Muhtarlık Kurumu Yeniden Düşünülmeli mi?
Bülent PINARBAŞI
cesotti35@gmail.com

Muhtarlık Kurumu Yeniden Düşünülmeli mi?

Geçen iki yazıda önce Yerel Gündem 21'i, ardından onun Türkiye'deki en önemli miraslarından biri olan Kent Konseylerini konuştuk. Bugün artık biraz daha yakına bakalım. Aliağa'ya... Çünkü bir fikrin değerini anlamanın en iyi yolu, onu kendi so

13 Ocak 2026 Salı 13:42 makaleler

Yerel yönetim konuşulurken çoğu zaman büyük başlıklar atılır: Belediye başkanları, projeler, bütçeler… Ama iş dönüp dolaşıp mahallenin kapısına geldiğinde, sistemin en zayıf halkalarından biriyle karşılaşırız: Muhtarlık kurumu.

Yanlış anlaşılmasın; muhtarlık bu ülkenin kadim bir müessesesi. Özellikle kırsal kesimde hâlâ önemli bir işlevi olduğu da inkâr edilemez. Ancak şehir hayatında, hele ki büyük kentlerde, muhtarlık makamının bugün ne işe yaradığı sorusu artık yüksek sesle soruluyor. Bütünşehir yasasıyla mahalleye dönüşen köylerde ise tam bir çıkmaz sözkonusu.

Bir dönem muhtarların yürüttüğü pek çok işlem, bugün birkaç dakika içinde e-Devlet üzerinden, noterliklerden ya da doğrudan ilgili kurumlardan yapılabiliyor. İkametgâh, nüfus kayıt örneği, belge teyitleri… Vatandaşın muhtarlığa gitmesini gerektiren alanlar her geçen gün daralıyor. Buna rağmen muhtarlık sistemi aynı biçimiyle devam ediyor; maaşlar ödeniyor, binalar ayakta tutuluyor. Doğal olarak kamuoyunda şu soru yükseliyor: Bu yapı hâlâ gerekli mi?

Asıl mesele ise sadece muhtarlığın işlevi değil; mahallelerin yerel yönetimde gerçekten temsil edilip edilmediği.

Bugünkü belediye meclisi yapısına baktığımızda, mahallelerin doğrudan bir karşılığı olmadığını görüyoruz. Meclis üyeleri çoğu zaman mahallelerden değil, listelerden seçiliyor. O listelerin nasıl oluştuğunu bilenler için tablo tanıdık:
Hemşeri dernekleri devreye giriyor, aşiret bağları hatırlatılıyor, siyasi ağırlığı olan aileler “bizim çocuk” için bastırıyor. Pazarlıklar yapılıyor, dengeler gözetiliyor. Sonuçta ortaya çıkan meclis, mahallelerin değil; güç odaklarının meclisi oluyor.

Bu yapı içinde bazı mahalleler fazlasıyla temsil edilirken, bazıları adeta yok sayılıyor. Mahalle sakini, sorununu anlatacak bir muhatap aradığında ya belediyenin kapısında kayboluyor ya da yetkisi sınırlı bir muhtara yöneliyor. Muhtar ise belediye meclisinde oy hakkı olmadığı için çoğu zaman sadece “iletmekle” yetiniyor.

Oysa başka bir yol mümkün.

Muhtarlık seçimleri yerine, her mahallenin belediye meclisinde kendisini temsil edecek kişiyi doğrudan seçtiği bir model düşünelim. Belediye meclisleri mahalle temsilcilerinden oluşsun. Böylece her mahallenin sesi, karar alma mekanizmasının tam merkezinde yer alsın.

Bu durumda ne olur?

Öncelikle meclis üyelikleri üzerindeki hemşeri derneği, aşiret ya da güçlü aile baskıları ciddi biçimde zayıflar. Çünkü temsil artık soyada, bağlantıya ya da kulis gücüne değil; mahallede yaşayan insanların oyuna dayanır. Mahalleli, kendisini gerçekten temsil edecek kişiyi seçer.

İkinci olarak, mahalle halkı sorununu iletebileceği yetkili bir temsilciye kavuşur. Bu temsilci sadece ayda bir meclis toplantısına katılan bir isim olmaz; mahallede, bugünün muhtarlık binalarında sürekli çalışan, sahayı bilen, mahalleyle yaşayan bir aktör haline gelir.

Üstelik bu model kamu kaynakları açısından da daha rasyoneldir. Ayrı bir muhtarlık yapısı yerine, temsil gücü olan ve karar süreçlerine doğrudan katılan bir yapı oluşturulur. Bütçe, sembolik bir makam için değil; gerçek bir temsil için harcanır.

Elbette bu fikir tartışmaya açıktır. Gelenekler, alışkanlıklar, yasal düzenlemeler masaya yatırılmalıdır. Ancak şunu kabul etmek gerekiyor: Yerel demokrasiyi güçlendirmek istiyorsak, sadece geçmişe bakarak değil, bugünün ihtiyaçlarına göre düşünmek zorundayız.

Belki de artık sormamız gereken soru şudur:

Yerel yönetimlerde gelenekleri mi korumalıyız, yoksa ihtiyaçlara göre cesurca dönüştürmeli miyiz?

 


Diğer köşe yazıları

YG21 (3) ALİAĞA'NIN ORTAK AKLI NEREDE?

Geçen iki yazıda önce Yerel Gündem 21'i, ardından onun Türkiye'deki en önemli miraslarından biri olan Kent Konseylerini konuştuk. Bugün artık biraz daha yakına bakalım. Aliağa'ya... Çünkü bir fikrin değerini anlamanın en iyi yolu, onu kendi sokağımızda sınamaktır.

17 Eylül 2026 Perşembe 12:00 makaleler

DÜNYA STANDARTLARINA DOĞRU GİDERKEN...

Geçen yazımızda Aliağa Belediyesi'ndeki toplu istifaları yazmıştık. Sayın Serkan Acar da açıklamasını yaptı. "Dünya standartlarında belediyecilik anlayışına yelken açıyoruz” dedi. Güzel. Biz de şimdi bu yelkenin rüzgârını biraz daha yakından inceleyelim.

16 Eylül 2026 Çarşamba 11:42 makaleler

YG21 (2) KENT KONSEYİ VAR AMA KENTİN SESİ NEREDE?

Geçen yazımızda 21 yıl önce hazırlanmış bir el kitabının sayfalarını açmıştık. Yerel Gündem 21'i konuşmuştuk. Bugün biraz daha ileri gidelim.

15 Eylül 2026 Salı 09:49 makaleler

YEREL GÜNDEM 21... NEDEN YENİDEN KONUŞUYORUZ?

Bazı fikirlerin zamanı geçmez. Sadece yeniden hatırlanmayı bekler. Yaklaşık 20 yıl önce elime geçen bir kitapçığı geçtiğimiz günlerde yeniden açtım.

13 Eylül 2026 Pazar 14:07 makaleler

EGE'DE HARİTALAR ÇARPIŞIYOR (3)

Daha önce iki ayrı yazıda Ege'de yaşananların yalnızca iki komşu ülke arasındaki klasik anlaşmazlıklardan ibaret olmadığını anlatmaya çalışmıştık.

06 Eylül 2026 Pazar 22:16 makaleler