EMRE GÜL- GÜNEŞİ SÖNDÜRMEM GEREK SERİSİ (1-2-3)
Büşra Bütün: “YAŞAMAK BİR AĞAÇ GİBİ TEK VE HÜR VE BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇESİNE...”
Bu
muhteşem haftaya güzel bir kitap önerisi daha bırakalım mı sevgili
kitapseverler?
Genellikle aşk ve gençlik romanı üzerine yoğunlaşmış olan yazarımız Emre Gül ile karşınızdayım.
Yabancılar ve Yalancılar, Bal-Nar-Kar Serisi, Güneşi Söndürmem Gerek serilerinin yazarı olarak karşımıza çıkan Emre Gül, ilk hikayelerini 2014’de yazmaya başlamıştır ve yaptığı seri kitaplarla okuyucularını etkilemeyi başarmıştır.
Hikayeleştirme konusunda yarattığı karakterlerin kurguyu şekillendirdiğine inanan yazarımız, kendine has üslubuyla bu yolda ilerlemeye devam etmektedir.
E. Gül, Marmara Üniversitesi’nde eğitime devam ederken, aynı zamanda çıkardığı kitaplara ek olarak internet üzerinden de hikayelerini yazmaya devam etmektedir.
Emre Gül’ün son serisi Güneşi Söndürmem Gerek’in konusu;
Umut,
hayatı mükemmel ilerlerken sevgilisini (Anıl)
kazada kaybeder ve bununla başa çıkmak zorunda kalır.
Sıkıcı
hayatından şikayet ederken bundan sonraki hayatında sıkılmaya bile vakti olmaz
ve peşi sıra gelen kötü olaylar hayatını alt üst eder.
Tam
hayatını düzene koymaya başladığı anda isimsiz notlar ve fotoğrafların olduğu
bir kutu alır ve ölü sevgilisinin onu aldattığını öğrenir. Ve tam da o gün
Kerem ile yolları kesişir. Kerem’in ise Umut’un ölen sevgilisinin aldattığı
kızın abisi olduğu ortaya çıksa da ardı arkası kesilmeyen olaylar ve gizemler
baş göstermeye başlar.
Katil
kimdir?
Kerem,
Akın ve Giray eskiden çok samimi olmasına rağmen neden o kazadan sonra düşman
oldular?
Umut’un
hayatına kasıtlı mı girdiler?
Duru,
yani Anıl’ın aldattığı kız, onlardan ne istiyor?
Ve Umut bu kadar gizemli olayların arasında sağlıklı düşünüp doğru olan şeyi yapabilecek midir?
Dikkat
spoiler içerir !
Güneşi Söndürmem Gerek 1-2-3 seri olarak her kitabın sonunda olayların akışını değiştiren sahnelerle sonlanır ve Umut; Anıl’ın aslında ölmediğini, sevgilisinin onu zorla alıkoyduğunu öğrense de Kerem ile olan aşkı o kadar gerçektir ki güneşi söndürecek güce sahiptir. Gerçekler ortaya çıktığında bilin bakalım nasıl bir son olacaktır bu arkadaş grubu için?
Bu
arada bu seriyi okurken zevk almamın en büyük sebebi Göktuğ karakteridir.
Eğlenceli ve fazla boş konuşan ama her daim sevdiklerinin yanında olan bu
karakterin repliklerini okurken kahkaha atacağınıza dair sizi temin
edebilirim :)
Göktuğ eğlenceli bir karakter olarak gösterilmek istense de kitapta sürekli söylediği söz ise bir kadının her zaman başı dik ve güçlü olması gerektiğini vurguluyor; “Kaldır başını leydim, tacın düşüyor.”
Keremsu ve Umut Işığım’ın hikayesini okumaya hazır mısınız? :)
Neyse…
Özet
işini fazla uzatmış olabilirim ama elimden gelen en kısa şekilde yazmaya
çalıştım. Çünkü söz konusu 3 kitap var elimizde ve 1200 sayfa havada kalmamalı
diye düşünüyorum.
Yazarın dili oldukça akıcıydı ve seri boyunca süregelen merak peşinizi bırakmıyor. Nokta atışı diyebileceğim yerlerde çok anlamlı sözler ve ünlü yazarlardan birkaç anekdot da yer aldığı için baya sevdim diyebilirim. Bazen Shakespeare bazen ise Goethe’den çok güzel alıntılar bizleri karşılıyor kitapta.
Peki
soruyorum şimdi size;
Güneş
bizi aydınlatan, içimizi ısıtan, bizi sıcak tutandır değil mi?
Peki
ya yıldızlar?
Her zaman parlayan ve bize ışık tutan, önümüzü görmemizi sağlayan bir şey değil midir?
Bizler
bazen o ışığı yakalayabilmek için gecenin olmasını beklemek zorunda kalabiliriz
ve umutsuzluğa her düştüğümüzde o yıldızlara bakabiliriz.
Geçmişi
geçmişte bırakmayı öğrenip geleceğe odaklanırsak hayatımız hiç olmadığı kadar
huzurlu olacaktır. Siz siz olun takılı kalmayın geçmişe ve her zaman önünüze
odaklanın. Gelecek sizi bekliyor!
Herkesin
derdi vardır unutmayın! Önemli olan kendinizi aydınlatacak olan yıldızı
bulabilmek ve yıldızlara bakabilmeyi başarmaktır.
Siz
her zaman parlamayı seçin, güneşi söndürecek biri mutlaka çıkar karşınıza.
Kitapta
da geçtiği gibi “sen parlayabilesin diye güneşi söndürmem gerek.”
Ah kalbimi bırakıyorum şu köşeye izninizle!
Seri
kitaplarını her zaman ayrı sevmişimdir. Alıntı yapmayı çok sevdiğimden dolayı
kitaplarda da gözüme ilişen her cümlenin altını çizmeye kıyamasam da her zaman
küçük notlarım kitabın dört bir yanını kaplar.
Birkaçını sizlerle paylaşmak istiyorum;
“Umutlar
ne zaman ölürse işte o zaman güneşimiz de söner.” --------1
“Işığa
ihtiyaç duyduğun her gün için bir yıldız karala gökyüzüne.” ----1
“Eğer
söndürülmesi gerekiyorsa güneşin, acıma söndür. Çünkü o acımaz, yakar seni.”
------2
“Gökyüzü,
yıldızları parlasın diye güneşi karanlığıyla öldürdü. Güneş ise bir daha
doğmamak üzere veda etti aşık olduğu gökyüzüne.” -----2
“Aşktan
vazgeçmek o kadar kolay olsaydı, güneş her sabah sarılmazdı gökyüzüne.” -----2
“Kaçıp
korkarak hayatta kalmak kolaydır daima. Savaşarak hayatta kalmak ise cesur
insanların işidir.” -----2
“Kaybettiğin
yolunu bulmak için yoluna başkasının ışık tutmasını bekleme, kendi ışığını
yarat.”-----3
“Yıldızlar
gökyüzünün umutlarıdır. Kayan her yıldız, gökyüzünün düş kırıklığıdır ve
insanlar düş kırıklıkları üzerine hayal kurup dilek tutar.”---3
“Yıldızların büyüsüne kapılan gece, güneşe ihanet etti. Güneş söndüğünde ise gece kazandığını sandı. Oysaki güneş olmadan yıldızlar bir hiçti.”---3










