ÖLEN KUŞUN ÖĞÜDÜ
Zozan AYDOĞDU: ÖLÜMÜN NEFESİNİ YAŞAMINDA HİSSEDEN BİR KADIN: AHMADOVA
Kuş ölür;
Sen uçuşu
hatırla…
Füruğ Ferruhzad’a
ait bu mısraya ne zaman denk gelsem bir
insanın hayatta kendine ne bıraktığı sorusu gelir aklıma. Aşk acısı yaşadığım
zor zamanlardan geçer iken tanışmıştım Füruğ ile. Saçımdan tutmuştu beni, başımı
eğdirmeyen bir tutuş ile örmüştü onları. O kötü günler geçip gittikten sonra da
yanımda oldu bu mısralar. Kendimi nasıl
hatırlamak istediğim sorusu ile yoluma devam ettim. Kendime rağmen kendim ile,
içimdeki onlarca ben ile barışık yürümemi sağladı. Attığım yanlış adımları
görmemi, o adımlara rağmen yeniden yola koyulmamı. Bir gün bitecek olan bu
yolda gördüğüm her taşı, ağacı, rüzgarı hissetmemi, buradayım ve bir gün
gideceğim dememi…
Burada
olmanın zorluğu ve bir gün gidecek olmanın getirdiği hafifliği. Nasıl
zamanlardan geçtiğimiz değil, o zamanlardan nasıl geçtiğimiz önemli. Kimseye
eyvallah demeden, kendimizi yaşatarak.
Ki Füruğ
kısacık hayatına sığdırdı kendini yaşatmayı. Ondan yaşça büyük biri ile
evlendirildiğinde 16 yaşında idi. 17’sinde “Kamyar”ın annesi idi. 3 yıl süren
evliliğin sonunda boşanır Füruğ. Ve elbet bunun bir bedeli vardır.
“Bu sana son ninnimdir yavrucağım
Senin beşiğinin yanında salınır belki bir
gün
Bu yaban çığlığım gençliğinin göklerinde
yankılanır. –Oğlum Kamyar’a”
İran
mahkemeleri ve Kamyar’ın babası Perviz Şapur bir daha izin vermezler Füruğ’un
Kamyar’a ninni söylemesine…
Kadının yok
sayıldığı İran toplumunda Füruğ şiirleri ile isyan etmeye ve buradayım demeye
devam eder. Bir de belgesel film çeker; “Ev
Karadır”. Füruğ’un seslendirdiği belgeselde
cüzzamlılar anlatılsa da Füruğ asıl olarak anlatmak istediğini Roşenfekr
Dergisi’nde şöyle ifade eder; “Bence bu
film, cüzzamlıların yaşamından bir filmdir ama aynı zamanda yaşamın ta
kendisinden de… Genel yaşamın örneğinden bir filmdir. Bu; kapalı, kuşatılmış
toplumların da bir görüntüsüdür, inzivada ve ayrı olmanın, boşuna olmanın…”
Ortadoğulu
bir kadın olarak bağırıyordu Füruğ;
“Acaba saçlarımı yeniden
Rüzgarda tarayacak mıyım?
Acaba bahçelere menekşe ekecek miyim
Ve sardunyaları
Pencere ardındaki gökyüzüne koyacak mıyım?
Dans edecek miyim yeniden bardaklar üstünde?”
Füruğ’un
çığlığını duyan Mahsa Amini, saçları rüzgarda dans etsin istediği için İran
mollaları tarafından dövülerek öldürülecekti.
Hala karanlık
olabilir bu sokaklar ama bize meşale olan kadınlar var. Her şeye inat
yaşamlarını inşa eden, savaşan, toplumun baskıcı, gerici kurallarına kafa tutan
ve bir kuşun öğüdünü dinleyen…
“Ben ağaçların soyundanım
Ve bu ‘bayat’ havayı solumak
kederlendiriyor beni,
Ölen bir kuş uçuşu unutmamayı öğütledi bana”









