herşeyden önce çok iyi bir annesiniz. Bunun dışında yıllarca kamera önünde ve arkasında ter dökmüş, köşe ve dergi yazarlığı yapmış, beyaz camda ama dizilerle ama filmlerle boy göstermiş, dublaj sanatınızla karakterlere can vermiş, 14 kitap yazmış, bir dönem yaptığınız sunucu ve spikerliğinizle hepimizi ekranlara bağlamış, bütün bunların yanında iyi bir eğitmen olmuş örnek bir karaktersiniz. Peki, Ayşenur Yazıcı yapmış ve yapmakta olduğu bu meslek gruplarından hangisine daha çok gönlünü kaptırmış olabilir? Hangisini daha iştahla, daha çok severek yaptığınızı ve nedenini merak ediyorum. A.YAZICI: TV’de çalışmak esas mesleğim. Habercilik ve/veya program yapmak. 30 Yıldan fazla emek verdim. TV’yi mesleğim gibi düşünürsek, diğer yaptığım tüm işler dediğim gibi daha da çalışmak için yaptıklarımdır. Ben iyi bir oyuncu değilim. Yazmak ise hayatın telvesini bir yerlere aktarmak için seçtiğim yollardan biriydi. Sanırım zamanla, ülkede olan biten garip olaylarla ve heder olan hayatları izledikçe, başka hayatlardan diğerlerini de haberdar etmeye dönüştü… Özellikle emekli olduktan sonra yazmak banim için hayatını temize çekmek gibi bir eyleme de dönüştü. Sanırım program yapmak en sevdiğim iş. Çünkü esas konuların dışında seyredenlere hayata dair de bir şeyler aktarabildiğime inanıyorum. S.IŞIL: \"Şunu da yapmadan bu hayattaki yolculuğumu bitirmek istemem\" dediğiniz bir iş, proje veya sosyal bir konu var mı? A. YAZICI: Oğlumu iyi kalpli bir kıza emanet etmeden gitmek istemem. Bir de şu 18’ini doldurdukları için hayata salınan SHÇEK’den çıkan çocukların daha iyi bir hayata salındıklarını görmek isterim. Başka da dileğim yok. S.IŞIL: Edebiyat dünyası benim özel ilgi alanım olduğu için buna dair size soru sormadan geçmem mümkün değil! Kaldı ki sizin de hissederek, kendinizi kitaptaki dünyaya vererek yazdığınızı ve okuduğunuzu biliyorum. Sizce içerik olarak günümüz kitapları gerçekten de kendimizi onlara adayarak okuyacağımız kalitede mi? Zira yazmak zor zanaat! Bu zanaati okurun kendini kitaptaki dünyaya kaptıracağı kadar hissiyatlı yazabilen günümüz yazarları var mı sizce? A.YAZICI: Var. İyi yazarlar var. Arayıp bulmak gerek. Attila Şanbay mesela. Çok güzel yazar. Kurgusunu, betimlemelerini, tarihi bilgisini hikayeye yayma şeklini çok beğenirim. Okurken heyecanlanırsınız! Ama çok tanınmıyor. Sorun şu: ülkemizde okuyucudan daha çok yazar var! Kitap basmak zor bir iş değil. Bir World dosya açar, her gün içine satırları doldurur. Demek istediklerinizi der ve gider bir matbaada bastırırsınız. Sonra da yakın çevreye satarsınız. Bu yazarlık değildir. İyi yazanlar çok okuyanlardır. Okumayı sevenin cümle şekli, Türkçe bilgisi, kelime haznesi çoğalır, ifade etme şekli derine ve anlamlı olur. Duyarlığı farklılaşır. Bir gün herhangi bir hikayeyi anlatırken herkesten farklı duyuları ilettiğinde de İYİ yazar olur. Çok satar filan. Eğer okurun ilgi duyduğu bir özel konu varsa, cinayet romanı gibi, polisiye hikayeler gibi, aşk romanı ya da romantik hikaye gibi… Yazarın romanlarına bakarak alır dener okur, ya sever ya sevmez. Sevdiği tarzı yazarı bulana kadar. Edebiyat koca bir çöplüktür. Benim romanlarım da o çöplükte kuruyacağı günleri bekleyecekler. \"\" S.IŞIL: Son yıllarda okuduğunuz kitaplardan sizi en çok etkileyen kitap hangisi oldu? Okur severler için tavsiye edebileceğiniz bir kitap veya kitaplar var mı? A.YAZICI: En son Zülfü beyin “Balıkçı ve Oğlu’nu okudum. Benim beğendiklerimi başkaları da beğenecek diye bir kalıbım