CANLI KALKAN
Şebnem Sema TUNCEL
sstuncel@gmail.com

CANLI KALKAN

Şebnem Sema TUNCEL: DENGEYİ, DENGESİZLİKLE ENİNDE SONUNDA BULACAĞIZ!

12 Temmuz 2021 Pazartesi 14:41 makaleler
Biliriz ki, savaşta, saldırıya uğrayan ülke halkını ve onun değerlerini saldırgana karşı korumak ve saldırganı caydırmak ereğiyle, eline silah almaksızın kendisini siper eden kimselere canlı kalkan denir…. Biz kadınlar yaşam boyu her türlü tehlikeye karşı, elimizden geldiğince evlatlarımızın önünde daima canlı kalkan olduk … halk arasında buna “siper olmak” da deriz. Bildiğiniz gibi insanlar kendini tehlikeye atarak sevdiklerini korumak amacıyla içgüdüsel olarak siper olur/kalkan olur… Yağmurdan evladını korumak için siper olan anneler görmüşüzdür, kavganın ortasında kalmış çocuklarımıza zarar gelmesin diye bedenlerimizle onlara kalkan olmuşuzdur…  Ağaçların kesilmesini engellemek için kendilerini ağaçlara bağlayarak ağaçları korumak amaçlı kalkan olmuşuzdur… Oluruz da…. Olacağız da! Dünya tarihinde de bu tür karşı koymalar oldukça fazladır. Bir hatırlayalım mı? Örneğin, Zulu\'da yerlilerin İngilizler\'in cephaneleri bitirmek için vucutlarını kalkan olarak kullanması, Afganistan\'da hatta tek destanımız Kurtuluş Savaşımızda onurlu Türk kadınlarının kağnılarla, sırtlarında taşıdıkları cephaneleri korumak için kendilerini kalkan etmeleri nasıl unutulur? Çin\'de ve eski Rusya\'da hükümeti protesto etmek için öğrencilerin vucutlarını Tanklara karşı kalkan etmeleri ve daha niceleri... Bazıları buna savaş suçu diyormuş, varsın desinler…. Zaten işlerine gelmedi mi bu ülkede her yaftayı duymaya alıştık. Umursamaz olduk. Umursamadıklarımız da konuşmaya devam ediyor, etsinler bakalım… Onları anlamak zaten imkansız. (Laf aramızda onlar da kendi dediklerini anlamıyorlar artık) Gelelim kalkan konusuna yeniden!  Örneğin, toplumsal olaylarda güvenlik görevlilerinin çeşitli saldırı araçlarından kendilerini ve başkalarını korumak için kullandıkları, özel olarak yapılmış korumalıklara kalkan demiyor muyuz? Hatta o kalkanlara ek olarak onlarca silahla, gaz bombasıyla, biber gazlarıyla donanmış görevliler bunlara rağmen kalkan da kullanmıyor mu? Ya biz kadınlar? Elimizde ne silah, ne bomba, ne gaz, hiç bir şey yokken kendimizi sevdiklerimize siper etmekte bir an bile tereddüt etmiyor, gerektiğinde her yerde, her ortamda canlı kalkan olup sevdiklerimize kendimizi siper ediyorsak suç bunun neresinde? Suç kimde? Orantısız güç kullananların müdahalesinde mi yoksa biz kadınlarda, annelerde mi? Bu yazıyı neden yazdım belki merak etmişsinizdir. Hiç ister miydim böyle bir yazı yazmak ama günlerdir el altından dağıtılan, belli gruplara verilen yüzbinlerce ağır silahın, milyonlarca mühimmatın, bombanın, gazın nasıl ve ne zaman, kimlere karşı kullanılabileceğini endişeyle düşünürken, az çok tahmin ederken, vicdanımız sızım sızım sızlarken, biz ne yapacağız diye düşünmemek elde mi? Ne mi yapacağız? Bizim silahla mermiyle bombayla işimiz olmaz. Olsa olsa tek sahip olduğumuz canımız ve bedenlerimizdir. Onları da seve seve siper ederiz sevdiklerimize, ülkemize, vatanımıza, bayrağımıza ve erdemli, aydınlık adaletli yarınlar için toparlaya çalıştığımız içi boşaltılmış devletimiz için.. Yanıt bu kadar açık, net ve kararlı… Hani bir kadın vardı TVde konuşmuştu, “artık daha hazırlıklıyız, komşuların listesi elimde, kimler ilk gidecek belli” gibilerinden laflar etmişti de elle tutulur ceza bile almamıştı. Ya da sosyal medyada ellerinde silahlar, önlerinde mermiler, malum sloganlarla poz poz resim paylaşanlar suçlu değil de, şimdi ben canlı kalkan/siper etmek derken mi suç olacak bu? Ya Allah aşkına, hangi insan evladı, sevdikleri için, onlara zarar gelmesin diye, vatanı elden gitme riskindeyken canlı kalkan, siper olmaz ki? Ben elime silah sürmem ama bedenim feda olsun vatanıma evlatlarıma, bayrağıma… Ben de yüzbinler gibi canlı kalkan da olurum, siper de olurum Atamın yolunda…