ATATÜRK'ÜN BEYAZ VAGONU TEK DERDİNİZ Mİ?
Şebnem Sema TUNCEL: DENGEYİ, DENGESİZLİKLE ENİNDE SONUNDA BULACAĞIZ!
14 Eylül 2020 Pazartesi 17:44
makaleler
Kaç kişi Beyaz Treni bilir? Ya da görmüştür, dokunmuştur, o zorlu yılları yeniden yaşar gibi hissetmiştir?
Bilmiyorum ama Atatürk\'ün yurt gezilerinde (1935-1938) yılları arasında kullandığı Beyaz Tren, Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğünce 1991 yılında \"Atatürk\'e ait korunması gerekli kültür varlığı\" olarak tescil edilmiştir ve 1964 yılından beri de sergilenmektedir.
Beyaz Treni birazcık saygıyla hatırlayalım mı?
Atatürk’ün 1926’dan 1937’ye kadar yurtiçi gezilerinde kullandığı, ölümünün ardından 19 Kasım 1938 Cumartesi günü Atatürk\'ün naaşı Dolmabahçe Sarayı\'ndan alınarak Sarayburnu\'nda Yavuz Zırhlısına yerleştirildi. İzmit\'te bekleyen \"Beyaz Tren\"in bu vagonundaki orta masaya törenle konuldu. Tren garda toplananların gözyaşları arasında Ankara\'ya doğru harekete geçmişti. Tren Ankara\'ya 20 Kasım 1938 Pazar günü saat 10.04\'de vardı. Ata\'mız, son yolculuğunu da Beyaz Tren’le yapmış oldu.
Şimdi, bu halk için, Cumhuriyetimizin, devletimizin kurtuluşun, kuruluşunun simgesi, emektarı, anılarla yüklü bir trenin tek bir vagonuyla olan bu kavga neden diye sorar mısınız kendinize?
Hatta şunu da sorun; “Allah aşkına bu kadar devlet meselesi varken, Ülkemiz Covid 19 nedeniyle açık hava hastanesine dönüşmüşken, kadına şiddet, soygun, talan, kayırmacalık zirve yapmışken, açlıktan işsizlikten sürünen milyonlarca insanla dolu bir ülkede, tecavüzcülerin, tarikatım diyerek Allahın adıyla istismar yapmaktan çekinmeyen ve devlet protokollerinde baş köşede ağırlanan sapıkların ülkeyi doldurduğu bir dönemde, daha yazmakla bitmez iğrenç durumların ve sorunların içinde TEK DERDİNİZ ATATÜRKÜN BEYAZ VAGONU MUYDU?
Ne oldu ki, bu iktidar ülkede hiç bir sorun yokmuş gibi, her şey güllük gülistanlık gibi boş durmayıp, Atatürk’ün 1926’dan 1937’ye kadar yurtiçi gezilerinde kullandığı İzmir Alsancak garı önündeki açık alanda sergilenen beyaz vagonu kaldırma kararı aldı?
Aslında alışkındık bu tür ayıplara! Yıllardır, ulusal bayramlarda birden bire gözünde arpacık çıkanlara, kulak ağrısından hastaneye koşanlara, bir hapşırmayla hastaneye yatanlara, tam da ulusal bayram günümüzde yakalandığını sandığı grip şüphesiyle ambulanslık olan devlet erkanını da biliriz, her ulusal bayramda başka bir bahane ile yasak koymayı marifet sanan zihniyeti de çok iyi tanırız!
Dünyanın hiçbir yerinde ve hiçbir ülkesinde kuruluşun ve kurtuluşun simgeleri yasaklanmaz. Ama bu, ülkesinin tarihine saygı gösterenler için geçerli olsa gerek!
Bir daha sormak geliyor içimden!
Atatürk’ün Beyaz Vagonu’na gece yarısı operasyonu düzenleyerek ve gerekçe olarak da vagonun hava koşullarından olumsuz etkilendiği için yerinden kaldırıldığı öne sürülerek yapılan bu eylemle ne kazandınız?
Bizden öfke ve nefret, kendinizden bir boşa kürek çekme daha! Yüzlerce, binlerce benzer örnekte olduğu gibi!
Pes artık demek geldi içimden…
Bu kadar basiretsizlik ve kıskançlık, şerefli Türk tarihimize duyulan bu aleni öfke ve nefret karşısında pes artık dedirtiyor şartlar ama bilin ki demeyeceğiz!
Tam tersi, coşuyoruz, çoğalıyoruz ve o, Kurtuluş Savaşımız süresince, Anadoluyu karış karış gezen beyaz vagonda yazılan Türkiye Cumhuryeti tarihimize sahip çıkmaya sonuna kadar devam edeceğimizi haykırıyoruz! (bilindiği gibi)
DENGEYİ, DENGESİZLİKLE ENİNDE SONUNDA BULACAĞIZ!
Bir yazı yazmıştım. Adı ZİKZAK!
Demişim ki: “TDK'ya göre, sözcük anlamı,"1. Art arda birdenbire ters yöne açılar yapan kırık çizgi. 2i Sık sık değişen görüş, düşünce veya davranış, istikrarsızlık".
ÇEYREK LAHANA, YARIM SİMİT!
Sosyal medyada izlemişsinizdir, semt pazarındaki bir sebze satıcısı, elindeki çeyrek lahanayı göstererek, 'Az önce bir müşteriye çeyrek lahana sattım, yarımın yarısı. Hala ekonomi iyi diyenler varsa at gözlüğünü çıkarıp etrafına baksın. Yazık günah bu millete ya' ifadelerini kullandı. İçimiz sızlayarak izledik.
NEFRET DOLU BİR AİLENİN ÇOCUKLARIYIZ!
Bir aile düşünün, anne baba ve çocuklar. O ailede sürekli kavga, hırs, ego, kardeşler arasında mukayese, o seni sevmiyor, aman dikkat fırsat verme yoksa seni şöyle yapar, vs fitneler sürekli yapılırsa ne olur?
YETER ARTIK! RÜSVA ETMEYİN ÜLKEMİ!
Ah güzel vatanım ah! Bu hallere nasıl düştün? Ne saygınlığın kaldı ne itibarın, ne ciddiyetin kaldı ne adaletin!
ÇÖP TOPLAMA ÖĞRETMENİM, SANA SINIF YAKIŞIR!
Bu yazımda size köyünün ilk üniversite bitiren, öğretmen olan, KPSS gibi bir işkence sürecinde 3 sene uğraşan ama ülkemizde şu an bile Resmi rakamlara göre Türkiye'de 150 bin öğretmen açığı bulunmasına rağmen, 460 bin ise atanamayan öğretmen varken (ancak eğitim sendikalarına göre tespit edilemeyenlerle birlikte atanamayan öğretmen sayısı 55 ülkenin toplam nüfusundan bile fazla-- 700 bin civarında), ataması yapılmadığı için İstanbul-Ümraniye'de atık kâğıt işçiliği yapan, biyoloji öğretmeni Mahmut Aytar'dan bahsetmek istedim…
Köşe Yazarları
İlginizi Çekecek Haberler