yok. İnanın. Metafizik, kökenler ve dil üzerine kitapları seviyorum. O sebeple benim çok enteresan ve faydalı bulduğum kitaplar başkasına sıkıcı da gelebilir. Bedri Ruhselman’ın İlâhî Nizam ve Kâinat’ını, 1787’de vefat etmiş olan Sven Lagerbring’in yazdığı İsveççe’nin Türkçe’yle Benzerlikleri (İsveçlilerin Türk Ataları) kitabını hayretler içinde okumuştum. Çok etkilenmiştim. En son 2 yıl önce okuduğum Yuval Noah Harari’nin 21.Yüzyıl için 21 Ders kitabından oldukça etkilenmiştim. Özellikle yaşanan ağır bilgi bombardımanıyla nasıl yorulduğumuzu anlatan satırlar günümüz sıkıntılarının idrar tahlili sonucu gibi önüme serildi. Jose Saramago’nun Körlük adlı romanı da beni derinden sarsmıştır. Aşık olmayı matah bir eylem sananların ve ayrılık acısı çekenlerin mutlaka okumaları gereken tek kitap Ayala Malach Pines’ın “aşık olmak” adlı kitabı. İnanın ömür boyu duygusal eylemlerinizin hormonlar olduğunu anlayıp, gözyaşı dökmeyi bırakıp rahatlayacaksınız. S.IŞIL: Konu edebiyat ve kitaplar olunca yayınevleri ve yayıncılık hakkındaki düşüncelerinizi sormam şart oldu! Nitekim biz yazarlar olarak yayınevlerinin şikayet ettiğimiz tarafları olduğu kadar memnun kaldığımız tarafları da var. Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz? A.YAZICI: Yayınevlerinin görevi kitap basmak ve pazarlamak. Bundan para kazanıyorlar. Yazarı seçmek kadar doğal bir hakkı olamaz. Kim ister ki kitabı bassın ve elinde kalsın. Yazarlarla atışmayan yayınevi, yayıneviyle atışmayan yazar yoktur. Yazar “benim reklamımı yapmıyorsun o yüzden satmıyor” der; yayınevi “diğerlerinden farklı yazmaya değer bir şey yaz ki satsın” der. Bu böyle sürer gider. Her ay 500 yeni kitap basıldığını düşünelim. Bir kitapçı dükkanının, her birinden 3’er tane almasıyla raflarına 1500 yeni kitap gelir. Dükkanda zaten 5000 kitap vardır. Bir ay içinde satmayanları iade eder. Başka türlü kimse bu işe dayanamaz. Mantıken bakınca yayınevi de yazar da haklı bence… Muhteşem bir şey yaz, yazılmamışı yaz ki sen de çok sat ben de çok satayım… S.IŞIL: Ülkenin gidişatı sizce nasıl? Özellikle genç nesil geleceğe umutla baksınlar mı? Bu soruyu sormamdaki kasıt, \"Z kuşağı\" diye tabir ettiğimiz neslin işsizlik kaygısı içinde olmaları. Ve geleceğe dair umutlarının olmaması. Bu gidişat onları haklı çıkarır mı? A.YAZICI: Hoş değil. Daha da derin cümle kurmak istemiyorum. Ama iğneden ipliğe yanlışlar içinde yuvarlanıyoruz… Bizim korkak yanlarımızı Z kuşağı törpüleyecek. Adalet ve merhamet denk değilse ayağa kalkamayız. Onlar becerecekler. S.IŞIL: Siz hayran olduğumuz bir Cumhuriyet kadınısınız. Sizi yakından görenler eminim bana hak verecektir ki sizin fiziki duruşunuzda bile bir asalet, zarafet ve kendinden emin olma hali var. Ezikliği, ezilmişliği, sinmişliği kabul etmeme haliniz var! Ve inanıyorum ki Çit\' i yazarken, orada bahsi geçen kadının yaşadığı her zulmü iliklerinize kadar hissettiniz. Birincisi, Cumhuriyet kadını olmak ne demektir? İkincisi, kadınlarımız toplumda söz sahibi olmak için neler yapmalı ya da neleri yapmamalılar? A.YAZICI: Çit’teki kadının zulmünü hissetmesem cümleleri doğru kelimelerle kuramazdım biliyorum. Bu nedenle roman bittiğinde ben de öldüm. Hakkım olan her şeyde hakkımı almam gerektiğini bilerek büyütüldüm. Cumhuriyet zaten bu hakları bana vermiş. Niye başkasına bırakayım. Yaşam benim yaşamım. Başkasının yaşantısını yaşamak için yola çıkmadık ki dünyaya gelirken? “Kadının söz sahibi olması için” demişsiniz, kadın zaten söz sahibi… Sadece ağzına kapatılmak istenen eli itecek ve konuşacak o kadar! Eşit yurttaşlık, eşit haklar var. Yok diyenlere bunu hatırlatmak ve susmamak lazım. S.IŞIL: Bu güne kadar yapmış olduğunuz ve bazılarını halen yapmakta olduğunuz meslek dallarından 60\' a yakın ödül sahibi olduğunuzu biliyorum. Ve zaten bunun için size ÖDÜL AVCISI lakabını taktım! Aldığınız tüm bu ödüllerin sizin için anlamı nedir? A.YAZICI: Türk Dil Kurumunun ödülü hariç, hiç birinin pek bir anlamı yok artık inanın. Yılın meslek ödülü, en bilmem nesi filan boş verin. 