13 YAŞINDAKİ ÇOCUKTAN CORONA MEKTUBU!
Şebnem Sema TUNCEL
sstuncel@gmail.com

13 YAŞINDAKİ ÇOCUKTAN CORONA MEKTUBU!

Şebnem Sema TUNCEL: DENGEYİ, DENGESİZLİKLE ENİNDE SONUNDA BULACAĞIZ!

01 Şubat 2021 Pazartesi 12:20 makaleler
Çocuklarda kaygıyı en çok arttırabilecek şeylerden birisi belirsizliktir. Belirsizlik olduğunda boşlukları kendi zihninde olabilecek en kötü senaryolarla doldurabilirler. Koronavirüs salgınıyla beraber ortaya çıkan belirsizlik durumundan, panik ve kaygı havasından çocuklar çok etkileniyor. Ailelerin öncelikle kendi korku ve kaygılarını kontrol altına alması gerektiğini belirten uzmanlar, her çocuğun kaygı düzeyi ve stresle baş etme becerileri birbirinden farklı olduğundan bazı çocuklar sürekli salgın hakkında konuşmak isteyebilir, bazıları ise hiçbir şey yokmuş gibi davranmayı tercih edebilir. Sürekli korona virüs hakkında konuşmak isteyen çocuklarla bir süre bu konuyu konuşarak daha sonra dikkatini dağıtmak gerekirken, hastalığı ve korunmak için yapmamız gerekenleri duymak istemeyen çocuklara birlikte oyun oynarken veya bir aktivite sırasında bilgi vermek gerekebilir. Uzmanlar, çocukların koronavirüsle ilgili sorularının mutlaka onların anlayacağı seviyede yanıtlanması gerektiğini vurguluyor. Ama bu nasıl mümkün olabilir ki? TV kanallarında salgın haberleri, uyarıları, yakınların vefatları, en başta da yaklaşık bir senedir kapalı olan ve ne zaman açılacağı hala belirsiz okullar, arkadaşsız, sokağa çıkmaları bile saatlerle kısıtlanmış çocuklar nasıl sakin kaygıdan uzak tutacağız bilmek de, uzmanların önerilerini uygulamak da hiç kolay değil! Aşağıda eklediğim mektup hepimize olsun, küçük bir kızın duyguların, endişelerinin ve umutla bekleyişinin satırlarla bizlere dokunuşu olsun! “Merhaba. Nasılsınız? Pardon, yanlış soru. “Sağlıklı mısınız?” olacaktı. Niye böyle karşıladığımı soracaksınız sizi değil mi? Biraz sonra anlayacaksınız, merak etmeyin. “Ben Selin, on üç yaşındayım. Arkadaşlarımla oynamayı seven, piyano çalan, derslerime çalışan bir kızım. Ailemle beraber üç kişiyiz ve de çok mutluyuz.” Bunu söylemeyi çok isterdim fakat söyleyemem çünkü bu söylediklerimin tam tersi durumdayım. Evet, adım Selin ve on üç yaşındayım ama ne okula gidebiliyorum, ne arkadaşlarımla oynayabiliyorum, ne piyano çalabiliyorum, ne de düzenli ders çalışabiliyorum. Peki tüm bunlara neden olan nedir? Denizanasına benzeyen, top şeklinde, tatlı mı tatlı ama çok da çabuk yayılabilen, hatta yaşlıları ve kronik hastalığı olanları öldüren “Coronavirüs” adlı bir canlı ve bu canlı şu an tüm dünyada tanınıyor, bu canlının da emrinden kimse çıkamıyor, kimse. Sanırım şimdi şaşırdınız öyle değil mi? Ne kastettiğim konusunda da sorularınız var galiba? . . . O zaman anlatmaya devam. Kendi küçük ama büyük kayıplara neden olan Coronavirüs, diğer adıyla Covid-19, insanları evlerine hapsetti ve imparatorluk dönemindeymişiz gibi özgürlüğümüze el koydu; Mesela dışarı maske ile çıkmak, kısıtlı saatler diliminde ihtiyaçlarımızı gidermek, arkadaşlarımızla dışarıda buluşamamak veya sohbet edememek bunlardan sadece birkaçı. Hepsini bir anda söylesem ağzınız açık öylece kalırsınız... Bütün bu olanların, tatile gitmeye hazırlanır gibi yavaş yavaş değil, beklenmedik bir anda gerçekleşmesi , bizlerin tehlikeli bir dünyada savaşçılar gibi zırhlarımızı sürekli elimizde tutmamızı zorunlu kıldı. Bugünlerde tutsağız ama elbette çok yakında özgürlüğümüze kavuşacağız...” Tanrım tüm çocuklarımızı korusun…

Diğer köşe yazıları

DENGEYİ, DENGESİZLİKLE ENİNDE SONUNDA BULACAĞIZ!

Bir yazı yazmıştım. Adı ZİKZAK!
Demişim ki: “TDK'ya göre, sözcük anlamı,"1. Art arda birdenbire ters yöne açılar yapan kırık çizgi. 2i Sık sık değişen görüş, düşünce veya davranış, istikrarsızlık".

16 Aralık 2021 Perşembe 13:18 makaleler

ÇEYREK LAHANA, YARIM SİMİT!

Sosyal medyada izlemişsinizdir, semt pazarındaki bir sebze satıcısı, elindeki çeyrek lahanayı göstererek, 'Az önce bir müşteriye çeyrek lahana sattım, yarımın yarısı. Hala ekonomi iyi diyenler varsa at gözlüğünü çıkarıp etrafına baksın. Yazık günah bu millete ya' ifadelerini kullandı. İçimiz sızlayarak izledik.

10 Aralık 2021 Cuma 10:40 makaleler

NEFRET DOLU BİR AİLENİN ÇOCUKLARIYIZ!

Bir aile düşünün, anne baba ve çocuklar. O ailede sürekli kavga, hırs, ego, kardeşler arasında mukayese, o seni sevmiyor, aman dikkat fırsat verme yoksa seni şöyle yapar, vs fitneler sürekli yapılırsa ne olur?

03 Aralık 2021 Cuma 10:51 makaleler

YETER ARTIK! RÜSVA ETMEYİN ÜLKEMİ!

Ah güzel vatanım ah! Bu hallere nasıl düştün? Ne saygınlığın kaldı ne itibarın, ne ciddiyetin kaldı ne adaletin!

29 Kasım 2021 Pazartesi 13:32 makaleler

ÇÖP TOPLAMA ÖĞRETMENİM, SANA SINIF YAKIŞIR!

Bu yazımda size köyünün ilk üniversite bitiren, öğretmen olan, KPSS gibi bir işkence sürecinde 3 sene uğraşan ama ülkemizde şu an bile Resmi rakamlara göre Türkiye'de 150 bin öğretmen açığı bulunmasına rağmen, 460 bin ise atanamayan öğretmen varken (ancak eğitim sendikalarına göre tespit edilemeyenlerle birlikte atanamayan öğretmen sayısı 55 ülkenin toplam nüfusundan bile fazla-- 700 bin civarında), ataması yapılmadığı için İstanbul-Ümraniye'de atık kâğıt işçiliği yapan, biyoloji öğretmeni Mahmut Aytar'dan bahsetmek istedim…

22 Kasım 2021 Pazartesi 10:28 makaleler