YETER KÜFÜR DUYMAK İSTEMİYORUZ!
Şebnem Sema TUNCEL
sstuncel@gmail.com

YETER KÜFÜR DUYMAK İSTEMİYORUZ!

Şebnem Sema TUNCEL: DENGEYİ, DENGESİZLİKLE ENİNDE SONUNDA BULACAĞIZ!

12 Nisan 2021 Pazartesi 11:38 makaleler
Ülkemide, evimizdeyken bile her an küfürler duyarak yaşar olduk! Çapulcu da olduk, ayyaş da olduk, tezek de olduk, kahpe de, münafık da olduk, şeytan da, vatan haini de olduk, terörist de, cibilliyetsiz de,vandal da olduk, gavat da, kelle de olduk, illet de, tasmalarından çıkarılan köpek de… Eeee başka da ister misiniz? Anamıza da küfredildi, bacak aramıza da…, Soysuz da dendi, dinsiz de, kafir de dendi, evine ekmek götürmek için çalışan kadına fuhuş malı da dendi, “Kız mıdır, kadın mıdır bilmem” denilerek çamaşırımızın içine bile girildi…Ve, şikayet etme hakkımızın olmadığı bir ortamda sustuk kaldık…. Halbuki CB’nin  avukatı Hüseyin Aydına, Yunanistan’da yayınlanan Dimokratia gazetesinin sahibi, yazı işleri müdürleri ve yayın yönetmeni hakkında suç duyurusunda bulunurken yazdığı dilekçede ne demişti? “Küfür, söyleyecek sözü olmayanların veya söyleyecek sözü olmakla birlikte münasip bir dille söyleme becerisinden yoksun olanların dilidir. Küfür, muhatabı için değil, söyleyeni için büyük bir utanç ve aşağılık bir eylemdir” Bu uzun listeden bir sözcük seçip tartışalım mı? Örneğin, Zillet nedir ne demektir? Hor görülüş, aşağılık, alçaklık. O zaman bu ülkede yaşayan vatandaşların yarıdan fazlası alçak, aşağılık, pislik mi oluyor? Ben kesinlikle zillet grubundan değilim. Zilleti de ne Cumhur İttifakına ne de Millet İttifakına yakıştıramam. Çünkü biz Yunus Emre\'nin ilahi aşkla söylediği sözdeki gibi : \"Yaratılanı severim, Yaradan\'dan ötürü\"  felsefesine saygı duyan insanlarız. Yaradan\'ın yarattığı her şeye, hoşgörüyle, sevgiyle bakılmasını tavsiye ediyor Yunus...  Ama ne acı ki, bu ülkeyi yönetenler sabah akşam ülkenin yarısına küfür ediyor. O yarısının içinde milletvekilleri var, hakimler, doktorlar, savcılar, asker, çiftçi, polis, öğretmen var. İşçimiz, emeklimiz, akademisyenlerimiz, mimarlar ve mühendislerimiz, analar var, babalar var… Gençler var! Yani kısaca insan var, İNSAN! Bir de dinimiz açısından bakalım mı? Bizim dinimizin de, peygamberimizin de merkezinde hoşgörü ve insan sevgisi vardı. (Ne oldu dinimize?) Allah (c.c.) Kur\'an-ı Kerim\'de peygamberimiz hakkında şöyle buyuruyor: \"Ey Muhammed! Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.  \"Birbirinize sırt çevirmeyin. Birbirinizle çekişmeyin. Kardeş olun ey Allah\'ın kulları!\" İnsanların sınıflandırılmasına karşı çıkan Rasulüllah, toplumda insanları cinslerine, renklerine, dillerine ve mali konumlarına göre ayırmamış, herkesi eşit telakki etmiştir. Dünyada hiç ülkesinin yurttaşlarının yarısını, hatta yarıdan fazlasını hor gören, aşağılayan, pislik diyen ve o dediği halkın vergisini alan ve kendi maaşını, tüm şatafatlı harcamalarının bedelini o vergilerden sağlayan başka bir iktidar örneği var mı? Vicdanlara soruyorum? Bu hitap, ister Cumhur İttifakına yapılsın, İster Millet İttifakına kimsenin kimseye hakaret etme, aşağılama, küfür etme hakkı yoktur. İçinizden edin, bizler de içimizden ne küfürler ediyoruz ama adab-ı muaşeret denen bir şey var, çocukluktan öğretilir. Anlamını bilmeyenler için bir daha yazayım: Sözlükte “İyi terbiye, nazik ve kibar olmak, usluluk, zariflik” manalarına gelir. Adâp, edebin çoğuludur. Muaşeret ise, “Birlikte yaşayan kişilerin iyi geçinmesi” demektir. Adab-ı muaşeret kurallarına halk arasında kısaca “Görgü kuralları” denir!!! Onun için toplum içinde kendinizi tutmayı ve susmayı da bileceksiniz… Ya da size de söylenecek lafları kaldırabilecek bir özgürlük ortamı kuracaksınız. Öyle “herkese her şey yasak, bana serbest” mantığı ile olmaz böyle işler… Biz anneler-babalar, eğitimciler, çocuklarımızı bile yetiştirirken, o küçücük yavruları aşağılamadan, özgüven ile, sevgi ile büyümeleri için çırpınırken, havada uçuşan küfürleri esefle kınıyoruz… Kınamak da suç mu acaba?