Sürdürmek ya da Sürüklenmek 1: Bir Vaka Örneği
Fikret Nafi ÇOKSÖYLER
coksoyler@hotmail.com

Sürdürmek ya da Sürüklenmek 1: Bir Vaka Örneği

Fikret Nafi ÇOKSÖYLER: Gönülden Vermek

04 Eylül 2024 Çarşamba 18:27 makaleler

Bu köşedeki ilk yazımda sürüklenmek konusundaki korkumdan ve kucaklayıcı bir anımdan bahsetmiştim. Doğada her şey bir tek düzeliğe doğru sürüklenmektedir. Bu, maddenin tabiatı gereğidir. Ama canlılar buna karşı durabilirler. Sakin sakin akan bir nehir düşünün; yüzeyinde dal parçaları kuru yapraklar suyla birlikte sürüklenip gidiyorlar! Maddenin tabiatı, bu görüntü bize huzur verir. Ama onların arasında karnı yukarıya dönmüş bir balığın aynı şekilde sürüklendiğini görürsek, içimiz kötü olur. O manzarada balığın yeri ya akıntıya karşı yüzmek ya da zıplayıp sinek yakalamak veya akıntıya aldırmadan kovukları dolaşmaktır. Bizi huzurlu ve mutlu yapan balık görüntüsü budur. Demek ki bizim bilincimizde cansızların dış güçler tarafında bir yerden bir yere sürükleneceği ve bir tek düzelik oluşturacak şekilde dağılacağı; ama buna karşın canlıların sürüklenmeye karşı direneceği şeklinde bir kavram yatmaktadır. Bu bilinç ki sürüklenme durumunda çaresizlik hissine ve buna tepki olarak da karşı durarak varlığını sürdürmeyi seçmeye yöneltir insanı.

Evrende hiçbir şey siyah veya beyaz değildir, her şey grinin çok sayıda tonundan ibarettir. “Yin ile Yang” bunun en güzel örneği. “Zıtların birliği” ilk öğrendiğimiz felsefi kavramlardan biri. Yani demek istiyorum ki; ne kadar varlığımızı sürdürüyoruz desek de bir miktar sürükleniyoruzdur. Akıntıya kapılıp giden bir kişi bile tek başına veya diğerleri ile birlikte varlığını koruma ve inşa etme sürecini yaşayabilir.

Soyuttan çıkıp örneklere geçmek iyi olacak.

Uzun bir süredir Yenişakran’da yaşıyorum. Karşımızda (köyün batısında, açığında ama bizim eve göre güneyde kalan iki ada var. Bunlardan kıyıya yakın olanının adı Tavşan Adası.  Zaman zaman oraya yüzerek gider kum zambaklarını koklar ve nerede bu tavşanlar diye bakınır, sonra kulaçlara kuvvet, geri döneriz. Yıllardır böyle. Yıllar önce, adada gerçekten bir zamanlar tavşanların yaşadığını duymuştum. Ama onların hazin sonunu yeni öğrendim. Çoğu Şakranlı zaten biliyormuş. Bilenler bilmeyenlere anlatsın da denebilir ama benim amacım bu örneği asıl anlatmak istediğim konu için bir vaka çalışması olarak aktarmak olduğundan, bir de benim duyduğum versiyonunu duymanızı istiyorum.

Evet bu adada çok az sayıda tavşan susuzluk ve açlıkla mücadele ederek adanın çok kıt doğal kaynakları ile uzun yıllar varlıklarını sürdürmüşler ve adaya adını vermişler; “Tavşan Adası”. Bir kısım çevreci veya hayvansever, adadaki tavşanlara refah getirmeyi görev edinmişler. Bidonlarla suyu, torbalarla pazarcı artığı sebze ve meyveyi yıl boyu hatta yıllar boyunca adaya taşımışlar. Ada tavşanları mutlu ve hızla çoğalmaya başlamışlar. Ama refah dönemi tavşanlar için 1-2 nesilden fazla sürmemiş. Tavşanların koruyucuları, zamanla, taşıma su ile değirmen dönmeyeceğine karar vererek, adaya su ve lahana-marul-havuç taşımayı kesmişler. Ondan sonra adada neler yaşandığını ne onlar biliyor, ne köy halkı ve ne de bizim gibi sonradan gelenler. Mesela Osmanlı döneminde Hayırsızada’ya toplanan köpeklerin bir süre beslendikten sonra açlık ve susuzluğa terkedilişinin, o hayvanların açlıkla inleyişlerin ta İstanbul’dan ve yakından geçen kayıklardan duyuluşunu tüm İstanbul gazeteleri yazmış. Tavşan adasının hüzünlü hikayesi sadece köy halkı arasında sessizce paylaşılmış, yani ben bile yeni öğrendiğime göre, bilmeyen ne kadar çoktur.

Bu örneğin amacı benzer ama daha karmaşık sürece basit bir örnek oluşturması. Bu hüzünlü hikayede Ada yerine Türkiye’yi, tavşanlar yerine de tüm halkı koyup düşünebiliriz. Ben bu yerine koyarak düşünme konusunu güvenli ve sağlıklı beslenme alanı için yapıyorum.  Bir sonraki yazımda yüksek enflasyon döneminde Gıda Enflasyonu, Gıda Güvenliği ve Güvenirliliği ve Sağlıklı ve güvenli beslenmemizi nasıl sürdürebiliriz konularını ele alacağım. Özellikle daralan gelirde sürdürülebilir yaşam konusunda önceliklerimizi önümüze sermek yararlı olacaktır.

Sağlık ve esenlik dileklerime…