VURUN ABALIYA OUT, VURUN GAZETECİYE IN…
Bülent PINARBAŞI
cesotti35@gmail.com

VURUN ABALIYA OUT, VURUN GAZETECİYE IN…

Geçen iki yazıda önce Yerel Gündem 21'i, ardından onun Türkiye'deki en önemli miraslarından biri olan Kent Konseylerini konuştuk. Bugün artık biraz daha yakına bakalım. Aliağa'ya... Çünkü bir fikrin değerini anlamanın en iyi yolu, onu kendi so

06 Aralık 2019 Cuma 21:55 makaleler
Kantarın topuzu artık kaçmaya başladı. Evet, ülke gerçekleri ortada ama her şeyin sorumlusu da şu mübarek basın değil be kardeşim… Haberi yaparsın, haber yaptın diye yüklenirler. Haber yapmazsın, haber yapmadın diye yüklenirler… “Gel açıklama yap, yayınlayalım” dersin, “aman benim adım geçmesin”; “belgesini ver” dersin, “benden çıktığı belli olur” diye vermezler… E belge yok, açıklama yok, isim yok, bilgi kaynağı yok; böyle yapılan haberin, habercinin mahalledeki dedikoducu Raziye Hanım’dan ne farkı kalır? Ne kadar ciddiye alınır?.. *** Doğrudur, ülkede bir “yandaş basın” algısı vardır. Herkes bize doğru işaret parmağını yöneltip kolaylıkla bu suçlama yapabilir de, bunun sebeplerini, gerekçelerini hiç kimse sorgulamaz… Gelin şöyle bir kabataslak üzerinden geçelim, acaba basın niye bu hale düşmüş, neden iktidardan ya da muhalefetten yana “yandaş” olmak zorunda kalmış:
  • Ekonomik olarak kağıt, baskı, personel ve sair masraflarla baş edemez hale gelen basın, maalesef kamunun vicdanı ve sesi olmaya çalışırken bizzat kamu tarafından yalnız bırakılmıştır.
  • Esnaf, tüccar, sanayici özellikle iş yerele döndüğünde, medyayı etkisiz tanıtım aracı olarak görmekte, yerel medyaya ayrılacak bütçeyi sokağa atılan para olarak düşünmektedir.
  • İşçi, memur, emekli, öğrenci gazete veya dergi almak, haber portallarına abone olmak için harcayacağı kendisi için küçük ama gazeteci için hayat kurtaracak miktarı fuzuli görmektedir. Sokakta dilenciye verdiği parayı gazete almaya harcamamaktadır.
  • Hal böyle olunca, medyanın neredeyse tek, tek olmasa bile en büyük gelir kaynağı siyasi partiler ve siyasetçiler olmuştur. Bir yıl içerisinde gelecek 20-25 özel gün için kutlama mesajı ve beş yılda bir vuran seçim piyangosuna can simidi gibi sarılmıştır.
*** Siyasetçi olduğunda ya da siyaseten bir yerlere gelmek için çalışmalara başladığında basına destek vermek aklına gelenler -ki çoğu esnaf ya da iş insanıdır- daha öncesinde hiç “Yahu bu yerel medyadır. Doğru haber alabilmek için desteklemek gerekir. Ayakta kalması için ben de hiç değilse haftada ya da ayda bir bile olsa reklam vereyim” diye düşünmemiştir. Yine siyasetle ilgilenenler, siyasi hedefleri bittiğinde, anında basına verdikleri ekonomik desteği, kutlama mesajlarını falan kesmiştir. *** Hadi gelin iğneyi ve çuvaldızı doğru yerlere batıralım: Esnafı aylık üç kuruş reklam desteğini esirgiyor. İş insanı kendisi için çok küçük bir kalem oluşturmasına rağmen fuzuli bulup reklam vermiyor. Siyasetçisi “o benim hakkımda bunu yazdı” yada “bunları yazmadı” diyerek gazeteciye cephe alıyor. Okurlar zaten peşin cepheli; iktidardan yanaysanız muhalefet, muhalif gazeteciyseniz iktidar yanlıları tarafından terörist, en iyi ihtimalle de “ortalık karıştırıcı” olarak görülüyorsunuz. Şimdi elinizi vicdanınıza götürün ve cevap verin; böyle bir ortamda başka nasıl bir basın bekliyorsunuz ki? Sadece siyasetçinin cüzdanına bağımlı bir gazeteciden nasıl etik değerlere bağlı kalmasını bekliyorsunuz? Evet; gazeteciliği ticarete dökmüş, tetikçi gazeteciliği kendisine meslek edinmiş bir güruh var ve o yüz karaları maalesef giderek daha çok bu mesleği lekelemeye devam ediyor. Ancak; bütün o yukarıda sıraladığım olumsuz koşullara rağmen sizin yaftalarınızı hak etmeyen, bu işi hakkıyla yapmaya çalışan gazeteciler olarak aç da kalsak, parasız da olsak hala çoğunluktayız, kimse merak etmesin. Ama siz yine de geleneği bozmayın, kolaycılığa devam edin: Vurun gazeteciye!..

Diğer köşe yazıları

YG21 (3) ALİAĞA'NIN ORTAK AKLI NEREDE?

Geçen iki yazıda önce Yerel Gündem 21'i, ardından onun Türkiye'deki en önemli miraslarından biri olan Kent Konseylerini konuştuk. Bugün artık biraz daha yakına bakalım. Aliağa'ya... Çünkü bir fikrin değerini anlamanın en iyi yolu, onu kendi sokağımızda sınamaktır.

17 Eylül 2026 Perşembe 12:00 makaleler

DÜNYA STANDARTLARINA DOĞRU GİDERKEN...

Geçen yazımızda Aliağa Belediyesi'ndeki toplu istifaları yazmıştık. Sayın Serkan Acar da açıklamasını yaptı. "Dünya standartlarında belediyecilik anlayışına yelken açıyoruz” dedi. Güzel. Biz de şimdi bu yelkenin rüzgârını biraz daha yakından inceleyelim.

16 Eylül 2026 Çarşamba 11:42 makaleler

YG21 (2) KENT KONSEYİ VAR AMA KENTİN SESİ NEREDE?

Geçen yazımızda 21 yıl önce hazırlanmış bir el kitabının sayfalarını açmıştık. Yerel Gündem 21'i konuşmuştuk. Bugün biraz daha ileri gidelim.

15 Eylül 2026 Salı 09:49 makaleler

YEREL GÜNDEM 21... NEDEN YENİDEN KONUŞUYORUZ?

Bazı fikirlerin zamanı geçmez. Sadece yeniden hatırlanmayı bekler. Yaklaşık 20 yıl önce elime geçen bir kitapçığı geçtiğimiz günlerde yeniden açtım.

13 Eylül 2026 Pazar 14:07 makaleler

EGE'DE HARİTALAR ÇARPIŞIYOR (3)

Daha önce iki ayrı yazıda Ege'de yaşananların yalnızca iki komşu ülke arasındaki klasik anlaşmazlıklardan ibaret olmadığını anlatmaya çalışmıştık.

06 Eylül 2026 Pazar 22:16 makaleler