KUTUP YILDIZI ( MEHTAP FIRAT)
Büşra Bütün: “YAŞAMAK BİR AĞAÇ GİBİ TEK VE HÜR VE BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇESİNE...”
Kutup Yıldızı serisi, yazarın ilk basılı kitabı olma özelliğine sahiptir ve devamı niteliğinde çıkacak olan 2 ya da 3 kitap daha beklenmektedir.
“Evrendeki
en parlak yıldız sadece Kutup Yıldızı değil. Onu gerçekten görebilmek için
hissederek bakmalısın. Ancak o zaman gerçek Kutup Yıldızı’nı keşfeder ve sana
kestirme bir yol göstermesini sağlarsın.”
---Alıntıdır.
Kutup
Yıldızı, yetimhanede büyüyen ve her zorluğu birlikte aşan iki yakın arkadaşı
konu alıyor. Nisa’nın gözünden hikayeleştiriliyor ve sizi okurken biraz
duygulandırıyor.
Bir kız düşünün; babasını hiç tanımıyor ve annesi tarafından terk ediliyor. 5-6 yaşlarındayken bir gün annesini yetimhanede görüyor ama bir kez daha terk ediliyor.
Hayatını, geleceğini, geçmişini ve her anını en yakın arkadaşı Senem’e adıyor ve en yakın dostu Mustafa’nın desteğini her daim omuzlarında hissediyor. Hep birlikte bir gelecek hayal ederken hiç ummadıkları bir anda zengin bir aile tarafından Senem evlatlık alınmak istiyor ama Senem onu yalnız bırakmamak için birlikte gitmeyi teklif ediyor. İmkansız gibi görünse de 17 yaşındaki iki genç kız zengin bir ailenin yeni çocukları oluyorlar ve o andan itibaren hayatlarındaki değişimi, birbirleri arasına çizilen sınırları, gizlenen sırları ve yapılan fedakarlıkları acı gerçeklerle yüzleşerek okuyorsunuz.
Her geçen gün aralarına uçurum açılsa da olayların ardı arkası kesilmiyor ve Nisa aslında gereğinden fazla fedakar olmasının acısıyla karşılaşıyor. Vazgeçmenin cesaret olduğunu küçük yaşta deneyimlediği için, bu durum ona pek de yabancı gelmiyor ve her zaman arka planda kalmayı tercih ediyor.
Ama
gel gör ki; pek de Nisa’nın yönlendirmelerine göre ilerlemiyor hayat ve
kendini çok farklı noktada buluyor.
Nisa,
Kutup Yıldızı olmayı başarabilecek mi yoksa her şeye rağmen başkalarının yolunu
şaşırmasına mı sebep olacak?
Okuyun ve görün diyorum…:)
Açıkçası
bu kitap ve karakterler beni yer yer sinirlendirdi. Olayların bazen kendini
tekrar etmesi ya da aynı olayın farklı karakterlerin ağzından dile getirilmesi
ve sürekli başa saran bir “inat” sizi zaman zaman canınızdan bezdirebilir.
Evet, konusu itibariyle Türk dizilerini aratmayacak nitelikte olsa da bazen “neden hala aynı şeyden bahsediyor?” diye sorgulayabilirsiniz.
Demiş ki Mehtap Fırat; “Fedakarlık… Dört hecelik basit bir kelime gibi görünse de aslında onun hayatında bir dönüm noktasıydı.” Maalesef tam da bu noktada kitabın en özel cümlesi diyebilirim.
Fedakarlık sevdiklerimiz için yapabileceğimiz ve özveri gerektiren bir davranış olabilir ama “her şeyin fazlası zarar” diye de boşa dememişler değil mi? Naçizane küçük bir tavsiye; kendinizden vazgeçecek kadar kimseyi önemsemeyin! Gün gelir, “yapmasaydın!” derler ve siz zamanı geri alamazsınız.
Sevgisizlik, ilgisizlik ve yalnızlığa karşı ne kadar çok çabalarsak o kadar çok yıpranırız. Ve öyle bir gün gelir ki; geçmişin tüm kırıklıklarını sırtımıza yüklenir, en büyük korkumuzu ve güven eksikliğimizi yaşarız.
Oysa şöyle düşünün; ne olursa olsun sizden daha önemli bir şey yok bu hayatta, kalp kırıklıkları ya da olumsuzluklar her zaman olabilir ama düştüğümüz gibi kalkmayı bildiğimiz sürece bizi ezecek bir güç olamaz. Güç zaten bizsek eğer, neden kendimize tanımamız gerekeni başkasına taviz olarak verelim ki? Bu “başkası” en yakınımız olsa bile!..
Halihazırda 3 kitaplık bir seri gibi görünse de aslında devamının geleceğini ve içerisinde çok fazla sırrın olduğunu dile getirebilirim. Klişe sevenler toplansın :)
“Bana yön vermen gerekirken sürekli yolumu şaşırmama neden oluyorsun, Kutup Yıldızı.” der Demir GÜRSOY.










