CORONA + VAKA ANLATIYOR!!!
Şebnem Sema TUNCEL
sstuncel@gmail.com

CORONA + VAKA ANLATIYOR!!!

Şebnem Sema TUNCEL: DENGEYİ, DENGESİZLİKLE ENİNDE SONUNDA BULACAĞIZ!

21 Eylül 2020 Pazartesi 12:14 makaleler
Son yüzyılın en büyük salgınıyla, çaresiz, ilaçsız, tedavisiz ve ne yazık ki tedbirsiz mücadele eden bir nesiliz, bir halkız. Ne söylenenler söylenildiği gibi, ne açıklananlar gerçeklerle örtüşüyor. Gereği ve gerçeği söylediğinde ise “coronadan daha tehlikeli virüs” ilan edilip hedef gösteriliyor insanlar, kurumlar. Ne yapacağız? Susacak mıyız? Her gün ölen onlarca (belli ki yüzlerce) insandan bahsedemeyecek miyiz? Bu yazımda özellikle bu konuya değinmek istedim. Burada yazdıklarım kesinlikle duyum değil, birinci şahısların yaşadıkları  ve benim kendi şahit olduğum gözlemler. Örneğin, eşini bir hafta içinde Coronadan kaybeden ve kendi de pozitif çıktığı için evinde karantinada olan bir yakınım Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın bir gazete haberini okuyunca hemen koşup kocasının ölüm raporunu incelemiş! Habere göre, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar: Hastanelerden gelen ölüm raporlarında Covid19 yazmadığı için Mezarlıklar Daire Başkanlığı doğal olarak Covit19’dan öldü yazamıyor. Raporlarda vefat nedeni ‘bulaşıcı hastalık’ yazdığı için cenazeleri Covid19’dan ölmüş gibi gömüyoruz. Böyle olunca da Covit 19’dan ölenlerin sayısının az gösterildiğini düşünüyoruz” diyor. Eşinin ölüm raporuna baktığında ise bu söylemin doğru olduğunun ispatını elinde tuttuğunu anlıyor çünkü ölüm nedenine “Normal Ölüm” yanına da parantez içinde “bulaşıcı hastalık” açıklaması yapılmış. Bulaşıcı hastalık, su çiçeği de olabilir, kızamık da, veba da, grip de…Yaz yaz yazabildiğin kadar! Ama Covit 19 yazma! Evin oğlu da babayı hastaneye “kendi imkanlarıyla” taşırken virüsü kapmış. Ona da ilk test negatif çıktığı için ilaç verilmemiş ama anneyle birlikte evde karantina “önerilmiş”! Yine kendi imkanlarıyla evlerine dönen anne oğul ve hastaneye yatırılan babanın corona pozitif yaşamı başlamış. Gittikçe kötüleşen oğul tedavi görebilmek için her başvurduğunda “hastaneye gelin” denmiş, birkaç kez ambulans gelmiş evin kapısına ama karantinadan ambulansa kadar bile eşlik eden bir sağlık görevlisi olmamış. Hastane kapısında bırakılan hasta kendi imkanlarıyla hastaneden içeri girip, doktorun bekleme salonunda sıraya girip saatlerce bekleyerek, tedbirsiz, korunaksız oturma düzeninde oradaki insanlarla aynı ortamı soluyarak bekleyip bir serum ya da ilaç için saatlerini hastane koridorlarında, su almak için kantinde, para verirken virüsün bulaşma ihtimalinin çok olduğu her durumu yaşamış. Testi negatif çıkmasına rağmen, tomografisi pozitif (corona) çıkan hastamızın eve dönme zamanı geldiğinde kendini eve getirecek ambulans olmadığı için kapıdaki taksilere yönelmiş ve ben coronalıyım eve gitmek istiyorum deyince, taksi şoförü “atla abi, önemli değil, ilk değilsin” demiş ve hastamızı evine bırakmış… Bu bir hastane ziyaretinde şifa arama  olunca gerisini anlatmaya gerek yok sanırım! Hastaneye neden yatmamış? Çünkü (onlarca) hafif seyreden vakaları hastaneye yatırmayın diye Bakanlık yazısı hep engel olmuş…  Ama corona bu, bir anda komaya da sokabilir ihtimali hiç hesaba alınmamış! Şimdi bize düşen, parmak sallayanlar nedeniyle susmak mı olacak? Hastaneler dolu diyemezsiniz; yoğun bakımlar için, hem dolu hem de sürekli yoğun bakıma dönüştürülen bölümlerin sayısı artıyor da diyemezsiniz. Bir hastane katında coronasız tek doktor kaldı diyen doktorları da duyamazsınız! “Tedbir için test yaptırın” dediğiniz doktorlar bizlere test yapılmıyor dediğinde kulaklarınıza inanamazsınız! Sadece turkuaz tabloyu bekleyip, önerilerden öte gitmeyen resmi duyurularla, tedbir almamakta direnen toplum katillerini izlemeye devam edersiniz. Acaba bize ne zaman sıra gelecek bu ülkede diyerek, tırnağın varsa başını kaşı mantığıyla tedbirli yaşamlarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Hepimize kolay gelsin… Sağlıkla ve tedbirle kalın …

