ACIYA TUTUNMAK!
Selin IŞIL
selinisil34@gmail.com

ACIYA TUTUNMAK!

Selin IŞIL: ÇOK MU ZOR?

10 Temmuz 2020 Cuma 15:06 makaleler
Merhabalar sevgili dostlar, Geçtiğimiz on gün boyunca görüştüğüm her yakın çevre insanından benzer sözleri duydum; kırgınım, kızgınım, dargınım... Herkes bir şeylere ya da birilerine kırgındı, kızgındı ve hatta acılarından beslenenler bile vardı bu insanların arasında. Hayata, insanlara, olaylara, durumlara, yaşadıklarına ve yaşayamadıklarına dem vuran insanlarla doldu telefonumun ucu; on gün boyunca. Bununla ilgili nihai görüşmemi yaptığım bir can dostum da aynı konuyu dile getirince, bu konuya değinmenin şart olduğunu düşündüm. Hatta bir adım ileriye giderek, sevgili dostumun yaptığı sohbet konuşmasını (ki buna dertleşmek de diyebiliriz), kâğıda dökmesini rica ettim. Kimbilir belki de bu yazıyı okuyacak olanlarınız arasında onunla aynı hisleri paylaşanlarınız da olacaktır. Sizi noktasına virgülüne dokunmadan, arkadaşımın sözleri ile başbaşa bırakıyorum; \"Bugün sizinle son zamanlarda etrafımda çok olan insan hallerinden en çok göze batan, kızgınlık, kırgınlık ve acıya tutunmaktan bahsetmek istedim. Hadi, o zaman kızgınlık ile açılışımızı yapalım. Birine kızdığınızı düşünün; beyin artık işlevini kaybetmiş ve geri sayıma başlamıştır. Gider de gider...Psikologlar derler ya \'önce çocukluğuna inelim, seni hapseden korkularından arınmanı sağlayacağımız kilit noktası olan çocukluğunda yaşadığın bir travmadır\' diye, işte benim için de kızgınlık hali böyledir. Kızınca gözüm görmez hiç bir şeyi, bana sevgi sözcükleri sunan en masum insanı bile o esnada kırabilirim. Ama aslında bu nedir biliyor musunuz? Bilinç altımızın bizi çekmesi, geçmişte kızgınlıkla etrafımızda dolaşan kişilerin bize verdiği tepkidir. Biz de bu anda onu yapmaya çalışırız ve bilinçaltımız bizi esir almıştır. Oysa kızgınlık anımızda yapacağımız tek şey; kızgın olduğumuz ortamdan hemen uzaklaşmak, bir bardak su içmek, sakin bir ortam, başımızın altında bir yastık ve gözlerimizi kapatmak...Ve kendimizi en çok mutlu hissettiğimiz ana dönerek orada olmak ve hayal etmek. Çok fazla zaman değil, sadece on dakika bizi esir eden o bilinç altımızdan kurtarmaya yetecektir. Kızgın olduğumuz durumu unutup kendimizi sakinleştirip kızgınlığımızın derecesini düşürmüş oluruz böylece. Kırgınlık ise her ne kadar kızgınlıkla karşılaştırılsa ya da aynı gibi hissedilse de çok farklıdır. İnsan sevdiğine kırılır derler ya işte tam da öyle. Senin yüreğini kıran sadece senin sevdiğin, kıymet verdiğin kişidir. O zaman sevdiğin kişi seni kırıyorsa, neden bunu kötü bir durum olarak algılarsın ki? Bırak kırsın, döksün, içindekileri atsın, kendini rahatlatsın o zaten kırılmış ki etrafındakileri kırıyor, sen de ona aynı şekilde yaklaşırsan yapacağın tek şey kendine zarar vermek olur. Elbette burada kırıp dökmekten kasıt, şiddet değil, manevi anlamda kırıp dökmekten , rahatlayıp, geniş olmakla eşdeğer durumdan bahsediyorum. Mutlu gününü zehir etmek, etrafındakileri negatif enerjinle ittirmektir. Onun sana verdiği zararı senin de sevdiklerine vermektir.Sen mutlu olmayı seç. Kırma ve kırılma. Hep söylediğim bir şey vardır; “ Gülümse hayata, ömrün daha uzun olur”. Acı duymak da bunun tam tersi değil midir ? Sorarım size, gülümsemek ömrü uzatıyorsa o zaman acı çekmek de ömrü kısaltmıyor mu? Peki o zaman neden acılarımıza tutunuruz? Neden mutlu anlarımızı hatırlamak dururken kötü anları hatırlayıp da kendimizi üzeriz? Enerjimizi çalmasına ,ömrümüzden almasına izin veririz? Sevgili dostlarım, kızgınlık, kırgınlık ve acıya tutunmak hayatımızı yer bitirir. Enerjimizi çalar. Bizi sevmekten alıkoyar. Uzak duralım! Leo Buscaglio, ne demiş; \'Kızgınlık,kırgınlık ya da acıya tutunmayın. Enerjinizi çalarlar ve sizi sevmekten alıkoyarlar\' Kesinlikle çok doğru söylüyor. Bu durumların her hangi biri ile karşılaştığımızda yapmamız gereken en güzel şey; bir bardak su içip, başımızın altına hafif bir yükselti yaparak, sırtımız yere gelecek şekilde uzanmak ve gözlerimizi kapatıp bilinç altımıza esir olmadan yaşadığımız en güzel ana gidip orada kısa bir gezinti yapmaktır. Tekrar gözlerinizi açtığınızda emin olun, on dakika önceki haliniz ile şimdiki haliniz arasında dağlar kadar fark olacaktır.\" Sevgili dostumun bizzat kendi his ve düşünceleriyle kaleme aldıkları bunlardı. Kırmadan ve kırılmadan yaşayacağınız nice mutlu günleriniz olsun. Esen kalın.