BİZİMLE BAŞLADI BİZİMLE BİTTİ- COLLEEN HOOVER
Büşra Bütün: “YAŞAMAK BİR AĞAÇ GİBİ TEK VE HÜR VE BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇESİNE...”
Colleen
Hoover, her kitabıyla The New York Times çok
satanlar kategorisinde yer almayı başaran bir yazardır. Romantik bir kişiliğe
sahip olmaması ve ilk kitabını yazmadan önce de hiç aşk kitabı okumamış
olmasına rağmen bu kategorideki başarısı şaşırtıcıdır. Genelde aşk kitapları
üzerine kurgular yazmıştır. Ve bunu da hakkıyla başardığını dile getirebiliriz.
Colleen Hoover’in ilk kitabı 2012 yılında çıkan Çarpılma adlı eseridir. Günümüze kadar da 22 roman ve uzun hikayesi yayınlanmıştır. Ve tabii ki her kitabı da çok satanlar listesine girmeyi başarmıştır. Ayrıca tüm kitapları Epsilon Yayınevi tarafından basılmıştır.
Bizimle Başladı Bizimle Bitti ( It ends with us)
“Gelecekte bir mucize olur da kendini yeniden aşık olacak durumda bulursan, bana aşık ol.” Alıntıdır.
Colleen
Hoover’in son kitabı olma özelliğine sahip olan bu kitabın orijinal dili
ingilizcedir. Türkçe çevirisini ise Gözde Soykan üstlenmiştir.
Konusu itibari ile gerçek hayattan uyarlanma olan bu kitap, yazarımızın anne ve babasının ilişkilerinden esinlenerek günümüzde hala yaşanmakta olan olaylara ışık tutmaktadır. Hoover, bundan önceki kitaplarını eğlenmek için yazmasına rağmen bu kitabın kendisi için farklı bir yere sahip olduğunu da dile getirmiştir.
Konusuna
şöyle bir göz atarsak;
Kitabımız;
aşk, şiddet ve aile dramının içinde büyümek zorunda kalan bir çocuğun
yaşadıklarını ve geçmişindeki sorunlarının gelecekteki hayatını nasıl
etkilediğini konu alıyor.
Lily
çok güçlü bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Ailesinden gördüğü yanlışları
kendi yapmamak için çaba sarf ediyor, dolayısıyla ileride de kendine rol model
olarak alacağı bir ilişki, kendi anne babasının ilişkisinden çok uzaktadır.
Lily yanlış kişiye aşık oluyor ve annesinin yaşamına benzer olaylarla karşı karşıya geliyor. Peki annesi gibi boyun eğip bu hayata katlanacak mıdır yoksa çocuğunun geleceği ve babasıyla ilişkisinin etkilenmemesi için çok sevdiği kocasından vaz mı geçecektir?
Evet!
Tahmin ettiğiniz gibi şiddetle karşı karşıyayız bu kitapta. Kadına karşı
şiddetin boyutunu, insanın sınırlarını belirleyebilmesini o kadar güzel önümüze
seriyor ki…
Siz
olsaydınız çok sevdiğiniz bir adamdan şiddet uyguluyor diye ayrılır mıydınız?
Ya
da çocuğunuzun geleceği için dayanır mıydınız bu ilişkiye?
Peki
ya çocuğunuz böyle bir aileyle yaşamaktansa iki mutlu bireyle ayrı ayrı
yaşamayı tercih ederse?
O zaman ne yaparsınız?
Sorular…
sorular…
Aslında
cevap o kadar basit ki!
Günümüzde
en çok karşılaştığımız ve içimizi sızlatan olayın ta kendisidir şiddet.
Kadınlar bazen çok sevdikleri, bazen çocukları için bazen ise maddi özgürlükleri
olmadığı için buna boyun eğerler.
Ama
ne olursa olsun buna boyun eğen kişi kendine olan saygısını hala korumaya devam
edebilir mi? Ya da “geçen sefer hastanelik olmuştum ama bu sefer sadece dişim
kırıldı” diye kendini mi tatmin eder?
Böylesi bir durumda kendi sınırlarınızı kendiniz belirlersiniz. O kadar şiddet yaşadıktan sonra hafif bir yumruk sizi üzmez mesela ya da bir tekmenin acıttığı bacağınız sızlamaz değil mi?
Ama
doğru olan şudur ki; siz her şeyden daha değerlisiniz. Gücü yetenin, yetmeyene
hakaret edebileceği bir dünyada yaşamıyoruz ve özgürlüğü de cezayı da yine siz
verirsiniz kendinize.
Beş
parasız kalacak olmanız, başınızı sokacak evinizin olup olmaması yediğiniz
dayaklardan ya da gördüğünüz fiziksel ve psikolojik şiddetten daha iyidir.
İnsan
eli, kolu tuttuğu ve sevgiyle yaşamaya devam ettiği sürece başaramayacağı şey
yoktur.
Nicelik kavramlarına çok takılırsanız bu hayatta bir niteliğiniz olmaz, unutmayın!
Size
çıplak bir gerçeklik söyleyeyim o halde;
Öğretilmiş
çaresizlik diye bir şey yoktur. Kırın zincirlerinizi ve Hoover’ın da dediği
gibi sadece “yüzmeye devam edin”!
Hayat size hak ettiğiniz değeri kendisi verecektir. Sığ sularda boğulmaktansa derinde çırpınmayı tercih edin!
Bazen
sevdiğinden vazgeçmek gerekir; eğer zarar veriyorsa, bazen susmak kendinize
yaptığınız en büyük hakarettir, bazense başkaldırı güzel kapılar aralar size.
Sevmek, kurban olmak ya da fazla fedakarlık yapmak değildir. Gerçek sevgi,
saygı göstermek ve hissettirmektir. Ve özür, maalesef ki telafi edici bir söz
değildir.
Bir insanı bir kere affedebilirsiniz ama ikinciye affettiğinizde aynı hatayı yapması için ona şans sunmuş olursunuz.
Siz siz olun kendinize olan saygınızı hiç kaybetmeyin. Günümüz sorunu, kadınların kendini birine muhtaç hissetme dürtüsüdür. Unutmayın ki sizden değerli bir şey yok bu hayatta ve muhtaç olmayı değil, savaşmayı tercih edecek güçlü insanlardan olun.. Hayat sizinle başlar ve sizinle biter!
Bu arada kitabımız +18 sahneler içerdiği için her kesimden okıyucuya uygun değildir.
Saygı ve sevgiyle kalın.