63 Yılın ardından geri dönüp baktığımda, kaç kişi ben öldüğümde “vay be şu konuda şunu yapmıştı, şu kadar çocuk ona anne diyordu, bunun hayatına dokunmuştu rahmet olsun” diyecek bu önemli. O plaket ve kristal kupaları da mezar taşıma gömsünler hiç olmazsa mermer yerine işe yarar… S.IŞIL: Astrolojiye olan merak ve ilginizi bilerek şunu sormak istiyorum; gök kubbenin ülkemiz üzerindeki kara bulutların ne zaman dağılacağına dair verdiği bir tarih sinyali var mıdır? Ve yine astroloji biliminin ışığında pandemiden kurtuluşumuzun vakti belli midir? A.YAZICI: Ben 13 Kasım 2023’ün yeniden doğuş günü olduğunu hesaplayabildim. Ama çömez bir astroloğum. Bir haftalık hata payım olabilir. Lakin o tarihe kadar neler yaşanabilir hiç sormayın. Söylemek, dile getirmek de istemem. Ancak Cumhuriyet kazanacak onu söyleyebilirim. Karanlık, adaletsizlik, talan bitecek inşallah. S.IŞIL: İtiraf etmeliyim ki son zamanda yaptığım en doyurucu, bana en çok keyif veren sohbet oldu sohbetiniz. Müthiş derecede iyi kullandığınız diksiyonunuzun ve ses tonlamanızın da bunda büyük bir etkisi var elbette. Bizlere ışık olmaya devam edeceğiniz umuduyla sizi sevenler için eklemek isteyeceğiniz cümleleriniz vardır diye düşünüyorum. A.YAZICI: Estağfurullah. Eklemek istediğim bir şey evet var. Augustus’un çok sevdiğim ve yıllardır düşündükçe ve tekrar ettikçe hayat direnci bulduğum sözünü bilmeyenlerin kalbine bırakmak isterim: “İnanç, görmediğine inanmaktır. Armağanıysa, inandığını görmektir.” Asla ama asla inandığınızdan şüpheye düşmeyin dilerim.. Sevgilerle.   Ayşenur Yazıcı kitapları:
2002 Ekmek Arası Hayat ( Deneme)
2002 Bedriye ( Tarihi roman)
2004 Kadınlar Ağlar ( Şiir)
2006 Son 13 Gün (Psikolojik roman)
2007 Makyajda Sihirbazlık Numaraları
 (Kişisel bakım)
2007 Sizin Hikayenizi Çaldım (Deneme)
2007 Yaşama Yetişemeyenlere Mucize Çözümler
2008 Sensin Mağara Adamı ( Araştırma)
2009 Dil Kâfirleri (Araştırma)
2009 Dön Muazzez ( Roman)
2010 Son Lobotomi (Hikaye)
2011 Çocuk Gelin (Tarihi roman)
2011 Ke(n) di(n)den Utanmak
2020 Çit ( Roman)
Ayşenur Yazıcı\' nın rol aldığı film ve diziler:
2014 Patron Mutlu Son İstiyor ( Sinema filmi)
2017 Şaşkınlar Çetesi (Sinema filmi)
2018 Hadi be Oğlum (Sinema filmi)
2020 Benden Ne Olur? ( Sinema filmi)
2006-2007 Anadolu Kaplanı (TV dizisi)
2009 Suluboya (TV dizisi)
2009-2010 Sıkı Dostlar (TV dizisi)
2010-2011 Küstüm Çiçeği (TV dizisi)
2014 Aşkın Kanunu (TV dizisi)
2016 Rüzgâr\' ın Kalbi (TV dizisi)

KuzeyinSesi.com Haber Portalı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Ajanslardan alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir. 19.04.2026 19:42:13. #1.11

#ŞU AN BURADASINIZ: ÇAĞDAŞ TÜRK KADINININ ROL MODELİ: AYŞENUR YAZICI Son dakika Aliağa haberleri, Aliağa son dakika haber, Aliağa son dakika, son dakika Aliağa, Aliağa haber sayfamızda Aliağa haberleri okuyabilir, Aliağa son dakika haberleri ve güncel Aliağa gelişmelerini görebilirsiniz.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.