ÖLEN KUŞUN ÖĞÜDÜ
Zozan AYDOĞDU
zozi01@hotmail.com

ÖLEN KUŞUN ÖĞÜDÜ

Zozan AYDOĞDU: ÖLÜMÜN NEFESİNİ YAŞAMINDA HİSSEDEN BİR KADIN: AHMADOVA

07 Eylül 2023 Perşembe 21:41 makaleler

Kuş ölür;

Sen uçuşu hatırla…

Füruğ Ferruhzad’a ait bu  mısraya ne zaman denk gelsem bir insanın hayatta kendine ne bıraktığı sorusu gelir aklıma. Aşk acısı yaşadığım zor zamanlardan geçer iken tanışmıştım Füruğ ile. Saçımdan tutmuştu beni, başımı eğdirmeyen bir tutuş ile örmüştü onları. O kötü günler geçip gittikten sonra da  yanımda oldu bu mısralar. Kendimi nasıl hatırlamak istediğim sorusu ile yoluma devam ettim. Kendime rağmen kendim ile, içimdeki onlarca ben ile barışık yürümemi sağladı. Attığım yanlış adımları görmemi, o adımlara rağmen yeniden yola koyulmamı. Bir gün bitecek olan bu yolda gördüğüm her taşı, ağacı, rüzgarı hissetmemi, buradayım ve bir gün gideceğim dememi…

Burada olmanın zorluğu ve bir gün gidecek olmanın getirdiği hafifliği. Nasıl zamanlardan geçtiğimiz değil, o zamanlardan nasıl geçtiğimiz önemli. Kimseye eyvallah demeden, kendimizi yaşatarak.

Ki Füruğ kısacık hayatına sığdırdı kendini yaşatmayı. Ondan yaşça büyük biri ile evlendirildiğinde 16 yaşında idi. 17’sinde “Kamyar”ın annesi idi. 3 yıl süren evliliğin sonunda boşanır Füruğ. Ve elbet bunun bir bedeli vardır.

“Bu sana son ninnimdir yavrucağım

Senin beşiğinin yanında salınır belki bir gün

Bu yaban çığlığım gençliğinin göklerinde yankılanır. –Oğlum Kamyar’a”

İran mahkemeleri ve Kamyar’ın babası Perviz Şapur bir daha izin vermezler Füruğ’un Kamyar’a ninni söylemesine…

Kadının yok sayıldığı İran toplumunda Füruğ şiirleri ile isyan etmeye ve buradayım demeye devam eder.  Bir de belgesel film çeker; “Ev Karadır”. Füruğ’un seslendirdiği  belgeselde cüzzamlılar anlatılsa da Füruğ asıl olarak anlatmak istediğini Roşenfekr Dergisi’nde şöyle ifade eder; “Bence bu film, cüzzamlıların yaşamından bir filmdir ama aynı zamanda yaşamın ta kendisinden de… Genel yaşamın örneğinden bir filmdir. Bu; kapalı, kuşatılmış toplumların da bir görüntüsüdür, inzivada ve ayrı olmanın, boşuna olmanın…”

Ortadoğulu bir kadın olarak bağırıyordu Füruğ;

Acaba saçlarımı yeniden

Rüzgarda tarayacak mıyım?

Acaba bahçelere menekşe ekecek miyim

Ve sardunyaları

Pencere ardındaki gökyüzüne koyacak mıyım?

Dans edecek miyim yeniden bardaklar üstünde?”

Füruğ’un çığlığını duyan Mahsa Amini, saçları rüzgarda dans etsin istediği için İran mollaları tarafından dövülerek öldürülecekti.

Hala karanlık olabilir bu sokaklar ama bize meşale olan kadınlar var. Her şeye inat yaşamlarını inşa eden, savaşan, toplumun baskıcı, gerici kurallarına kafa tutan ve bir kuşun öğüdünü dinleyen…

“Ben ağaçların soyundanım

Ve bu ‘bayat’ havayı solumak kederlendiriyor beni,

Ölen bir kuş uçuşu unutmamayı öğütledi bana”