NEDEN OKUMALIYIZ?
Şebnem Sema TUNCEL: DENGEYİ, DENGESİZLİKLE ENİNDE SONUNDA BULACAĞIZ!
16 Kasım 2020 Pazartesi 14:03
makaleler
“Neden okumuyoruz?” diye sorulsa binlerce neden sıralanabilir.
Abartmıyorum, nedenler o kadar çok ki, yazmaya kalksam yazının özüne sıra gelmez. Bunun yerine, “tamam, her bahaneye tamam” diyelim, “haklısınız” diyelim ama “neden okumalıyız” diye de lütfen kendimize bir daha soralım!
Maalesef ki ulus olarak okuma oranımızın çok düşük olması adeta bizim gelişmişlik düzeyimizle eş oranda gitmektedir. Hatta kitap okumak “boş zamanlarınızda ne yaparsınız” sorusunun cevabıymış gibi, “zaman bulamıyorum” gibi yanıtlar da alır çoğu zaman. Kitap bir boş zaman değerlendirme aktivitesi değildir. Çünkü aslında yaşam, dünya tıpkı bir kitap gibidir; okumayana hiç bir şey verememesi nedeniyle okumamızla eş oranda inişler çıkışlar gösterir.
İsterseniz biz yetişkinlerin de neden okumamız gerektiği konusunda düşünelim biraz!
Özellikle bilinçsizlik uykusundan uyanmak için okumalıyız. Öncelikle okumak zekâ yaşının büyümesini, zekâlarının daha işlek, kavrayışlarının daha çabuk olmasını sağlar. Olayları bütün yönleriyle görebilmek, kavrayabilmek için olmazsa olmazdır. Okudukça ufkunuz genişleyecek, okuduğunuz konudaki perspektifiniz genişleyecek, bilginiz mutlaka artacaktır. Öğrendiklerimizle farkındalığınız artacaktır..
Yaşam sadece yemek-içmek, TV de dizi seyretmek, gazete başlıklarına göz atmak, eş dostla laflamak, şu bu değildir. Bunların dışında yaşamınıza bir anlam kazandırmak için, empati kurabilmek, kendimizden çıkıp ötekini anlayabilmek, başkalarının yaşamlarına da saygı duyabilmek için okumak gerekir.
Kendi yolumuzu bulmada, kendi eleştiri yeteneğimizi geliştirmede akıllıca seçim yapabilmek için okumak şarttır.
İnsanlık tarihine ve yaşayışına biçim veren, sosyal olayların nedenlerini anlatan bilimi öğrenmek, cehaletin getirdiği yozlaşmadan uzak kalabilmek için okumalıyız.
Toplumsal barış için okumalıyız; çünkü okudukça sorunlarımızı ve birbirimizi daha iyi anlarız.
Kendimizi geliştirmek için kitap okumalıyız. Okudukça kendisine yatırım yapabilen, kendini geliştirebilen, sorumluluk bilinci de demokrasi bilinci de gelişmiş bireyler olmamız çok kolaylaşır. Eğer bireyler olarak kendimizi geliştirirsek toplumsal olarak gelişmeye katkı sağlarız. Böylece ülkemizin gelişmişlik düzeyinde ilerlemesinde de bir payımız olur.
Okumanın yaşı yoktur. İlla okul sıralarında kitap okunmaz. İş-güç bahaneleriyle kitap okumaktan kaçmak sadece aldatmacadır. Bakış açımızı değiştirmek için okumalıyız. Sürekli aynı işlerle meşgul olduğumuz müddetçe ufkumuz, hayal gücümüz ve dolayısı ile yaratıcılığımız, hayata bakış açımız daralacaktır.
Öğrenme yaşam boyu sürer bunu da sağlayan seçip okuduğunuz kitaplarla olur. Öğrenmek için okumalıyız. Her kitap mutlaka bize bir şeyler katacaktır. Her alanda (bilim, sanat, spor, edebiyat, siyaset, eğitim, din, felsefe, politika, tarih, evren v.b) hem ülkemizde hem dünyada etkin ve yetkin insanlarımızın olması için okumalıyız.
