"KEŞKE'ler” yerine "İYİ Kİ'ler” biriktirelim!
Şebnem Sema TUNCEL: DENGEYİ, DENGESİZLİKLE ENİNDE SONUNDA BULACAĞIZ!
04 Aralık 2020 Cuma 09:53
makaleler
“İnsanın en ağır yükü \"keşke\"lerdir. Artık telafisi mümkün olmayan \"keşke\"ler...”
Keşkesiz evlat olabilmek, eş, sevgili, kardeş, arkadaş, anne-baba, özetle keşkesiz insan olabilmek hiç zor değilken, keşkesiz ya da en az keşkelerle yaşamak neden mümkün olmasın ki!
Hepimiz “keşke” sözcüğünü günlük hayatta ne çok kez kullanırız, hiç dikkat ettiniz mi? Halbuki, pişmanlığın kendimizce, telafi/teselli takısıdır \"keşke\"...
Kaçırılmış fırsatların, bastırılmış duyguların, söylenmemiş sözcüklerin, vakit varken öpülmemiş bir elde ertelenmiş özlemlerin gecikmiş pişmanlık dolu itirafıdır \"keşke\"...
Paylaşmadığı duygulardan, paylaşmadığı zamanlardan, ertelediği mutluluklardan, kendinden esirgediği tüm sevinçlerden, geriye dönüşü asla olmayacak bir durumun, ya da yitip gitmiş bir güzelliğin ardından iç çekiştir \"keşke\"...
Dilek anlatan cümlelerin başına getirilerek \"ne olurdu\" anlamında özlem veya pişmanlık bildiren bu sözü yaşadıklarımızdan ya da yaşayamadıklarımızdan bahsederken, düşünürken hep söyleriz!
Pişmanlık, özlem, bahane, hayal kırıklığı, ukde, artık ne derseniz deyin, ne yaparsanız yapın keşke’lerle başlayan cümlelerde vakit artık çok geçtir ve telafisi yoktur…
Keşkesiz, “şimdiki aklım olsaydı”, “zamanı geri çevirebilseydim” veya bunlara benzer başka pişmanlıklar, mazeretler yaratmadan önce dürüstçe kendimizle yüzleşip, doğru kararlar verebilsek, sonunu düşünmeden yapılan işlerden uzak durabilsek, sevdiklerimizi ve sorumluluklarımızı başka baharlara ertelemeden onlara daha çok vakit ayırabilsek, bir evlat, ana baba, eş, arkadaş vb olarak yaptıklarımızla/yapacaklarımızla ilgili doğru karar verebilsek (keşke)...
İnsanız sonuçta hayatımızda elbette keşkeler olacaktır. Hepimiz biliriz ki, sonunu düşünmeden yapılan işler keşkeleri getirir hep. Bir şeyi yapmadan önce düşünüp yapsak, sonra pişman olmayabilsek, hem kendimizi hem de karşımızdakileri iç huzuru ve mutlulukla bırakabilsek…
“Keşkeler” yerine “iyi ki’ler” hanemize yazdıklarımızı çoğaltabilsek, ne kaybederiz ki?
Bu, aynı zamanda o kadar basit bir önerge ki, bir çocuğa bile söylesek anlar ama bazı yetişkinler nedense anlamamakta direnmeyi sürdürüyorlar hep! Geçmişte yapılan hatalardan ders çıkardığımız sürece pişmanlıkları telafi edebiliriz kolaylıkla. Ya da “Son pişmanlık fayda etmez” sözüne takılıp kalan eseflerle yaşamaya devam ederiz!
Unutmayalım ki, pişman olmak kaybetmektir. Ömür boyu iç sızısıdır.
\"Keşke böyle yapmasaydım\"
\"Keşke şöyle yapsaydım\"
\"Keşke şimdi zamanı telafi edebilme şansım olsaydı\"
Ve \"Keşke\" ile başlayan daha bir sürü cümle...
