BİZİM KÖY!
Selin IŞIL
selinisil34@gmail.com

BİZİM KÖY!

Selin IŞIL: ÇOK MU ZOR?

07 Ağustos 2020 Cuma 10:53 makaleler
Devir daim oldu yine 14 günlük zaman! Koşar adım yaşadığımız bayram ve bir çırpıda kendimizi içinde bulduğumuz ağustos ayı... Nihayetinde iki haftalık ayrılığımızdan sonra bu köşede sizinle bir şeyleri paylaşabiliyor olmanın eşsiz huzuru ve sevinci. Satırlarım arasında göz gezdirenlerinizden hanginiz, nerede, hangi ruh halinde okur bu satırları bilmem ama ben şu anda köyümdeki evimde, verandama oturmuş, ağustos güneşinin nadasa bırakılmış sıcağından sonraki yıldızlı bir gökyüzünün altında yazıyorum bu yazıyı sizlere. Misss gibi yaz havasını çekiyorum ciğerlerime, yelken açmış kışa inat! Son pandemi haberlerinden sonra girmek istemiyorum bu senenin yeni gelen sonbaharına, kışına! Ağustos ayının başından itibaren hayattan mola aldığım köyümde hiç bir gerçeklikle içli dışlı olmak istemeyişimin sebebi de bundandır. Hasbihal edesim yok; ekonominin dibe çökmüş hallerinden, işsizliğin tavan yaptığı söylenen iç karartıcı durumundan, pandeminin şu an yarattığı ve hatta önümüzdeki aylarda daha da sarsıcı bir şekilde yaratacağı kaosun ruhumu sıkan realitesinden, elimize yüzümüze bulaştırdığımız için yazın artan hasta sayısından vs vs. Kör, sağır, dilsiz olmak istediğim günlerdeyim. Üç maymunu oynamak istediğim günler! Bizim köydeyim! Bizim köyün insanı büyüleyen, ruhunu demlendiren hatta olanca dünya telaşından çekip alıveren, sessiz sakin koylarındayım...Sadece balıkların sesini duyduğum deresinin kenarındayım...Dağlarına yaslanmış yem yeşil ormanlarının eteğindeyim. Kendimi akşam yürüyüşlerine vurduğum kimsesiz tozlu topraklı yollarındayım...Biraz ötemde oturan komşumun ay ışığında söylenen şarkılarının tınısındayım. Sazını eline almayı seven bir dostun nağmelerindeyim. Bundan gayrı, dünyanın bütün gerçeklerine karşı en azından bir süreliğine, beş duyusunu birden kapatmış, koşturmaktan bir parça yorgun düşmüş büyük bir şehrin insanıyım! \"Limanım\" dediğim köyümün kollarına kendimi atmışlığımda hep bundan! \"Köy köy\" der durursun, neresidir orası diye soracak olursanız; Şile\' nin Kabakoz köyündeyim. Doğasında ve sessizliğinde insanı en cömert haliyle kucaklayan bir köy burası. Şayet bir gün bu tarafa yolunuz düşerse bir Ege\'li olarak sizi temin ederim, bir daha ayrılmak istemeyeceksiniz buralardan. Yaşamın içinde yüreklerinizi hafifleten gerçekliklerle buluşmanız dileğimle, siz bu yazıyı okurken ben armut ağacının hışırtısına meyil etmiş verandamda akşam kahvemin son yudumunu alayım. Esen kalın.