HİZBULLAH'TAN HÜDA-PAR'A
Zozan AYDOĞDU: ÖLÜMÜN NEFESİNİ YAŞAMINDA HİSSEDEN BİR KADIN: AHMADOVA
14 Mayıs seçimleri, ardından meclise giren milletvekilleri ile de tartışma konusu olmaya devam
ediyor.
Seçim sürecinde de Cumhur İttifakı bileşenlerinden olan Hüda-Par tartışma konusu olmuş ve eleştirilere sebep olmuştu. Hüda-Par'ın 90'larda özellikle Batman, Mardin ve Diyarbakır’da dehşet saçan Hizbullah örgütünün ardılları olması gündeme gelmişti.
Hüda-Par
mevcut parti tüzüğü ile ve açıklamaları ile gündem olmaya
devam ediyor.
Özellikle "sahipsiz kadınların
sahiplendirilmesi" ifadesi ile gündeme gelen Hüda-Par ile
beraber anılmaya başlayan Hizbullah'ı bilmeyenlere bu örgütü biraz anlatmak için bu
yazıyı yazıyorum.
90'larda doğan bir genç kadın arkadaşımla konuştuğumuzda, 'bunlar yaşanmışmıdır ya' ifadesi ile
tekrar o günleri düşündüm. Ve belki de bizim de unuttuğumuz
Hizbullah gerçeğine tekrar bakma gereği duydum.
Ülkenin bir haber alma klasiği olan 32. Gün vb bir çok programa tekrar baktım.
Peki kimdi bu Hizbullahcılar?..
Diyarbakır'da 1979 kurulan Hizbullah, uzun bir süre sessizliğini koruyarak örgütlendi. Tarih 1987'i gösterdiğinde Hüseyin Velioğlu cihat sürecinin başlaması gerektiğini savundu. Ve örgüt iki gruba ayrıldı. Tebliğciler, cihat zamanı gelmediği ve örgütlenmeye devam edilmesini savunan grup
Menzil Tarikatı'nı oluşturdu. İlimciler olarak adlandırılan Hüseyin Velioğlu önderliğindeki grup ise Hizbullah'ı kurdu.
1987'den 1993'e kadar iki grup arasında yaşanan çatışmalarda
70 kişi öldürüldü.
Hizbullah kendi ideolojisi dışında kalan
herkesi hizbul-şeytan olarak tanımlayarak cihat devrine geçti.
Örgüt
kendilerine bağlı camiilerde ve örgüte ait
evlerde gizli bölmeler oluşturarak kaçırdıkları insanları bu sığınaklarda tutup sorguya çekiyordu. Bu sığınaklarda bulunan insanların çoğu domuz
bağı denilen bir yöntem ile öldürüldü. Hizbullah
örgütüne ait hiç bir bayrak, flama ya da amblem bulunmuyor. Aynı zamanda örgüt, eylemlerini üstlenmiyor.
Ama Hizbullah'ın imzası yaptığı eylem biçimi. Hizbullah domuz bağı yöntemi, satır ve bıçak, enseye tek kurşun yöntemleri ile insan öldürüyor.
1992'de Hizbullah'a karşı operasyonlar
yapılsa da örgüt 17 Ocak
2000'de Beykoz'da yapılan bir ev baskını ile Türkiye gündemine oturdu. Çıkan çatışmada
Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu ölü ele geçirildi.
Ülkeyi şok eden ise villanın bahçesinde çıkan cesetler idi. Türkiye'nin bir çok yerinde bulunan Hizbullah evlerinde
onlarca insanın cesedine ulaşıldı.
17 Temmuz 1998'de evinin önünde kaçırılan
Konca Kuriş'in cesedi 2000'de Konya Meram'da bir hücre evinde
bulundu. Müslüman
feminist olan, Konca Kuriş domuz bağı yöntemi ile
işkenceye uğramış ve kaçırıldıktan 35 gün sonra öldürülerek evin
bodrumuna gömülmüştü.
1998'de Mardin'de yapılan bir operasyon
ile Hizbullah'ın 20.000 sayfalık arşivi ele geçirildi.Bu
operasyondan sonra Hizbullah ciddi darbe
aldı.
17 Ocak’ta İstanbul Beykoz’da gerçekleştirilen operasyonda
Hizbullah’ın lideri Hüseyin Velioğlu öldürülürken, Edip Gümüş ve Cemal Tutar gibi üst düzey yetkilileri de yakalandı.
Hüseyin
Velioğlu'nun öldürüldüğü
operasyondan sonra çok sayıda tutuklama yaşayan örgütün çöküş dönemine geçdiği söylense de Hizbullah 24 Ocak 2001'de
Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan ve beş korumasının öldürüldüğü eylemi gerçekleştirdi.
Hizbullah 2002'de silah bıraktığını
duyurdu. 2004’de ise Mustazaf-Der kuruldu. 2012’de dernek, Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesi
tarafından “Hizbullah terör örgütünün amacı doğrultusunda faaliyetlerde
bulunduğu” gerekçesiyle kapatıldı. Bunun üzerine bu kez de, 2012’de, partileşme
kararı alındı ve Hür Dava Partisi yani HÜDA-PAR kuruldu. 2014 den beri tüm
seçimlerde AKP’yi destekleyen Hüda-Par son seçimlerde bu desteğinin karşılığı
olarak Cumhur İttifakı milletvekili listelerinde aday göstererek TBMM’ne 4
milletvekili gönderdi.
Kadınların sahiplendirilmesi gerektiğini
savunan, medrese eğitiminin zorunlu eğitimde yer almasını savunan, İslami ahlak
kavramı altında kendi gibi düşünmeyen ve yaşamayan kişilerin cezalandırılmasını
talep eden Hüda-Par, yaptığı açıklamalarda da bu güne kadar Hizbullah ile arasına mesafe
koymamıştır.
Hüda-Par’ın mesafe koymadığı Hizbullah, İslami
ahlaka uygun giyinmediği için sokakta kadınlara kezzaplı saldırı düzenleyen,
insanları satırlar ile öldüren, ibadet evleri olan camilerin altına
işkencehaneler kuran, mahkemelerde aleni bir şekilde mahkeme heyeti ve devletin
tüm kurumlarını tehdit eden, bu ülkenin aydınlık yüzleri olan gazetecileri
katledendir.
Ülkemiz son 21 yıldır pupa yelken
karanlığa doğru koşmaktadır. Önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçiminde bu koşuyu
durdurmak için sandığa gitmemiz ve bu karanlığa dur dememiz gereklidir. Bu
seçim aynı zamanda liyakat ile liyakatsizliğin, mafya düzeni ile hukuk düzenin,
tek adamlığa karşı çoğulculuğun seçimidir. Her ne kadar önümüzde bizi bekleyen
zor bir dönem olsa da umutla, geleceğe inanarak, ülkenin yüzünü karanlıktan
aydınlığa çevirmek için sandığa git ve karar ver.