Bunların hepsi de, geçmişe dair pişmanlıklarımızı ve geçmişe dönme arzumuzu ifade eden cümlelerdir.
Geç kaldığımızda, ertelediğimizde, o an boşverip yapmayı ihmal ettiğimiz davranışlarımızda, yapmak isteyip te yapamadığımız zamanlarda, düştüğümüzde, kaybettiğimizde, bıktığımızda, başarısızlıklarımız ve şanssızlıklarımızda hep \"keşke\"lere sığındık.
Ama ne çok yanıldık! İnsan sadece yaşadıklarından sorumlu değil ki, bence aynı zamanda \"yaşamadıklarından\" daha da çok sorumludur insan...
Çünkü; yaşadıklarınız bir anı olarak er veya geç kişisel tecrübe hanenize gömülür ama yaşamadıklarınız bir ömür boyu bir vicdan muhasebesi gibi sizinle yaşamayı sürdürür…
Hele ki artık imkansızsa...
Hele ki son pişmanlık artık fayda vermeyecekse!
Keşkeleri çok az olan bir insan olarak, sizlerin hayatında da keşkelerin, pişmanlıkların olmaması ya da çok az olması, onun yerine “iyi ki” sözcüğü ile başlayan anılar biriktirmenizi dilerim.
Bu yazıya anlamlı son söz Yunus\'tan gelsin:
\"Keşke demek için bile geçtir vakit.
Geçti ömür bir ah ile, içi dolu eyvah ile...\"
DENGEYİ, DENGESİZLİKLE ENİNDE SONUNDA BULACAĞIZ!
Bir yazı yazmıştım. Adı ZİKZAK!
Demişim ki: “TDK'ya göre, sözcük anlamı,"1. Art arda birdenbire ters yöne açılar yapan kırık çizgi. 2i Sık sık değişen görüş, düşünce veya davranış, istikrarsızlık".
ÇEYREK LAHANA, YARIM SİMİT!
Sosyal medyada izlemişsinizdir, semt pazarındaki bir sebze satıcısı, elindeki çeyrek lahanayı göstererek, 'Az önce bir müşteriye çeyrek lahana sattım, yarımın yarısı. Hala ekonomi iyi diyenler varsa at gözlüğünü çıkarıp etrafına baksın. Yazık günah bu millete ya' ifadelerini kullandı. İçimiz sızlayarak izledik.
NEFRET DOLU BİR AİLENİN ÇOCUKLARIYIZ!
Bir aile düşünün, anne baba ve çocuklar. O ailede sürekli kavga, hırs, ego, kardeşler arasında mukayese, o seni sevmiyor, aman dikkat fırsat verme yoksa seni şöyle yapar, vs fitneler sürekli yapılırsa ne olur?
YETER ARTIK! RÜSVA ETMEYİN ÜLKEMİ!
Ah güzel vatanım ah! Bu hallere nasıl düştün? Ne saygınlığın kaldı ne itibarın, ne ciddiyetin kaldı ne adaletin!
ÇÖP TOPLAMA ÖĞRETMENİM, SANA SINIF YAKIŞIR!
Bu yazımda size köyünün ilk üniversite bitiren, öğretmen olan, KPSS gibi bir işkence sürecinde 3 sene uğraşan ama ülkemizde şu an bile Resmi rakamlara göre Türkiye'de 150 bin öğretmen açığı bulunmasına rağmen, 460 bin ise atanamayan öğretmen varken (ancak eğitim sendikalarına göre tespit edilemeyenlerle birlikte atanamayan öğretmen sayısı 55 ülkenin toplam nüfusundan bile fazla-- 700 bin civarında), ataması yapılmadığı için İstanbul-Ümraniye'de atık kâğıt işçiliği yapan, biyoloji öğretmeni Mahmut Aytar'dan bahsetmek istedim…
Köşe Yazarları
İlginizi Çekecek Haberler