Diğer köşe yazıları

DENGEYİ, DENGESİZLİKLE ENİNDE SONUNDA BULACAĞIZ!

Bir yazı yazmıştım. Adı ZİKZAK!
Demişim ki: “TDK'ya göre, sözcük anlamı,"1. Art arda birdenbire ters yöne açılar yapan kırık çizgi. 2i Sık sık değişen görüş, düşünce veya davranış, istikrarsızlık".

16 Aralık 2021 Perşembe 13:18 makaleler

ÇEYREK LAHANA, YARIM SİMİT!

Sosyal medyada izlemişsinizdir, semt pazarındaki bir sebze satıcısı, elindeki çeyrek lahanayı göstererek, 'Az önce bir müşteriye çeyrek lahana sattım, yarımın yarısı. Hala ekonomi iyi diyenler varsa at gözlüğünü çıkarıp etrafına baksın. Yazık günah bu millete ya' ifadelerini kullandı. İçimiz sızlayarak izledik.

10 Aralık 2021 Cuma 10:40 makaleler

NEFRET DOLU BİR AİLENİN ÇOCUKLARIYIZ!

Bir aile düşünün, anne baba ve çocuklar. O ailede sürekli kavga, hırs, ego, kardeşler arasında mukayese, o seni sevmiyor, aman dikkat fırsat verme yoksa seni şöyle yapar, vs fitneler sürekli yapılırsa ne olur?

03 Aralık 2021 Cuma 10:51 makaleler

YETER ARTIK! RÜSVA ETMEYİN ÜLKEMİ!

Ah güzel vatanım ah! Bu hallere nasıl düştün? Ne saygınlığın kaldı ne itibarın, ne ciddiyetin kaldı ne adaletin!

29 Kasım 2021 Pazartesi 13:32 makaleler

ÇÖP TOPLAMA ÖĞRETMENİM, SANA SINIF YAKIŞIR!

Bu yazımda size köyünün ilk üniversite bitiren, öğretmen olan, KPSS gibi bir işkence sürecinde 3 sene uğraşan ama ülkemizde şu an bile Resmi rakamlara göre Türkiye'de 150 bin öğretmen açığı bulunmasına rağmen, 460 bin ise atanamayan öğretmen varken (ancak eğitim sendikalarına göre tespit edilemeyenlerle birlikte atanamayan öğretmen sayısı 55 ülkenin toplam nüfusundan bile fazla-- 700 bin civarında), ataması yapılmadığı için İstanbul-Ümraniye'de atık kâğıt işçiliği yapan, biyoloji öğretmeni Mahmut Aytar'dan bahsetmek istedim…

22 Kasım 2021 Pazartesi 10:28 makaleler