CANIMIZ BU KADAR MI UCUZ?
Büşra Bütün
busrabutun18@gmail.com

CANIMIZ BU KADAR MI UCUZ?

Büşra Bütün: “YAŞAMAK BİR AĞAÇ GİBİ TEK VE HÜR VE BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇESİNE...”

03 Kasım 2022 Perşembe 16:27 makaleler

Bir sarsıntı olur…

Bazen mal kaybı, bazen can kaybı…

Kabullenemediğimiz acılar ve sonunu hazmedemediğimiz gerçekler…

Elimizden kayıp gidenlere odaklanırken yeni bir sarsıntı daha gerçekleşir ve döngü başa sarar.

Biz insanoğlu, kaderi değiştiremiyor olabiliriz, doğru!

Ama şöyle bir gerçek var ki; önlem ve tedbir her şeyin önüne geçebilir.

Bilim adamları tarafından öngörülen şeyler, verilen tavsiyeler, ilkyardım çalışmaları…

Dinlemiyor, görmüyor ve duymuyoruz maalesef.

Yıllardır başımızın belası gibi şekillendirilen deprem illetinden bahsediyorum.

Korkuyoruz, düşünüyoruz ama önlem almıyoruz.

Müteahhitler binaları yaparken önlem almıyor, insanlar evlerinde otururken.

Kaçak malzeme uğruna insan canı yok sayılıyor, evimizde küçük de olsa deprem çantası taşımak bize yük geliyor.

Kaç kişi deprem anında ne yapması gerektiğini biliyor mesela?

“Koltuğun kenarına mı saklanacağız, dolabın önüne mi, masanın altına mı, kirişlere mi?”

Kafalarda dönüp duran sorular hep aynı, yıllardır!

Hiç mi okumuyoruz, hiç mi araştırmıyoruz?

Canımız bu kadar mı ucuz peki?

Hayatımıza olduğu gibi devam ederken herhangi bir şehirde olan bilmem kaç şiddetindeki deprem tüylerimizi ürpertiyor, haberlere bakarken donup kalıyoruz, belki günlerce etkisinden kurtulamayıp uyuyamıyoruz.

Peki etkisi geçince?

Yine kaldığımız yerden hayata devam ediyoruz. Herhangi bir önlem almayı hiç düşünmüyoruz.

Bugün başka yerde olan felaketin yarın başımıza gelmeyeceğinin garantisini kim veriyor mesela?

Ben söyleyeyim, hiç kimse!

Ama biz çok eminiz, başkalarına acımaktan öteye gidemiyoruz. Herkes kendi acısıyla uğraşırken bizler televizyon başında sözde üzülüyoruz.

Kimse kimseyi kandırmasın lütfen, ateş sadece düştüğü yeri yakıyor. Ve o yanan ateşin yarın bizim ocağımızda olma ihtimaline karşı kolları sıvamamızın zamanı geldi de geçiyor bile.

Duyarlı olmak zorundayız, tedbirli olmak zorundayız.

Her felakette ciğeri yanan aileleri görmekten, ailesini kaybeden çocukları izlemekten bıkmadık mı?

“Önce can, sonra canan” deyip duruyoruz ama bizim canımızı kim koruyacak?

Tabii ki bizler!

Biz kendi canımıza sahip çıkmaz, kendimizi bilgilendirmez ve tedbirimizi almazsak eğer, yarın televizyon başında ağlanılacak sıralamasına girmemiz oldukça olası görünüyor.

Yıllardır beklenen ve korkulan şiddetli İstanbul depremini düşünelim, ve tabii ki yakın il ve ilçeleri…

Her an olma olasılığı olan bu olaya kaç kişi hazırlıklı?

Başımıza geldiği zaman ahlama olayını güzel yaparız ama şüphesiz.

Hayatımız bize bahşedilen bir hediyedir ve ne kadar yaşamamız gerekiyorsa o kadar yaşarız, doğru. Ama nasıl yaşayacağımız ve ne şartlar altında olacağımız bize bağlı.

Bize verilen hediyeye sahip çıkmalı ve tedbirimizi almalıyız. Ne olursa olsun okuyup geçmemeli, her konuda kendimizi eğitmeli ve bilinçlendirmeliyiz. Önümüze sunulacak bir hayatımız daha yok, o halde elimizdekine dört elle sarılalım ve ne can ne de mal kaybı olmadan bu doğal afetten kendimizi koruyalım.