Kazanmak mı, kaybetmemek mi?..
Bülent PINARBAŞI
cesotti35@gmail.com

Kazanmak mı, kaybetmemek mi?..

Geçen iki yazıda önce Yerel Gündem 21'i, ardından onun Türkiye'deki en önemli miraslarından biri olan Kent Konseylerini konuştuk. Bugün artık biraz daha yakına bakalım. Aliağa'ya... Çünkü bir fikrin değerini anlamanın en iyi yolu, onu kendi so

16 Kasım 2020 Pazartesi 14:12 makaleler
Görevden almalar, atamalar ve istifalarla dolu, yoğun bir hafta geçirdik. Kendi içimize o kadar döndük ki, Amerika seçimi, can kardeşimiz Azerbaycan’ın zaferi gölgede kaldı. Maske-mesafe-hijyen kurallarına riayet eden damat, ‘sağlık sorunları’ gerekçesiyle istifasını kayınpederine elden vermek yerine sosyal medya üzerinden ‘affını’ talep edince, ekonomiden pandemiye, spordan siyasete her şeyi bilen tv yorumcuları ve analistler erken seçimi konuşup tartışmaya başladı. Herkes konuşmaya başladı da, ne değişecek, onu bilen de diyen de yok… *** Şartları ve koşulları değiştirmeden “Aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemek deliliktir\" demiş Einstein. Mevcut iktidar zaten halk daha iyi bir alternatif bulamadığı için yönetimde.  An itibariyle, iktidara en yakın parti olarak ana muhalefet koltuğunu işgal eden CHP’ye baktığımızda, maalesef değil bugün-yarın, her gün seçim olsa başarı sağlayamayacak gibi duruyor. Çünküü deyip sıralayalım mı gerekçelerimizi?.. *** Şöyle bir baktığımızda, ‘tek adam’ rejiminden şikayet eden, hatta ve hatta buna yüksek perdeden isyan eden CHP aynı sistemi benimsemiş durumda. Ak Parti’deki görevden almalara, atamalara, tek merkezden belirlenen milletvekili listelerine bıyık altından gülen partililer artık gülemiyor. İzmir İl Başkanlığı seçiminde delegelerin nasıl kafa kola alındığını, diğer adaylara verilen imzaların nasıl geri çektirildiğini hepimiz hatırlıyoruz. Onu bırakın, Genel Kurul’da Kılıçdaroğlu’nun karşısına aday çıkmaya kimse cesaret edemedi. Zaten kendi belirlediği delegelerle gireceği seçimde dahi karşısına aday çıkmaması için her türlü önlemi aldı sayın Kılıçdaroğlu. Salonda birilerinin talimatla el kaldırıp indirmesi, mecburen oy vermesi bir yapıyı yeteri kadar “demokrat” yapamıyor ne yazık ki. Parti içinde “gençlerin önünü açın” diye nutuk çekenler, kendilerini hariç tuttuklarını söylemeyi unuttular hep. Çarşaf listeden öcü gibi korkanlar, blok listelerle yıllardır ağalıklarını, beyliklerini sürdürüyor ve “demokrat CHP”de kimsenin gıkı çıkmıyor. Kendi üyesine, kendi delegesinin seçimine güvenmeyen ve “siz bilmezsiniz, benim belirlediklerime oy verin” diyen bir zihniyetten nasıl bir gelişim ve değişim beklenebilir ki? Bu sistemle gençlere sıra ancak saçlarına aklar düşmeye başladığında geliyor. Ha Ak Parti’nin ‘akil adamlar’ı ha CHP’nin kemik kadrosu… İkincisi; “Hak, hukuk, adalet” diye yollar arşınlanmasına rağmen bu terimlerin esamisi okunmuyor parti içinde. Disiplin kurulları ‘parti içi muhalefet’ yapanlara karşı Demokles’in kılıcı gibi işliyor maşallah. Parti disiplinine uymadığı için görevden alınan, daha sonra seçimle yeniden İl Başkanı olan Gaziantep İl Başkanı Hayri Sucu ve 9 ilçe başkanının yönetim kurulları ile birlikte toplu halde görevden alınmasının üzerinden daha ay geçmedi. Gel de bu ortamda Ak Parti’yi eleştir, biat kültürüne vurgu yap!.. Falanca bakanın oğlu şunu yapmış, filanca yandaşa şu ihale verilmiş de diyemezsiniz. Çünkü çantasıyla dolaşıp kendi belediyelerinin asansör ihalesini kapanlardan tutun da hazine arazisi kapatmak için diğer partilerden yüksek mevkideki çıkar yoldaşları ile işbirliği yapmaktan çekinmeyen zevat mebzul miktarda var. Seçimlerde belediye başkanı olmak isteyenler de bu simsarların tedrisatından geçmek zorunda kaldı ki bunların en bariz örnekleri medyada da çokça konu edildi. “Treni kaçırmak istemeyenler” bu lokomotiflere bir ucundan tutundu mecburen. Şimdi bunu nasıl savunursunuz, nasıl karşı çıkarsınız iktidarın yolsuzluk iddialarına?.. *** Daha önce Ekmeleddin İhsanoğlu’nu destekleyerek Ak Parti’ye benzeşmenin darbesini yemişti CHP ama akıllanmamış demek ki, indirmeye çalıştığı iktidarın eleştirdiği yönlerini kendine örnek almaya, içinde bu unsurları barındırmaya devam ediyor. Hatta o kadar benziyor ki; Ak Parti’nin içinden Gelecek ve Deva’nın çıkmasını kıskanan CHP şimdi Muharrem İnce ve Mustafa Sarıgül gibi alternatiflerle bu eksikliği de gidermeye çalışıyor. Aslı varken kopyasının tercih edileceğine dair hala umut taşıyor. *** Anlaşılan o ki; CHP’nin derdi seçim kazanmak değil, mevcut konumunu kaybetmemek. Yoksa niye uzaklaşsın partinin kurucu değerlerinden, temel ilkelerinden?.. (Yankı Gazetesi, sayı 7)

