HEPSİ Mİ KUMPAS KARDEŞİM?..
Bülent PINARBAŞI
cesotti35@gmail.com

HEPSİ Mİ KUMPAS KARDEŞİM?..

Geçen iki yazıda önce Yerel Gündem 21'i, ardından onun Türkiye'deki en önemli miraslarından biri olan Kent Konseylerini konuştuk. Bugün artık biraz daha yakına bakalım. Aliağa'ya... Çünkü bir fikrin değerini anlamanın en iyi yolu, onu kendi so

29 Kasım 2020 Pazar 19:42 makaleler
Bir değil, iki değil, üç değil… Sadece yargıya taşınmış olan iddiaları saysanız neredeyse iki elin parmakları kadar. Bunun üstüne bir de sonradan “tatlıya” bağlananları ve kimsenin haberi olmadan üstü kapananları koyun. *** Yıllardır yazıp çizdiğimiz ve haksız kazanç, ekolojik dengeyi bozma, kamu zararı oluşturma gibi büyükleri saymıyoruz, sayamıyoruz. Bizzat İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından soruşturma izni verilen dosyaların akıbetinden ise kimsenin haberi yok. Hatta o dosyalara dahil olanlardan birini üstelik başka bir ilçeye belediye başkanı yaptık… Bu arada giden, tayini çıkan, görev yeri değiştirilen savcı, asker, polis gırla… *** Tabii ki masumiyet karinesine inanıyoruz ve aksi ispatlanana kadar bu iddiaların hepsine şüpheyle bakıyoruz. Doğrusuna Türk yargısı karar verecek, adalet bugün olmazsa yarın, mutlaka yerine gelecektir. *** Amma ve lakin, şüpheyle baktığımız bir şey daha var: Dünden beri yer yerinden oynuyor, iddialar, gelenler, gidenler, videolar, ses kayıtları, ifade tutanakları, darp raporları ortalıkta dolanıyor, buna rağmen kaldırımlara döşenen parke taşından internette açtığı Pazar tezgahına kadar her konuda haber bombardımanı yapan Aliağa Belediyesi’nden çıt çıkmıyor… Bunun yerine Kapalı Pazar Yerindeki pandemi önlemlerini haber olarak servis ediyor, nöbetçi ezcaneleri paylaşıyor. “İddialar doğrudur, yalandır, gerekçesi şudur…” Tek bir kelime yok. Ne bir yalanlama, ne bir açıklama… *** Şu ana kadar tek taraftan açıklama ve bilgi geldiği için, doğal olarak bütün haberler aynı minvalde çıkıyor. Daha önceki tecrübelerimizle sabittir ki, Aliağa Belediyesi’nin ilgili makamları “tarafsız ve yorumsuz habercilik” ilkesi gereği söz hakkı vermek istediğimizde bizleri hep yanıtsız bıraktı. Dolayısıyla, yine taş duvara çarpmamak için, bu haberi eldeki bilgi ve belgeler ışığında yayınladık. Ancak kimsenin şüphesi olmasın; ne zaman olursa olsun, konuyla ilgili yapılacak herhangi bir açıklama da aynı şekilde yer alacaktır. Bu bekleyişimiz devam ederken sessizliği “sükut ikrardan gelir” diye mi yorumlamak gerekir, yoksa zaman kazanmaya çalışmak olarak mı, bilemiyoruz. *** Olayın gerçekleşmesinin hemen ardından MHP İzmir İl Başkanı da dahil olmak üzere topyekun uzlaştırma ekibi çalışmaya başlıyor. Bu doğal… Testi kırılmadan önlem alınmaya çalışılıyor. Peki ama testi kırıldı… Şimdi İl Başkanı olarak müdahil olduğu ve “parti içi” olmaktan çoktan çıkmış bir meseleyle ilgili sayın Veysel Şahin’in de bir açıklama yapması gerekmiyor muydu?.. En azından “Haklı ya da haksız, parti tüzüğümüz gereğince ilgili kurullarımızı harekete geçirip gereğini yapacağız” gibi zevahiri kurtaracak bir şeyler söylemesi lazım değil miydi?.. Menemen Belediye Başkanı için daha ortada ifade, tutanak yokken açıklama üstüne açıklama yapan ittifakın büyük ortağı Ak Parti bu kez neden tek kelime etmiyor? Herkes kendinden olana sahip çıkacaksa CHP neden henüz ortada soruşturma bile yokken Serdar Aksoy’u yüksek disiplin kuruluna sevk etmişti?.. *** Elbette bu iş “meclis toplantısına gelmedin, öyleyse istifa et” kadar yüzeysel bir konudan patlak vermemiştir. Detayları ilerleyen günlerde daha net görülecektir. Amma ve lakin… Gerekçesi ne olursa olsun; darp, tehdit ve hakaret varsa işin içinde nasıl mazur görebilirsiniz?.. Güçlü olan kendi kanununu mu koyacak, kendi adaletini mi uygulayacak artık Türkiye Cumhuriyeti’nde?.. Gücü elinde bulunduran, her şeyi yapmaya hak mı görecek kendinde?.. Gizli saklı da değil… Meclis üyelerine meclis toplantı salonunda ağzına geleni söylemek, hakaret etmek, küfür etmek… Kendi işçisini yine kendi işçilerinin ortasında tokatlamak… Sosyal medyada ileri geri konuştu diye birilerini vurdurmak (ses kayıtlarında zanlı azmettirici olarak işaret ediyor) Bir genel sekretere hakaretler savurmak, büyükşehir çalışanlarına saldırmak… Hepsi aleni, hepsi şahitli, belgeli… *** Hadi birini görmedik, ikisini hoş gördük, üçüncüyü istisna saydık… Bu kaçıncı?.. Hepsi mi komplo kardeşim, hepsi mi kumpas?.. Peh!..

