SELİN IŞIL YAZARLIK AKADEMİSİ...
Bendenize ait olan ve yazma tutkusuyla müracaat eden bireylere hizmet
edebilmek amacıyla kurulmuş bir kurum.
Gizli kalmış cevherlere ev sahipliği yapan akademinin değerli
danışanlarından biri olan Zeynep Özen Okumuş' un kalemine yer vermek istedim bu
haftaki köşe yazımda.
Zira sevgili Zeynep Hanım’ın ülke gündemine dair bir konuda yüreği öyle
büyük isyanlarda idi ki, bu haykırışı kalem ve kağıt ikilisi ile buluşturarak
bana okuduğunda, işte o zaman "Bu çığlığı herkes duymalı!" diye
düşündüm.
Bu arada onun satırlarına yer vermeden önce kendisinin yazım dünyasına
tasavvuf ile adım atmaya hazırlanan bir yazar olduğunu ve bir yandan da felsefe
ve bilim konularına da kaleminin yatkın ve bilgisinin var olduğunu da
söylemeliyim.
ESFELE SAFİLİN'in ne demek olduğunu merak edenlerinizin ise yazının
bitimine kadar sabırlı olmasını dileyerek, kalemi Zeynep Özen Okumuş' a
bırakıyorum;
"Muhakkak ki biz insanı en güzel bir biçimde yarattık."/ Tin
süresi 4. Ayet.
Bir diğer ayette ise: "Andolsun biz Ademoğlu’na şan, şeref ve nimetler
verdik; onları karada ve denizde taşıdık, kendilerine güzel rızıklar verdik ve
onları yarattıklarımızın çoğundan üstün kıldık."/ İsra süresi 70. Ayet
İnsan eşref-i mahluktur, yani mahlukatın en şereflisidir. Zira
yaratılıştaki mahiyeti itibarıyla her insan lekesiz, tertemiz, iman ve İslam'a
en müsait hüviyette olup, temiz ve selim fıtrattadır.
İnsan dünyada Allah’ın lütfuna en çok mazhar olmuş, en seçkin ve en değerli
varlık olarak gösterilmektedir.
Bu kadar mükemmel bir şekilde var olan insanoğlu, nasıl olur da
hayvanlardan daha aşağıya düşebilir diye düşünürken, hayvanlara benzetilmelerinin
hakaret sayıldığını çok sonradan anladım!
ARTIK YETER!
YETER ARTIK...
Bu dönemde lanetli var oluşunuz yüzünden olaylar ve facialar yerle göğü
titretiyor! Ve insani vicdanların bu kadar kör ve sağır olmaları da beni
derinden üzüyor.
Ey hayat! Varlığın acıdan öteye geçmiyor artık.
Peygamber efendimiz dünyaya teşrif etmeden önce Hz. İsa'nın getirdiği ilahi
emirler yok olmuş ve insanlar karanlığa düşmüştü! Cehaletin sancakları
sallanıyordu! Bunlardan biri de babaların kız çocuklarını diri diri toprağa
gömmeleriydi. Ve yüce Allah, Hz. Muhammed'i (s.a.v) göndererek cehalet
sancaklarının hepsini yakıp yıktı.
Üstelik yaşanmış bu olaylar sadece paygamber efendimizin zamanına da mahsus
değil; Hz. Lut kavmi, Hz. Hud kavmi... Yani yok olan kavimlere baktığımızda,
helak olma sebebi olan her ne varsa hepsi şu anda hayatımızda mevcut ve hatta
daha da korkunçları var!
İki gün önce baba sıfatı almış mahluk, henüz iki aylık olan kundaktaki
minnacık bebeği darp eder, küçücük bebek beyin kanaması geçirir ve şu an yoğun
bakımda ölümle cebelleşmektedir.
Geçen hafta;
İki buçuk yaşında bir kız çocuğu kaybolur ve on gün sonra meleğin cansız
bedenini 7 km uzakta bulurlar. DNA testinde, dedesi (70) olan mahluk, babası
çıkar ve o küçücük meleğe tecavüz edip öldüren de önce dedesi olarak bilinen,
sonra da babası olduğu ortaya çıkan mahluk olduğu öğrenilir.
Sadece bunlar da değil; biri çıkar kılıçla sokaktaki hiç tanımadığı eli
kınalı kızı, on kılıç darbesiyle öldürür. Biri çıkar, çocuğu yasak ilişkisini
gördü diye öldürür ve cesedini sobada yakar.
Biri kalkar sokak ortasında eşinin boğazını çocuğunun gözü önünde keser...
Tarihin hangi zamanında insanlık bu derece ayağa düşmüştür?
Evet, geçmiş zamanlarda kızlarını diri diri gömenler olmuş ki o zaman islam
ışığı tamamen kaybolmuştu, onlar karanlıkta yaşıyorlardı! Şu an ise, yani islam
nurunun güneş gibi aydınlattığı bu dönemde, bu vahşetlerin, nüfusunun % 99'
unun müslüman olduğu bir ülkede yaşanıyor olması gaflet değildir de nedir? Bu
tür insanları hayvana benzetip, hayvanlara hakaret etmek istemiyorum. Vahşi
hayvanlar bile, ergenlik çağına eriştiğinde annesinden, kardeşlerinden
ayrılarak sürüsünü terk eder ve başka bir sürüye katılıp eş bulur kendisine.
Şimdi, hayvanlara nasıl benzeteyim bu insan adını almış mahlukatları! Ancak
yüce Allah'ın dediği gibi, "esfele safilin" derekeleri diyebilirim.
(Esfeli safilin; bir kişinin düşebileceği en aşağılık mertebedir. Yani
İslam anlayışına göre hayvandan daha aşağıda bir mertebede olma hal ve durumunu
ifade eder.)"
/ Zeynep Özen Okumuş.
Esen kalın.









