EKSİK ETEK dedirtmeyeceğiz!
Şebnem Sema TUNCEL: DENGEYİ, DENGESİZLİKLE ENİNDE SONUNDA BULACAĞIZ!
04 Ağustos 2020 Salı 10:19
makaleler
Kadın cinayetlerinin dünya rekoru kırdığı ülkemizde, İstanbul Sözleşmesini kaldırmaya çok gönüllü erkeklere anneleriniz, kız kardeşleriniz, eşleriniz, kızlarınız, sülalenizdeki kadınların hiç mi değeri yok, onlar kadın değil mi? Azıcık empati yapsanıza demekten yorulduk artık!
Yazıklar olsun!
Doğduklarından itibaren, “prensesim””, meleğim” gibi en güzel sözcüklerle büyütürüz kızlarımızı…
Sonra toplumdaki yargılara bakarız, her yıl sadece 8 Mart Dünya Kadınlar gününde çiçekle, hediyeyle anılmaları bile toplumun bir kesimi tarafından “kapitalist düzenin sömürü aracı” olarak adlandırılır; ya da “dinsizlerin adeti, gavur icadı, kafir işi, vs” denerek tadı kaçırılır. Onda bile bir hediye alınırken çevre ayıplar mı diye düşünülür…
Ama toplumun kadına verdiği isimler listesi uzar da uzar, nedense bunları kimse ayıplamaz!
Kimsenin aklına böyle hitap edilince kadın güceniyor mu diye düşünmek gelmez!
Çağlar boyunca, ne adlar takılmadı ki kadınlara... Çoğu zaman aşağılayıcı göndermelerle anıldı kadınlar. “Kadının adı yok” bize çok şey anlatmıştı ama bu isimleri öğrendikçe kadının aslında yüzlerce adı olduğu da ortaya çıkıyor birer birer!
Belki en masumu benim başlıkta verdiğim hitap şekli: “eksik etek”.
TDK’ya göre; “1.eksiği bulunan, kusurlu, aciz, 2. kadın\" tanımlaması yapılmış.
Hani hep böyle demezler mi kadına, halk içinde: \"Seni gidi eksik etek, otur oturduğun yerde!\"
Daha neler deniyor kadına, neler!
Ocak batıran, ocak söndüren, okuntu, saçı kesik, saçı uzun aklı kısa, un evine indiren, eli ayağı kısa, eksik, eksikli, eksik etek, ev bekçisi, köroğlu, çorbacı, kaşık çalan, ev uşağı, küldöken, kömür döken, sergen karıştıran, tek etek, kaşık düşmanı, çöp kovası, dert getiren, dokuz torbalı, düşman kızı, ekmek düşmanı, el/in kızı, çalı süpürgesi, yanaşık, horanta ve böyle sürüp gider kadına layık görülen hitaplar!
Bir zamanlar, TDK\'nın aldığı bir kararla, “eksik etek” söylemini sözlüklerden kaldırılacağını okumuştum kalktı mı, kalkmadı mı bilmiyorum ama kalksa ne yazar! Sözlükten çıkarılsa bile önyargılardan, kanaatten ve yüreklerden çıkar mı hiç? Bence üzen tarafı bu!
Sonra küldökenler geldi aklıma, neden küldöken denmiş kadına hiç merak ettiniz mi?
Sobanın, ocağın külünü döken o olduğu için mi, yoksa her gün küle dönen cefakar yaşamından yeniden can bulup, evinin, çocuklarının anası olmak için küllerinden yeniden doğan olduğu için mi?
Bence bunun cevabını da en güzel küldökenler verir…
Biz kadınlar, nerede olursak olalım, tolumun hangi katmanında yer alırsak alalım, hitaplarla yaşayan kültür buysa, kadına bakış açısı böyleyse, sadece kül dökmeye, eksik etekle ya da kaşık düşmanı olmaya yarıyorsak, bu evlatları kim yetiştirdi çok merak ediyoruz doğrusu.
İşte böyle, prenses olarak başlayan yolculukta gelinen nokta eksik eteklik, küldökenlik ve benzerleri olunca bir gencin bu hitaplara karşı yazdığı umutlandırıcı cevabı geliyor aklıma:
“Kelimenin derinine inmek lazım. Cinderalla ya da kül kedisi diyorlardı ama bilmiyorlardı ki aslında o bir prensesti. Analarımız da bizim prenseslerimiz varsın halk arasında adı küldöken olsun... Küldökenler başımızdan eksik olmasın”
Tanrım herkese bu gençler gibi vicdan ve sevgi versin, Tanrım ulusumuzu cahillerden ve cehaletten korusun!
Kadının da insan olduğunu hatırlatsın!
DENGEYİ, DENGESİZLİKLE ENİNDE SONUNDA BULACAĞIZ!
Bir yazı yazmıştım. Adı ZİKZAK!
Demişim ki: “TDK'ya göre, sözcük anlamı,"1. Art arda birdenbire ters yöne açılar yapan kırık çizgi. 2i Sık sık değişen görüş, düşünce veya davranış, istikrarsızlık".
ÇEYREK LAHANA, YARIM SİMİT!
Sosyal medyada izlemişsinizdir, semt pazarındaki bir sebze satıcısı, elindeki çeyrek lahanayı göstererek, 'Az önce bir müşteriye çeyrek lahana sattım, yarımın yarısı. Hala ekonomi iyi diyenler varsa at gözlüğünü çıkarıp etrafına baksın. Yazık günah bu millete ya' ifadelerini kullandı. İçimiz sızlayarak izledik.
NEFRET DOLU BİR AİLENİN ÇOCUKLARIYIZ!
Bir aile düşünün, anne baba ve çocuklar. O ailede sürekli kavga, hırs, ego, kardeşler arasında mukayese, o seni sevmiyor, aman dikkat fırsat verme yoksa seni şöyle yapar, vs fitneler sürekli yapılırsa ne olur?
YETER ARTIK! RÜSVA ETMEYİN ÜLKEMİ!
Ah güzel vatanım ah! Bu hallere nasıl düştün? Ne saygınlığın kaldı ne itibarın, ne ciddiyetin kaldı ne adaletin!
ÇÖP TOPLAMA ÖĞRETMENİM, SANA SINIF YAKIŞIR!
Bu yazımda size köyünün ilk üniversite bitiren, öğretmen olan, KPSS gibi bir işkence sürecinde 3 sene uğraşan ama ülkemizde şu an bile Resmi rakamlara göre Türkiye'de 150 bin öğretmen açığı bulunmasına rağmen, 460 bin ise atanamayan öğretmen varken (ancak eğitim sendikalarına göre tespit edilemeyenlerle birlikte atanamayan öğretmen sayısı 55 ülkenin toplam nüfusundan bile fazla-- 700 bin civarında), ataması yapılmadığı için İstanbul-Ümraniye'de atık kâğıt işçiliği yapan, biyoloji öğretmeni Mahmut Aytar'dan bahsetmek istedim…
Köşe Yazarları
İlginizi Çekecek Haberler










