BİZ BU SEÇİMLERİ NİYE YAPTIK?..
Bülent PINARBAŞI
cesotti35@gmail.com

BİZ BU SEÇİMLERİ NİYE YAPTIK?..

Geçen iki yazıda önce Yerel Gündem 21'i, ardından onun Türkiye'deki en önemli miraslarından biri olan Kent Konseylerini konuştuk. Bugün artık biraz daha yakına bakalım. Aliağa'ya... Çünkü bir fikrin değerini anlamanın en iyi yolu, onu kendi so

03 Mart 2020 Salı 15:52 makaleler
Ağayla marabası, ağanın en güzel atının koşulduğu en süslü arabayla kasabaya inmektedirler. Ağa arabadadır, maraba ise arabanın yanında yürümektedir. Yerde taze bir tezek kümesi görürler. Üzerinde sineklerle etrafa koku salmaktadır. Ağa, marabasıyla alay etmek ister. ‘‘Maraba’’ der, ‘‘şu tezeği ye, atla araba senin. Sen bineceksin, ben yürüyeceğim.’’ Maraba ata bakar, arabaya bakar. Ağaya da zaten gıcıktır. Oturur, midesi bulana bulana tezeği yer. Ağa iner, maraba sahip olduğu arabaya biner. Ağa çok bozuktur. Durduk yerde en güzel atını, en güzel arabasını marabaya kaptırmıştır. Maraba da bozuktur. Durduk yerde tezeği yemiştir. Ağanın daha güzel atlar alacak parası, daha güzel arabalar alacak imkánı vardır. Üstelik ne ata, ne de arabaya bakacak parası vardır. Dönüş yolunda gördükleri tezek, her ikisinin de beklediği andır aslında. Maraba, ağadan intikam almak için ‘‘Ağa, ağa’’ der, ‘‘sen şu tezeği ye, at ve arabayı geri al’’. Ağanın beklediği de böyle bir fırsattır. O da oturur tezeği yer. Arabaya kurulur, atı kamçılar. Köye girerlerken maraba, ağaya seslenir, ‘‘Köyden çıkarken araba senin, at senindi. Yürüyen de bendim. Köye giriyoruz. At senin araba senin. Yürüyen yine ben. Ağam iyi de biz bu boku niye yedik?..” *** Yani demem o ki; madem isteyen istediği zaman parti değiştirecek, isteyen istediği kişiyi partisine alacak… İyi de biz bu seçimleri niye yaptık o zaman?.. *** Geçen dönem de aynı senaryoyla aynı sahnede aynı tiyatroyu izlemiştik. Bu kez senarist küçük bir değişiklik yapmış, partisinden istifa edip belediye başkanına desteğini açıklayanlar üstüne bir de başkanın partisine transfer olmuşlar. Olaya bu şekilde bakacak olursak, geçen dönemin isimleri Selma Orhan ve Murat Yaman biraz daha onurlu duruş sergilemişler, hiç değilse seçmenin oyunu götürüp rakip partiye taşımamışlar. *** Şimdikilere gelecek olursak… Ak Parti’ye yine çok fazla söyleyecek lafımız yok. Diyeceksiniz ki neden?... Şu sebeple ki; o Ak Parti değil midir kendi ilçe başkanına sarf edilmiş “gargamel” ve dahi nice hakareti, tüm meclis üyelerine yönelik sarf edilen “hepiniz şerefsizsiniz” lafını yutup üstüne bir de bu hakaretlerin sahibine ittifak olarak destek veren?.. O Ak Parti değil midir geçen dönem 30 milyon borçlanmaya dahi karşı çıkıp yeni dönemde çok daha fazlasına el kaldıran?.. O Ak Parti değil midir kendi partililerinin dahi işten atılmasına sessiz kalan?.. Hal böyleyken bir meclis üyesi ha o partide olmuş ha bu partide ne fark eder? *** Öte yana gelecek olursak; İyi Parti’de kongre öncesi yaşanan istifa ve ilçe kongresinin hemen sonrasında takılan rozet çok şey ifade ediyor. Elin ağzı torba değil ki büzesin, herkes bir şeyler konuşuyor. Konuşurken de sıfırı bol rakamlar telaffuz ediliyor. Yani siyaseten değil, ticareten bir iltihak söz konusu imiş rivayete göre. Yine denilen odur ki, çok öncesinden başlamış bu siyaset içindeki ticaret. Amma ve lakin, alan ile satan arasındaki komisyoncu biraz aç gözlülük yapınca, satılan demiş ki “bu iş böyle olmaz. Madem öyle, toptan satışta indirim yapar komisyoncuyu da aradan çıkartırım.” Alan razı, satan razı… Alıcı da ucuzluk pazarında çürüğüne çarığına bakmadan bulduğunu topluyorsa, biz kim oluyoruz ki laf söyleyip eleştirme hakkımız olsun?.. *** Hadi biz laf söylemeyelim de… İyi Parti ve kader ortaklığı yaptığı ittifakın diğer paydaşı CHP’nin söyleyecek hiç mi iki kelamı yok?.. Henüz Gülten Taşbaş konuşmadı. Laf söylenirse, onun yapacağı açıklamalardan bir çekince mi var acaba diye düşünmeden edemiyor insan. Yoksa sokakta konuşulan “aracılık” dedikodusunda gerçeklik payı mı var? *** Bir de madalyonun öbür tarafı var: Başkan bey meclis üyesi transferi yaparken, öte yandan 2013 seçimlerinden beri başkanın seçilmesi için canla başla çalışan, “koyu Serkancı” isimlerin İlçe kongresi’nde İyi Parti saflarında görünmesine ne diyeceğiz? Talepleri karşılanmadığı için mi bu yana geçtiler, yoksa Truva Atı olarak mı gönderildiler?... *** Aklımızda deli sorular, cevabı er ya da geç ortaya çıkacak gerçekler bir köşede dursun şimdilik. Bu akşam Belediye Meclis Toplantısında aynı isimler, aynı sıralarda, aynı şekilde oturacaklar. Bakalım kimseden ses seda çıkacak mı?..