Diğer köşe yazıları

YG21 (3) ALİAĞA'NIN ORTAK AKLI NEREDE?

Geçen iki yazıda önce Yerel Gündem 21'i, ardından onun Türkiye'deki en önemli miraslarından biri olan Kent Konseylerini konuştuk. Bugün artık biraz daha yakına bakalım. Aliağa'ya... Çünkü bir fikrin değerini anlamanın en iyi yolu, onu kendi sokağımızda sınamaktır.

17 Eylül 2026 Perşembe 12:00 makaleler

DÜNYA STANDARTLARINA DOĞRU GİDERKEN...

Geçen yazımızda Aliağa Belediyesi'ndeki toplu istifaları yazmıştık. Sayın Serkan Acar da açıklamasını yaptı. "Dünya standartlarında belediyecilik anlayışına yelken açıyoruz” dedi. Güzel. Biz de şimdi bu yelkenin rüzgârını biraz daha yakından inceleyelim.

16 Eylül 2026 Çarşamba 11:42 makaleler

YG21 (2) KENT KONSEYİ VAR AMA KENTİN SESİ NEREDE?

Geçen yazımızda 21 yıl önce hazırlanmış bir el kitabının sayfalarını açmıştık. Yerel Gündem 21'i konuşmuştuk. Bugün biraz daha ileri gidelim.

15 Eylül 2026 Salı 09:49 makaleler

YEREL GÜNDEM 21... NEDEN YENİDEN KONUŞUYORUZ?

Bazı fikirlerin zamanı geçmez. Sadece yeniden hatırlanmayı bekler. Yaklaşık 20 yıl önce elime geçen bir kitapçığı geçtiğimiz günlerde yeniden açtım.

13 Eylül 2026 Pazar 14:07 makaleler

EGE'DE HARİTALAR ÇARPIŞIYOR (3)

Daha önce iki ayrı yazıda Ege'de yaşananların yalnızca iki komşu ülke arasındaki klasik anlaşmazlıklardan ibaret olmadığını anlatmaya çalışmıştık.

06 Eylül 2026 Pazar 22:16 makaleler