Bülent PINARBAŞI
cesotti35@gmail.com

"HER ŞEYİN BAŞI" KONTROLÜ KAYIP MI EDİYOR?

Geçen iki yazıda önce Yerel Gündem 21'i, ardından onun Türkiye'deki en önemli miraslarından biri olan Kent Konseylerini konuştuk. Bugün artık biraz daha yakına bakalım. Aliağa'ya... Çünkü bir fikrin değerini anlamanın en iyi yolu, onu kendi so

04 Kasım 2025 Salı 19:25 makaleler

Efendim rivayet odur ki…

Aliağamızın güzide, seçkin, gözde okullarından biri, öğrencileri için yurt dışı gezisi organize ediyor.

Kayıt için de öğrenci başına masrafın belli bir kısmı peşinen tahsil ediliyor.

Peki bu tahsilat nasıl yapılır normalde?

Olması gereken, Okul Aile Birliği tarafından ya da okulun resmi hesapları kullanılarak yapılmalı.

Değil mi?

Değil efendim, değil!..

Meğerse bu paralar okuldaki bir müdür muavininin adına açılan hesapta toplanmış.

Neyse, belki bunun için de geçerli bir sebep vardır deyip geçelim.

Gelelim zurnanın zırt dediği yere…

***

Son derece iyi niyetle, evlatlarımız için de eğitim, öğretim, bilgi, kültür kaynağı olarak desteklenmesi gereken bu gezi projesinde, çocuklarımız verdikleri paranın karşılığı olamayacak bir organizasyonla, çok kötü konaklama koşullarıyla karşılaşıyorlar.

Ama mesele o da değil.

Hani geziye katılmak için paranın bir kısmını peşin peşin yatırmıştı ya yavrucaklar. Çeşitli sebeplerle geziye katılamayacak olanlar, sonradan vazgeçenler o yatırdıkları peşinatları geri alamıyorlar.

Niye mi?..

Bizim müdür yardımcısı yanlışlıkla (!) hesabına yatan paraları şu çook meşhur kumar ve bahis sitelerinde sıfırlamasın mı?..

Hal böyle olunca; o tahsil edilen peşinatların yerinde de yeller esiyor haliyle.

Bizim müdür yardımcısı köşeye sıkışmış bu işi nasıl çözeceğini düşünürken, bu çook güzide okulumuzun pek değerli müdürü (yoksa müdire mi desek?) bir öneri getiriyor:

“Yahu müdür muavinim, duydum ki senin Foça’da kelepir bir fakirhane varmış. E benim bacımın da böyle bi yere ihtiyacı var. Gel sen şunu biraz daha kelepir hale getir, hem senin bu meseleyi daha fazla dallanıp budaklanmadan örtbas ederiz, hem de benim bacımı başını sokacak bir yuva sahibi yapıp sevaba ereriz.” demiş.

Bizim muavinin içi cız etmiş. Tamam borcu borç ama müdürün yaptığı da fırsatçılığın dik alasıymış. Ama yapacak bir şey yok, ele güne rezil olmaktansa malından olmayı tercih etmiş.

Daha önce görev yaptığı okullarda da adı akçeli işlerle anılan okul müdürü de, eli kolu nereye kadar uzanabiliyorsa, bizim muavine sırf sevabına yardımcı olabilmek için ne gerekiyorsa yapmış.

Yine rivayet odur ki; Konuyla ilgili bir soruşturma başlatılmış. Ama bilin bakalım soruşturmayı kim yürütüyor?

Bravo!...

Bizim okul müdürünün en yakın arkadaşlarından, kankalarından biri…

Bakalım işin sonunda bizim müfettişin raporunda neler yazacak!..

***

Bir başka rivayet de odur kii;

Geçtiğimiz hafta sonu Aliağa Şehit Bahattin Elden İmam Hatip Anadolu Lisesi'ndeki elim kazayı okurlarımızla paylaşmıştık.

Okul kapısı bir öğrencimizin üzerine devrilmiş, yavrucak yaralanmış ve hastaneye kaldırılmıştı.

Normalde anında idari soruşturma başlatılması gereken elim bir kaza.

Ancak biraz kulağı delik olunca insanın neler duyduğuna inanamazsınız.