Diğer köşe yazıları

YG21 (3) ALİAĞA'NIN ORTAK AKLI NEREDE?

Geçen iki yazıda önce Yerel Gündem 21'i, ardından onun Türkiye'deki en önemli miraslarından biri olan Kent Konseylerini konuştuk. Bugün artık biraz daha yakına bakalım. Aliağa'ya... Çünkü bir fikrin değerini anlamanın en iyi yolu, onu kendi sokağımızda sınamaktır.

17 Eylül 2026 Perşembe 12:00 makaleler

DÜNYA STANDARTLARINA DOĞRU GİDERKEN...

Geçen yazımızda Aliağa Belediyesi'ndeki toplu istifaları yazmıştık. Sayın Serkan Acar da açıklamasını yaptı. "Dünya standartlarında belediyecilik anlayışına yelken açıyoruz” dedi. Güzel. Biz de şimdi bu yelkenin rüzgârını biraz daha yakından inceleyelim.

16 Eylül 2026 Çarşamba 11:42 makaleler

YG21 (2) KENT KONSEYİ VAR AMA KENTİN SESİ NEREDE?

Geçen yazımızda 21 yıl önce hazırlanmış bir el kitabının sayfalarını açmıştık. Yerel Gündem 21'i konuşmuştuk. Bugün biraz daha ileri gidelim.

15 Eylül 2026 Salı 09:49 makaleler

YEREL GÜNDEM 21... NEDEN YENİDEN KONUŞUYORUZ?

Bazı fikirlerin zamanı geçmez. Sadece yeniden hatırlanmayı bekler. Yaklaşık 20 yıl önce elime geçen bir kitapçığı geçtiğimiz günlerde yeniden açtım.

13 Eylül 2026 Pazar 14:07 makaleler

EGE'DE HARİTALAR ÇARPIŞIYOR (3)

Daha önce iki ayrı yazıda Ege'de yaşananların yalnızca iki komşu ülke arasındaki klasik anlaşmazlıklardan ibaret olmadığını anlatmaya çalışmıştık.

06 Eylül 2026 Pazar 22:16 makaleler