BİTMİYOR Kİ SAVAŞLAR!
Büşra Bütün: “YAŞAMAK BİR AĞAÇ GİBİ TEK VE HÜR VE BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇESİNE...”
Masum
insanlar zarar görüyor.
Çocuklar
ölüyor.
Aileler
evsiz, yurtsuz kalıyor.
İnsanlar,
yıllardır yaşadıkları memleketlerinden ayrılmak zorunda kalıyor.
Ne
uğruna dersiniz?
Çıkar
çatışması mı, para mı, rant mı, hırs mı yoksa doyumsuzluk mu?
Gelmişiz
21. yüzyıla ama iletişim ve insanlık konusunda neden gelişemiyoruz?
Silahlar
ve bombalar iletişim aracı haline gelmişken nasıl konuşabilmeyi öğreniriz?
O
kadar vahim durumdayız ki; olayların sonuçlarını kestiremiyor ve olan biteni
medyadan takip etmeyi kendimizce haklı buluyoruz.
Kınıyoruz,
insanlık adına utanıyoruz ve süregelen durumun bitmesi için dua ediyoruz. “İki
gün sonra bizim de başımıza gelir mi?” diye düşünüyor ve giden onca can yerine
düşüncelerimizde bile bencilleşebiliyoruz.
Sonra
ne mi oluyor?
Bu
sürece alışıyor, haber kanallarını değiştirmeyi tercih ediyoruz.
Kısacası
ateş düştüğü yeri yakıyor. Bitmeyen hırsların kurbanı her zaman masum insanlar
oluyor ve çaresizce sonraki hamleleri bekliyoruz.
Bitmiyor
ki savaşlar!
Bugün
A ülkesi muzdaripse ertesi gün B ülkesi savaşın kucağına düşüyor.
Dün
biz değil miydik savaşlardan yakınanlar? Şimdi başka bir ülkenin başına
gelenleri yine aynı kederle karşılıyoruz.
Kendi
sonumuzu kendimiz getiriyor ve kendi kıyametimizin kapılarını aralıyoruz.
Evet,
bunu biz insanoğlu yapıyoruz.
Savaş
mağdurları, sonrasında gelen sıkıntılar, ekonomik kriz derken, bir bakıyoruz
zaman geriye sarıyor. “Tarih tekerrürden ibarettir.” diye boşuna dememişler.
Zaman
ayrı, olaylar aynı şekilde her şey birbirini takip ediyor.
Doymayan
insanlar, gözünü hırs bürümüş yöneticiler ve canice katliama sebep olan egosu
büyükler…
Velhasılkelam
ateş yanmaya devam ediyor. Su olabilmek bizim elimizde. O ateşi körüklemek
yerine söndürmek de...
Dilerim
yarınlar bizim için parlar.
Sevgiyle ve barışla kalın…









