RÜZGARA DOKUNMAK- RÜZGARI YAŞAMAK ( K.K.BERK)
Büşra Bütün: “YAŞAMAK BİR AĞAÇ GİBİ TEK VE HÜR VE BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇESİNE...”
Kübra Berk, Mavi Gece, Rüzgarın Sesi serisi ve Operatöre Bağlanıyorsunuz kitaplarının yazarıdır.
Genç yaşına rağmen edebiyatta başarılı olan yazar, çocukluk yıllarından bu yana sanatla her zaman iç içe olmuştur ve birçok tiyatro ve meddahlık yarışmalarında ödül almıştır.
Sahnede canlandırdığı tek kişilik tiyatro metinleri ve monologları zamanla da kendisi yazmaya başlamıştır. Edebiyata merakı artan yazarımız 2011 yılından bu yana kendi kurgularını yazarak farklı sosyal platformlarda paylaşmaya devam etmektedir.
Rüzgarın
Sesi’ne gelecek olursak (Rüzgara Dokunmak-Rüzgarı Yaşamak);
Kitapların konusuna göz atalım mı?
Rüzgar
Ulu, asistan doktor olarak çalıştığı hastanede başarısına başarı katar.
Herkesin gözü O'nun üstündedir; doktorların favori ismi, diğer asistanların
kıskanma sebebi…
Geçmişte
babasından şiddet gördüğü için evden kaçar, gece gündüz demeden farklı işlerde
çalışarak okulunu okur ve sonunda istediği o noktaya gelir.
Ta
ki kapısında saplantılı aşk notları bulana kadar…
Ne
acıdır ki “ya benimsin ya kara toprağın” klişesini yaşayan birçok kadında
olduğu gibi Rüzgar da buna maruz kalır ve geçmişin etkilerini derinden
hissetmeye başlar.
Kaçtığı
geçmişi onu ensesinden yakalar ve işkence dolu zamanlar yaşamasına sebep olur.
Peki
sizce güçlü kızımız pes edip teslim olur mu dersiniz?
Asla!..
Çoğu
zaman pes etme noktasına gelse de o zor zamanlarda hayatına mucizevi bir
şekilde giren Tuna Kartal onun bir fırtınaya dönüşmesine yardımcı olur.
Kendini
bir anda şiddetin, saplantının, sapkın düşüncelerin içinde bulan Rüzgar için
zor zamanlar gelir.
Bu
notları yollayan, önce psikolojik sonra fiziksel şiddet uygulayan ruh hastası
kimdir?
Rüzgar
bu durumu nasıl atlatacaktır?
Her
şey ortaya çıktığında çalıştığı hastahanedeki bakışlar ve tepkiler ne
olacaktır?
Ve
en önemlisi bir gün Rüzgar korkularından kurtulabilecek midir?
Efsane
bir seriye hazırsanız beklemeyin.
Tek kelimeyle harikaydı!
“İnsan dibe battığı için değil, dipten kurtulamayacağını düşündüğü için çırpınarak boğulur.” - Rüzgara Dokunmak
“Biliyordum ki yaşam, doğduğun an değil, korkularının öldüğü an başlardı. Ve yaşamak içine ilmek ilmek işlenen korkularını parçalamaktı.” - Rüzgarı Yaşamak
Şiddet,
şiddet, şiddet…
Ne
kadar çok kitaba konu oluyor değil mi?
Psikolojik
ya da fiziksel şiddet...
İnsanoğlunun
gözünü yumduğu ve hayatta birçok insanın maruz kaldığı gerçekler, kitaplarda
okuduğumuzda suratımıza çarpıyor.
Bugüne
kadar çok kitap okuduğum, çok şiddet hikayesi duyduğum, dinlediğim ve buna şahit
olduğum doğrudur ama bu kitapta öyle farklı bir duygu sizi içine çekiyor ki;
gözlerinizin dolmasından ziyade ayakta dimdik durabilen güçlü bir kadının
hikayesini okuyorsunuz.
Kaderini
şiddete teslim etmeyen güçlü bir kadın…
Ayakta
dimdik durabilen bir fırtına…
Yaşadığı
olaylardan sonra insanların bu sürece gözlerini kapatmasına rağmen, doğruları
savunmaktan asla vazgeçmeyen bir kadın…
Başarının
diğer adı olan bir kadın…
Ne kadar zor olsa da geçmişten kopmaya çalışan ama bir noktada o geçmişten kopamayan ve bu nedenle travmalar yaşayan olan güçlü bir kadın…
Bir
kadın olarak gurur duydum desem abartmış olmam sanırım. Güçlü olabilmek ne zor
zanaattir bir bilsek!
Evet,
Rüzgar belki bir kitap karakteri ama gerçek hayatta buna benzer şeyler yaşayan
o kadar çok insan var ki; maalesef biz göremiyoruz. Görsek de duymuyoruz,
duysak da anlamamazlığa vuruyoruz.
Tek
başına hayatı omuzlamaya çalışan insanlarla kendimizi kıyaslıyoruz, onlar
başarılı olduğunda da “yalaka, torpilli…” gibi çirkin sözler sarf ediyoruz.
Sorarım
size burada çirkin olan kimdir?
Travmalarına rağmen ayakta kalıp başarıya ulaşanlar mı, yoksa normal hayatına devam edip, şımarıkça hareketler yaparak başkasının başarısını kıskananlar mı?
Sevgili
Kübra Berk’in kalemine sağlık, kitapta geçen her sözü iliklerime kadar
hissettim ve yaşadım. Yeri geldi üzüldüm, yeri geldi ağladım, yeri geldi
kendimden nefret ettim, yeri geldi sinirlendim, yeri geldi duygulandım, yeri
geldi Rüzgar karakteriyle gurur duydum. Öyle çok duyguyu aynı anda yaşadım ki…
Ne güzel yazıyor kitaptaki satırlarda; “Hiçbir sevgi kemik kırmaz, sevgi öldürmez yalnız hayat verir.”
Güçlü kadın karakterlerinin yer aldığı eserler beni hep derinden etkilemiştir. Bazen okuduğunuz bir satır, bazen ise gördüğünüz bir sahne sizi kendisine çeker. Öyle bir çeker ki; kendinizi birden o anda bulursunuz ve hayatınıza dair birkaç kesit yakalarsınız.
“Ben şiddet gördüm” diyemeyeceğim ama kolay şeyler yaşamadığımı açık yüreklilikle size itiraf edebilirim ve bir gün kendi kitabımı çıkarma şansını yakalarsam -ki; bu en büyük hayalim!- o zaman beni hissedeceğinize ve bazı kitaplarda neden bu denli duygulandığımı anlayacağınıza hiç şüphem yok.
“Sevdiklerini kaybetse bile yaşama meydan okumaya devam eden insanları kimse yenemez.”