Meğer bu kapının yapımıyla ilgili okul aile birliği ve yöneticiler araştırma yapıp birileriyle anlaşıyor. Amma ve lakiiin…

Burada da karşımıza bir başka müdür çıkıyor.

Okul müdürü sözleşmeyi anlaşmayı bozuyor ve kapının yapım işini kendi belirlediği bir şahısa havale ediyor.

İşi ehil ellere vermeyince de…

Cumartesi günü bir küçük kardeşimiz Mehmet’in üzerine yıkılıveriyor koskoca demir kapı.

İşin daha da ilginç yanı…

Ben diyenlerin yalancısıyım kii,

Hastaneye giriş yaparken okulda değil de evde kaza geçirdiği şeklinde kayıt tutuluyor.

Böylece okul ve okul müdürü soruşturmadan, suçlanmaktan yırtıveriyor…

Ama benim anlamadığım… Okul müdürünün telefonuyla gelen ambulansla okuldan hastaneye kaldırılan Mehmet’in kaydının nasıl “evde geçirdiği kaza” sonucuna dönüştüğü…

Eğer bu iddialar doğruysa; kimleer kimlerle, ne dümenler çeviriyor?..

***

Şimdi…

Aliağa’da bütün bunlar olurken, sen her şeye kulağını tıka; bir kurum müdürünü korumak adına hiçbir şey olmamış gibi davran…

Sonra gel, törende protokol sıralamasında beni niye kıyıda köşede bıraktılar diye küplere bin, milleti ekmeğinden et!..

Bu olacak iş midir?

Madem ki sen Aliağa’da kendini her şeyin başı görüyorsun, madem ki Aliağa çukurunda sana rağmen ve senin iznin olmadan kuş bile uçamaz…

O zaman bütün bu yaşananların hepsi de senin sorumluluğun ve suç ortaklığında olmuş sayılır.

İş bilmezlerle yol yürümeye devam mı edeceksin, yoksa bu iki okul müdürü ve bir kurum müdürü hakkında gereği yapılana kadar olayların takipçisi mi olacaksın?..

Bekleyelim, görelim, sonrasında devam edelim…


Diğer köşe yazıları

YG21 (3) ALİAĞA'NIN ORTAK AKLI NEREDE?

Geçen iki yazıda önce Yerel Gündem 21'i, ardından onun Türkiye'deki en önemli miraslarından biri olan Kent Konseylerini konuştuk. Bugün artık biraz daha yakına bakalım. Aliağa'ya... Çünkü bir fikrin değerini anlamanın en iyi yolu, onu kendi sokağımızda sınamaktır.

17 Eylül 2026 Perşembe 12:00 makaleler

DÜNYA STANDARTLARINA DOĞRU GİDERKEN...

Geçen yazımızda Aliağa Belediyesi'ndeki toplu istifaları yazmıştık. Sayın Serkan Acar da açıklamasını yaptı. "Dünya standartlarında belediyecilik anlayışına yelken açıyoruz” dedi. Güzel. Biz de şimdi bu yelkenin rüzgârını biraz daha yakından inceleyelim.

16 Eylül 2026 Çarşamba 11:42 makaleler

YG21 (2) KENT KONSEYİ VAR AMA KENTİN SESİ NEREDE?

Geçen yazımızda 21 yıl önce hazırlanmış bir el kitabının sayfalarını açmıştık. Yerel Gündem 21'i konuşmuştuk. Bugün biraz daha ileri gidelim.

15 Eylül 2026 Salı 09:49 makaleler

YEREL GÜNDEM 21... NEDEN YENİDEN KONUŞUYORUZ?

Bazı fikirlerin zamanı geçmez. Sadece yeniden hatırlanmayı bekler. Yaklaşık 20 yıl önce elime geçen bir kitapçığı geçtiğimiz günlerde yeniden açtım.

13 Eylül 2026 Pazar 14:07 makaleler

EGE'DE HARİTALAR ÇARPIŞIYOR (3)

Daha önce iki ayrı yazıda Ege'de yaşananların yalnızca iki komşu ülke arasındaki klasik anlaşmazlıklardan ibaret olmadığını anlatmaya çalışmıştık.

06 Eylül 2026 Pazar 22:16 makaleler