Diğer köşe yazıları

YG21 (3) ALİAĞA'NIN ORTAK AKLI NEREDE?

Geçen iki yazıda önce Yerel Gündem 21'i, ardından onun Türkiye'deki en önemli miraslarından biri olan Kent Konseylerini konuştuk. Bugün artık biraz daha yakına bakalım. Aliağa'ya... Çünkü bir fikrin değerini anlamanın en iyi yolu, onu kendi sokağımızda sınamaktır.

17 Eylül 2026 Perşembe 12:00 makaleler

DÜNYA STANDARTLARINA DOĞRU GİDERKEN...

Geçen yazımızda Aliağa Belediyesi'ndeki toplu istifaları yazmıştık. Sayın Serkan Acar da açıklamasını yaptı. "Dünya standartlarında belediyecilik anlayışına yelken açıyoruz” dedi. Güzel. Biz de şimdi bu yelkenin rüzgârını biraz daha yakından inceleyelim.

16 Eylül 2026 Çarşamba 11:42 makaleler

YG21 (2) KENT KONSEYİ VAR AMA KENTİN SESİ NEREDE?

Geçen yazımızda 21 yıl önce hazırlanmış bir el kitabının sayfalarını açmıştık. Yerel Gündem 21'i konuşmuştuk. Bugün biraz daha ileri gidelim.

15 Eylül 2026 Salı 09:49 makaleler

YEREL GÜNDEM 21... NEDEN YENİDEN KONUŞUYORUZ?

Bazı fikirlerin zamanı geçmez. Sadece yeniden hatırlanmayı bekler. Yaklaşık 20 yıl önce elime geçen bir kitapçığı geçtiğimiz günlerde yeniden açtım.

13 Eylül 2026 Pazar 14:07 makaleler

EGE'DE HARİTALAR ÇARPIŞIYOR (3)

Daha önce iki ayrı yazıda Ege'de yaşananların yalnızca iki komşu ülke arasındaki klasik anlaşmazlıklardan ibaret olmadığını anlatmaya çalışmıştık.

06 Eylül 2026 Pazar 22:16 makaleler