TOPLUMUNUZA AİDİYET DUYAMAZ MI OLDUNUZ?
Şebnem Sema TUNCEL
sstuncel@gmail.com

TOPLUMUNUZA AİDİYET DUYAMAZ MI OLDUNUZ?

Şebnem Sema TUNCEL: DENGEYİ, DENGESİZLİKLE ENİNDE SONUNDA BULACAĞIZ!

27 Kasım 2020 Cuma 10:05 makaleler
Toplumuna aidiyet duyan birey, kendisini o toplumun bir parçası olarak hisseder. Diğer bir ifadeyle, birey ve toplum arasında oluşan birbirini kabul etme, benimseme duygusu ya da ihtiyacı olarak tanımlanabilir. Kısaca birey ile toplum arasında karşılıklı sorumluluk içeren; güven, sevgi, dayanışma ile duygusal birliktelik etkileşimlerine dayanan bir sessiz anlaşmadır. Peki ya siz? Doğduğunuzdan beri içinde yaşayıp, hissedip benimsediğiniz bu “ait olma-sevme” duygusundan uzaklaşmaya mı başladınız? Toplumunuza aidiyet duyamaz mı oldunuz? Son yıllarda kime sorsak benzer ifadelerle ya da farkına varmadan bu düşünceyi dile getirmeye başladılar! Halbuki aidiyet duygusu ile topluluklar et ve kemik gibi birbirine tutunur, ayrılmaz ve güçlü bağlarla çoğalırlar…Birbirlerini hiç tanımayan, birbirleriyle en ufak bir ilişkisi bile olmayan hatta birbirlerinden yüzlerce kilometre uzakta yaşayan insanlar aidiyet duyguları doğrultusunda birbirleriyle “aidiyet bağları”kurarlar ve bu şekilde ulus olurlar. Örneğin; hangi takımı tutuyorsunuz? İşte o takımı sevenler, tutanlar Fenerbahçeli, Beşiktaşlı, Galatasaraylı, vb olarak kendi aralarında gözle görülmeyen, elle tutulmayan bir “gönül bağı” kurarlar ve kendi spor camiasını oluştururlar. Toplumsal yaşantımızda buna benzer sayısız “aidiyet topluluk”ları vardır. Örneğin “hayvan severler, sanat severler, spor severler” veya “dindarlar, dinsizler, laikler, solcular, sağcılar, ülkücüler, siyasi partilerin yandaşları, Atatürkçüler, çeşitli tarikat veya bin bir çeşit sivil toplum örgütleri” böylelikle “ben” olmaktan çıkıp “biz” olmaya başlarlar ve aidiyet şemsiyesi altında buluşurlar. Bir de bize bakalım mı? Halkının en azından yarısının/yarıdan fazlasının “mutsuz” olacağı/olduğu bir ortamda halkın “birlik ve beraberlik” içinde yaşayabileceğini düşünebilir miyiz? Ama ne yazık ki, tarih hep göstermiştir ki, halkının ortak bir “aidiyet duygusu” nu paylaşmadığı ve süratle ötekileştirildiği, nefret tohumları atıldığı bir toplum eninde sonunda parçalanmaya, bölünmeye mahkûmdur… Günümüzde de bu ötekileştirme, ne üzücü ki, iktidar tarafından yapılmaktadır. Herkesi \"kendine benzetme\" politikası ancak ve ancak nefret yaratır. Toplum parçalanır. Sansürle, baskıyla sizden olmayanı ortadan kaldırmaya çalışmak topluma ancak kin ve nefret tohumu eker. Günümüz Türkiye’sinde, gündelik yaşamlarında pekâlâ birlik ve beraberlik içinde olan vatandaşlar, siyasiler tarafından karşıt kamplara itildi. Kutuplaşma, bölünme gittikçe büyüyor. Toplumsal dayanışma, sevgi, saygı, güven ve sonuç olarak da toplumsal aidiyet hissi hızla geriliyor. Hâl böyle olunca ötekileştirme yoktur demek de imkansız hale geliyor. Acı olan ise, farkında varılıyor ya da varılmıyor, bu ötekileştirme özellikle iktidar tarafından yapılıyor. İktidar kendinden olmayanı ötekileştirirken devlet adeta parti malına dönüşüyor. Merak ediyorum, bilmeyen var mı? Türkiye\'de \'millî iktidar\' olmak, yalnızca milletin \"ortak\" arzusuna yanıt vermekle mümkündür. Keşke Malcolm X\'in dediği gibi yapabilseydik: \"Gücümüzü hırlaşmak için değil, birleşmek için harcamalıyız.\" Ve daima Atamızın izinde, yurtta sulh cihanda sulh mantığı ile, \"Bir ulus, sımsıkı birbirine bağlı olmayı bildikçe yeryüzünde onu dağıtabilecek bir güç düşünülemez.\" diyerek yolumuza devam edebilsek…

Diğer köşe yazıları

DENGEYİ, DENGESİZLİKLE ENİNDE SONUNDA BULACAĞIZ!

Bir yazı yazmıştım. Adı ZİKZAK!
Demişim ki: “TDK'ya göre, sözcük anlamı,"1. Art arda birdenbire ters yöne açılar yapan kırık çizgi. 2i Sık sık değişen görüş, düşünce veya davranış, istikrarsızlık".

16 Aralık 2021 Perşembe 13:18 makaleler

ÇEYREK LAHANA, YARIM SİMİT!

Sosyal medyada izlemişsinizdir, semt pazarındaki bir sebze satıcısı, elindeki çeyrek lahanayı göstererek, 'Az önce bir müşteriye çeyrek lahana sattım, yarımın yarısı. Hala ekonomi iyi diyenler varsa at gözlüğünü çıkarıp etrafına baksın. Yazık günah bu millete ya' ifadelerini kullandı. İçimiz sızlayarak izledik.

10 Aralık 2021 Cuma 10:40 makaleler

NEFRET DOLU BİR AİLENİN ÇOCUKLARIYIZ!

Bir aile düşünün, anne baba ve çocuklar. O ailede sürekli kavga, hırs, ego, kardeşler arasında mukayese, o seni sevmiyor, aman dikkat fırsat verme yoksa seni şöyle yapar, vs fitneler sürekli yapılırsa ne olur?

03 Aralık 2021 Cuma 10:51 makaleler

YETER ARTIK! RÜSVA ETMEYİN ÜLKEMİ!

Ah güzel vatanım ah! Bu hallere nasıl düştün? Ne saygınlığın kaldı ne itibarın, ne ciddiyetin kaldı ne adaletin!

29 Kasım 2021 Pazartesi 13:32 makaleler

ÇÖP TOPLAMA ÖĞRETMENİM, SANA SINIF YAKIŞIR!

Bu yazımda size köyünün ilk üniversite bitiren, öğretmen olan, KPSS gibi bir işkence sürecinde 3 sene uğraşan ama ülkemizde şu an bile Resmi rakamlara göre Türkiye'de 150 bin öğretmen açığı bulunmasına rağmen, 460 bin ise atanamayan öğretmen varken (ancak eğitim sendikalarına göre tespit edilemeyenlerle birlikte atanamayan öğretmen sayısı 55 ülkenin toplam nüfusundan bile fazla-- 700 bin civarında), ataması yapılmadığı için İstanbul-Ümraniye'de atık kâğıt işçiliği yapan, biyoloji öğretmeni Mahmut Aytar'dan bahsetmek istedim…

22 Kasım 2021 Pazartesi 10:28 makaleler