Fikir sahibi olduğumuz konularda bilgi sahibi oldukça özgüven de artacaktır…
Unutmayalım ki, dünyada hiçbir dost insana kitaptan daha yakın olamaz. Yalnızlıkta dost ve arkadaş yokluğunun yerini ancak kitaplar tutabilir. Yeni yerler keşfetmek, kültürleri anlamak, tanımak için okumalıyız. İçinde bulunduğunuz şartlar gezmenize imkân vermiyorsa okumanıza da engel değildir. Okumak size gezip görebileceğiniz yerler hakkında hiç gitmeden, yolculuk etmeden inanılmaz ilginç bilgiler sağlar.
Ve mutlaka demokrasinin yerleşmesi için okumalıyız; çünkü biz okudukça bilinçleneceğiz. Bu bilinç ile yetişen insanlar demokrasiden asla taviz vermezler. Veremezler. Hayat sorgulanmaya ancak okumayla, bilgiyle, bilinçlenmeyle başlar.
Hayatı sorgulamak için okumalıyız. Çünkü sorgulanmamış bir hayat yaşanmaya değmez.
Belki de en önemlisi de çocuklarımıza örnek olmak için okumalıyız! Çünkü biz okumazsak onlar da okumaz…
Umarım bu yazıyı okursunuz…
Gerisi size kalmış.
Sadece biraz deneyin, farkı göreceksiniz….
DENGEYİ, DENGESİZLİKLE ENİNDE SONUNDA BULACAĞIZ!
Bir yazı yazmıştım. Adı ZİKZAK!
Demişim ki: “TDK'ya göre, sözcük anlamı,"1. Art arda birdenbire ters yöne açılar yapan kırık çizgi. 2i Sık sık değişen görüş, düşünce veya davranış, istikrarsızlık".
ÇEYREK LAHANA, YARIM SİMİT!
Sosyal medyada izlemişsinizdir, semt pazarındaki bir sebze satıcısı, elindeki çeyrek lahanayı göstererek, 'Az önce bir müşteriye çeyrek lahana sattım, yarımın yarısı. Hala ekonomi iyi diyenler varsa at gözlüğünü çıkarıp etrafına baksın. Yazık günah bu millete ya' ifadelerini kullandı. İçimiz sızlayarak izledik.
NEFRET DOLU BİR AİLENİN ÇOCUKLARIYIZ!
Bir aile düşünün, anne baba ve çocuklar. O ailede sürekli kavga, hırs, ego, kardeşler arasında mukayese, o seni sevmiyor, aman dikkat fırsat verme yoksa seni şöyle yapar, vs fitneler sürekli yapılırsa ne olur?
YETER ARTIK! RÜSVA ETMEYİN ÜLKEMİ!
Ah güzel vatanım ah! Bu hallere nasıl düştün? Ne saygınlığın kaldı ne itibarın, ne ciddiyetin kaldı ne adaletin!
ÇÖP TOPLAMA ÖĞRETMENİM, SANA SINIF YAKIŞIR!
Bu yazımda size köyünün ilk üniversite bitiren, öğretmen olan, KPSS gibi bir işkence sürecinde 3 sene uğraşan ama ülkemizde şu an bile Resmi rakamlara göre Türkiye'de 150 bin öğretmen açığı bulunmasına rağmen, 460 bin ise atanamayan öğretmen varken (ancak eğitim sendikalarına göre tespit edilemeyenlerle birlikte atanamayan öğretmen sayısı 55 ülkenin toplam nüfusundan bile fazla-- 700 bin civarında), ataması yapılmadığı için İstanbul-Ümraniye'de atık kâğıt işçiliği yapan, biyoloji öğretmeni Mahmut Aytar'dan bahsetmek istedim…
Köşe Yazarları
İlginizi Çekecek Haberler










