ÇÖP TOPLAMA ÖĞRETMENİM, SANA SINIF YAKIŞIR!
Şebnem Sema TUNCEL
sstuncel@gmail.com

ÇÖP TOPLAMA ÖĞRETMENİM, SANA SINIF YAKIŞIR!

Şebnem Sema TUNCEL: DENGEYİ, DENGESİZLİKLE ENİNDE SONUNDA BULACAĞIZ!

22 Kasım 2021 Pazartesi 10:28 makaleler

Bu yazımda size köyünün ilk üniversite bitiren, öğretmen olan, KPSS gibi bir işkence sürecinde 3 sene uğraşan ama ülkemizde şu an bile Resmi rakamlara göre Türkiye’de 150 bin öğretmen açığı bulunmasına rağmen, 460 bin ise atanamayan öğretmen varken (ancak eğitim sendikalarına göre tespit edilemeyenlerle birlikte atanamayan öğretmen sayısı 55 ülkenin toplam nüfusundan bile fazla-- 700 bin civarında), ataması yapılmadığı için İstanbul-Ümraniye’de atık kâğıt işçiliği yapan,  biyoloji öğretmeni Mahmut Aytar’dan bahsetmek istedim…

 

Onu TV kanalında kendini anlattığı birkaç dakika içinde içim sızlayarak izledim ve ardından da araştırmaya başladım! Kimdi bu öğretmenimiz? Nasıl bir emekle yetişmişti ama şu an umutlarını da o çöp konteynırları içinde mi arıyordu? Yoksa tüm umutları tümden kaybetmiş, aramak aklına bile gelmiyor muydu?

 

Dört yıldır katı atık işinde çalışan, bir depoda yatıp kalkan, atanmamış biyoloji öğretmeni Mahmut Aytar’dan söz ediyorum! 2010-2014 yılları arasında Dicle Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü’nde okumuş, mezun olduktan sonra, öğretmenlik yapabilmek için de bir yıllık formasyon eğitimi almış, üç sene boyunca KPSS’ye girip öğretmenliğe müracaat etmiş ama bir türlü ataması yapılamayan binlerce gencimizden biri…

 

Çok çocuklu yoksul bir ailenin çocuklarından biri olan genç öğretmenimiz İlkokulu köyde, ortaokulu taşımalı eğitim sistemiyle, köyünden 30 kilometre uzaktaki bir okulda okuyarak, liseyi Tunceli’deki yatılı okulda okumuş. Sonra Dicle Üniversitesi’ne girip Biyoloji öğretmeni olan başarılı gencimizin en büyük hayali akademisyen olmakken ülkede Fen-Edebiyat fakülteleri kapatılınca (ya da kontenjan daraltılınca) bu hayali de gerçekleşmemiş.

 

 

Bu hayal neden gerçekleşmemiş diye araştırınca karşıma ne çıktı bilemezsiniz!

Bu fakülteler aracılığı ile, bazı öğretmenlik programları kapatılıp, bazılarına da öğrenci alımı durdurulurken, kontenjanını artıran Kuran-ı Kerim ve Hz. Muhammed’in Hayatı derslerine girebilecek ilahiyat fakülteleri (%17) ile din kültürü ve ahlak bilgisi (%31) ve de Arapça öğretmenlikleri (%64) kontenjanlarını hep arttırmış ve bunedenle bilim alanına giren diğer öğretmenlik alanları daraltıldıkça daraltılmış. Bazıları da kaldırılmış!

(https://www.haberturk.com/gundem/haber/857870-kapatilan-ogretmenlikler-fen-edebiyat-fakultelerinde-puanlari-yukseltecek)

 

 

Yorumsuz aktarmaya çalıştığım bu yazımda, yazarken bile üzüntüsünü içimde hissettiğim eğitim alanımızın da çökmüş/çökertilmiş olduğunu, ilim ile, bilim ile çağı yakalamak varken çağ dışılığa öncelik verilmesinin gerçekliği karşısında üzüntü kelimesinin bile duygularımızı aktarmaya yetersiz kaldığı günler yaşıyoruz ne yazık ki!

 

24 Kasım Öğretmenler Günü yaklaşırken, platformlarda söylenecek övgü dolu sözler ile geçiştirilmeye çalışılacak bu günü Öğretmenin şenlik günü zannedenler; aslında amaçları bunca öğretmen açığına rağmen, açıklara kendi yandaşlarını, liyakatsizleri, partilileri atayarak, yıllarca öğretmenlik yapma hakkını kazandıran lisans ve yüksek lisans diplomalarına sahip, 5 sene emek vererek yetiştirdiğimiz gencecik, idealleriyle, umutlarıyla eğitim alanında çocuklarla buluşmayı bekleyen öğretmenlerimizi, yetkiyi elinde tutanların fakülte sonrası KPSS ve benzer sınavlarla eleme maksatlarını ve sonra “kadro açığı var, öğretmensiz okullar var” diyerek yandaşlarını yerleştirdiklerini, her şeyi hepimiz biliyoruz.

 

“Atanamayanlar başka iş bulsun” diyen bakan ve milletvekilleri ülkemizdeki işsizliğin boyutlarından bile haberdar değilken, çoğu Atamızın “medeniyeti yakalamış bir ulus olabilmek için öğretmenlere çok iş düşüyor” sözünü hiç duymamış olmalılar ki, öğretmenlerimize sınıfta çocuklarımıza ilim/bilim aktarmak yerine sokaklarda atık toplama, çöp toplamayı layık görüyorlar!

Yazıklar olsun hepinize!

Kutlu olsun hepimize…