PAZARA KADAR CHP'LİLER ve MEZARA KADAR CHP'LİLER...
Bülent PINARBAŞI
cesotti35@gmail.com

PAZARA KADAR CHP'LİLER ve MEZARA KADAR CHP'LİLER...

Geçen iki yazıda önce Yerel Gündem 21'i, ardından onun Türkiye'deki en önemli miraslarından biri olan Kent Konseylerini konuştuk. Bugün artık biraz daha yakına bakalım. Aliağa'ya... Çünkü bir fikrin değerini anlamanın en iyi yolu, onu kendi so

07 Ocak 2020 Salı 15:37 makaleler
Hiç kimseden çekmedi bu CHP “kraldan çok kralcı”lardan çektiği kadar… Önümüzdeki Pazar Aliağa’da ilçe başkanlığı seçimi olacak ve mevcut görünen iki başkan adayı da temkinli, düzeyli bir yarış sürdürmeye gayret ediyor. Bunun için sayın Saim Yurdakul’u ve Özlem Şan Oğuzhan’ı hem tebrik hem de takdir etmek gerekir. Amma ve lakin; gelin görün ki partinin başına bela olan klasik kamplaşma hastalığının müptelaları, yine ve hala eski alışkanlıklarını devam ettiriyorlar. Kim, kimin safındaysa ötekine etmediği laf kalmıyor. Partiye ihanet, davaya ihanet, adam satma, çıkar sağlama üzerine türlü türlü dedikodular dinleyebilirsiniz. Dedikodu diyorum, çünkü hiç kimse söylediklerini belgeleyecek bilgiye ve donanıma sahip değil. Tek veri var ellerinde: “Yıllardır herkes söylüyor”… *** “Peki” diyorsunuz, “hakkında bu kadar şey söylediğin kişi olur da başkan seçilirse, rakip siyasi partilere karşı nasıl kendi partini ve kendi ilçe başkanını savunacaksın?” Mümkün değil. Çünkü her iki tarafın fanatikleri de şartlanmışlar destekledikleri adayın kazanacağına. Başka alternatif düşünmüyorlar. Bir siyasi yarışı bu derece çirkinleştirmenin hep birlikte, bütün olarak partiye kaybettirdikleri kimsenin umurunda değil. Yerel iktidar ya kendilerinde olacak, ya da parti yerle bir olacak… Oysa CHP gibi “tek adam rejimi”ne her zaman karşı gelmiş bir siyasi anlayışa tamamiyle ters bir davranış biçimi bu. Kişilerin değil fikirlerin, çıkarların değil ideallerin yarışması gerekirken düşülen bu durum, partiyi de ister istemez komik ve küçük düşürüyor. *** 2013 ve 2019 yerel seçimlerinin sırf bu sebeple, kişisel hırslar ve kamplaşmalar nedeniyle kaybedildiği bütün partililerce kabul edilirken hala aynı tavrı sürdüren, ayrışmayı derinleştirenlere prim verilmesi de kabul edilebilecek bir durum değil elbette. Gücünü kavga ve kaostan alan bu kişilerin bir an önce temizlenmesi, temizlenemiyorsa da sindirilmesi kim başkan seçilirse seçilsin yapılacak ilk ve en önemli iş olmalı. Kendisini partili hisseden, üye olsun ya da olmasın partiye yakın gören herkesin düşünmesi gerek. Amaç yerelde ve genelde iktidar olmak mı yoksa parti içinde unvan ve makama sahip olmak mı?.. Saim Yurdakul seçimi kaybetse CHP için çalışmaya devam etmeyecek mi? Özlem Şan Oğuzhan başkan seçilemeyince Ak Parti’ye mi geçecek?.. Partiye başkan adayı olmak isteyecek kadar CHP’yi özümsemiş bu iki ismin hala partililiğini sorgulayan bir kesim var. Bu insanları zorla mı CHP’ye üye yapmışlar? Silah zoruyla mı başkan adayı çıkarmışlar? İşleri güçleri kalmamış da, inanmadıkları ve kendilerini ait hissetmedikleri bir parti için mi emek, zaman ve para harcıyorlar?.. *** Kesin artık enerjinizi parti içi köşe kapmaca için harcamayı arkadaş!... Kendi adayınızı savunun elbette ama diğer adayı aşağılamadan, iftira ve hakarete bulaşmadan… Yani \"kralın adamı\"  olmak yerine \"adamın kralı\" olmayı deneyin... Pazar günü bu yarış sona erecek ve kim seçilirse seçilsin, bütün CHP’lilerin başkanı olacak, Aliağa’da CHP’yi temsil edecek bir yönetim oluşacak. İşte ondan sonra belli olacak \"pazara kadar CHP\'li\" olanlar ile \"mezara kadar CHP\'li\" olanlar. Keşke iki başkan adayı da anlaşsa, parti tüzüğünde de öngörüldüğü gibi çarşaf liste ile yapılsa bu seçim ve iki taraf da tam kazanmasa, iki taraf da tam kaybetmese… Ancak ne olursa olsun, Pazar akşamı sandıklar kapandığında umarım bu kayıkçı kavgası sona erer, kazanan başkan ve kazanan ekibin arkasında hep birlikte durmayı becerebilir şimdilerde “kraldan çok kralcı” olan kitle.. *** Kişilerin ve çıkarların değil, ideallerin galip geleceği bir seçim olması dileği ile son söz: Kazanan CHP olsun, kazanan Aliağa olsun…

Diğer köşe yazıları

YG21 (3) ALİAĞA'NIN ORTAK AKLI NEREDE?

Geçen iki yazıda önce Yerel Gündem 21'i, ardından onun Türkiye'deki en önemli miraslarından biri olan Kent Konseylerini konuştuk. Bugün artık biraz daha yakına bakalım. Aliağa'ya... Çünkü bir fikrin değerini anlamanın en iyi yolu, onu kendi sokağımızda sınamaktır.

17 Eylül 2026 Perşembe 12:00 makaleler

DÜNYA STANDARTLARINA DOĞRU GİDERKEN...

Geçen yazımızda Aliağa Belediyesi'ndeki toplu istifaları yazmıştık. Sayın Serkan Acar da açıklamasını yaptı. "Dünya standartlarında belediyecilik anlayışına yelken açıyoruz” dedi. Güzel. Biz de şimdi bu yelkenin rüzgârını biraz daha yakından inceleyelim.

16 Eylül 2026 Çarşamba 11:42 makaleler

YG21 (2) KENT KONSEYİ VAR AMA KENTİN SESİ NEREDE?

Geçen yazımızda 21 yıl önce hazırlanmış bir el kitabının sayfalarını açmıştık. Yerel Gündem 21'i konuşmuştuk. Bugün biraz daha ileri gidelim.

15 Eylül 2026 Salı 09:49 makaleler

YEREL GÜNDEM 21... NEDEN YENİDEN KONUŞUYORUZ?

Bazı fikirlerin zamanı geçmez. Sadece yeniden hatırlanmayı bekler. Yaklaşık 20 yıl önce elime geçen bir kitapçığı geçtiğimiz günlerde yeniden açtım.

13 Eylül 2026 Pazar 14:07 makaleler

EGE'DE HARİTALAR ÇARPIŞIYOR (3)

Daha önce iki ayrı yazıda Ege'de yaşananların yalnızca iki komşu ülke arasındaki klasik anlaşmazlıklardan ibaret olmadığını anlatmaya çalışmıştık.

06 Eylül 2026 Pazar 22:16 makaleler