Kimse şairleri vurmaz...
Zozan AYDOĞDU
zozi01@hotmail.com

Kimse şairleri vurmaz...

Zozan AYDOĞDU: ÖLÜMÜN NEFESİNİ YAŞAMINDA HİSSEDEN BİR KADIN: AHMADOVA

13 Kasım 2023 Pazartesi 22:55 makaleler

Dışarıda gün boyu devam eden bir yağmur var.

Dayanamayıp yağmurun sesine, sıcak dükkanı bırakıp çıktım sokağa. Az biraz yürüdüm...

Kafelere sığınan insanlar…

Üç beş insan sokak diplerinde yürüyor…

Sokak yağmura bırakılmış…

Kaldırımlar dinleniyor…

Aklımda Federico Garcia Lorca’nın ezberleyemediğim mısraları…

“Gün batıyor!

Gitarları duyalım artık,

Çingene, sen de başla şarkına,

Selam sana ay!  Merhaba karanlık!

Yıldızlar hoş geldiniz!

Hepinize binlerce kez teşekkür,

Bize düş kurmayı, düş kurup,peşinde koşmayı öğrettiniz!”

Dönüyor kafamın içinde Lorca’nın mısraları…

O’nun naifliği, dünyaya olan sevdası, sisteme olan öfkesi…

 İlk kitabı Çingene Romansları için “Romanslarda değişik kahramanlar var gibi görünüyorsa da, gerçekte bir tane var; Granada. Çingene adını taşısa da kitap bir bütün olarak Endülüs’ün şiiridir. Çingene dedim, çünkü Çingene yurdumun en seçkin, en derin ve aristokratik öğesidir.” der. Flamenko dansçısının ritmi, kırmızı pelerinli matadorun karşısındaki boğanın öfkesidir Lorca’ya şiir yazdıran. Doğduğu ve yaşadığı toprakların kalp atışlarını, gizemini anlatır.

Hala yürüyorum yağmurun altında kan kırmızısı insanlık tarihini düşünüyorum. Sokaklardan geçen toynaklı atın sesini duyuyorum.

“Kurtaba

Uzakta tek başına

Ay kocaman at kara

Torbada zeytin kara

Bilirim de yolları

Varamam Kurtaba’ya”

 

Faşizm başıboş kalmış bir at gibi kol gezerken İspanya sokaklarında, ölümü tadacağını hiç düşünemese de o genç yaşında…

Granada’nın sokaklarında kurşuna dizilir Lorca. Bir duvar dibinde…

Yağmur hızını kesmiyor, insanlar duvar dibine sığınmışlar…

 Lorca’nın önünde kurşuna dizildiği duvarı merak ediyorum. Lorca’nın yalnız olmayan hayatını.

Çoğalarak bugüne gelen mısralarını, sergilenen oyunlarını, sevgilimizin kulağına fısıldadığımız bestelerini. O duvarın bizden aldıklarını düşünüyorum, bir insanlık tarihi boyunca…

“Karadır atları,kapkara

Nalları da kapkara demir.

Pelerinlerinde parıldar

Mürekkep ve mum lekeleri

Ağlamak nerede onlar nerede

Hepsinin de kurşundan beyni

Yoldan ağrı çıkageldiler

Gönülleri cilalı deri.

O çılgınlar, o gececiler

Boğarlar geçtikleri yeri

Zamk karası bir sessizliğe

Ve bir dehşete kum incesi…”

“Kimse şairleri vurmaz, ben de bir şairim.” demişti bir dostuna Lorca sonsuz bir inançla.

Ben yürüyorum hala sokakta, yağmur da yağıyor. Bir Ağustos sabahı Granada’da öldürülse de Lorca

Bu aralıksız yağan yağmur “karadır atları kara, nalları da kapkara demir” lilerin bir duvar dibinde öldürdüğü Lorca’nın  üstüne yağıyor hala…