ÖZGÜR ÜLKELERDEKİ TÜM
Şebnem Sema TUNCEL
sstuncel@gmail.com

ÖZGÜR ÜLKELERDEKİ TÜM "İNSANLARIN" KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN

Şebnem Sema TUNCEL: DENGEYİ, DENGESİZLİKLE ENİNDE SONUNDA BULACAĞIZ!

08 Mart 2021 Pazartesi 16:05 makaleler
8 Mart dendi mi hemen akla hemen kadınların bayramıymış gibi düşünceler gelir, feministlerin günü gelir! Sonrasında toplu sms mesajları, sokaklarda belediyelerin dağıttığı boynu bükük kırmızı karanfiller, sivil toplum örgütlerinden mecburi etkinlik programlarında göstermek zorunda olduklarından deftere yazılan, \"8 Martta  şu etkinlik yapıldı\" notları ve tek tük sesler, parklara meydanlara çelenk bırakmalar, medyada bir kaç cümleyle geçiştirilen ve biz de kutluyoruz mesajları, sokaktaki marjinaliteye ses olan bağrışlar, pankartlar, alışveriş furyası ve çok tüketim yaptıran günler kategorisinde sektörü hareketlendiren bir gün.... İşte size 8 Mart! Hiç olmamasındansa bunlar da olsun tabi, etkisiz de olsa bu anma/kutlama çabaları da  elbette kötü şeyler değil. Ama, soruyoruz kendimize, gerçekte sadece bu mu, bunlar mı? Halbuki, ne alaka! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü insan haklarına saygılı herkesçe her gün sessizce hatırlanan, sembolik olarak da yılda bir kez kutlaması yapılan sayısız önemli dönüm noktalarından biridir.   Yani 8 Mart aslında kadının hakkını aramasının ağır bedelini ödemesini anma ve özgürleşme mücadelesinin kutlandığı bir gündür. Şimdi kadınlar, sözde bile kalsa, erkeklerle eşit haklara sahipseler , bu, anılarına 8 Mart\'ların kadınlar günü olarak kutlandığı 129 yanmış kadın sayesindedir. Unutmayalım ki biz Türk kadınlarına en büyük hediyeyi yine Atamız vermiştir ve 3 Aralık 1934’te Anayasadaki “her erkek Türk” ifadesi “kadın, erkek her Türk” şeklinde değiştirilmiş ve meclise kanun teklifi yapılmıştır.  5 Aralık 1934’te de Türkiye Büyük Millet Meclisi kadınlara seçme ve seçilme hakkını tanıyan yasayı kabul ederek, Türk kadınına yasalar önünde erkeklerle eşit haklar verilmiştir. Şimdi çok yakın geçmişe ve günümüze bakıyoruz , ne acı ki, 2000\'li yıllarda kadın ve erkek eşitliğinden söz etmek artık mümkün değil. Sanki zaman durdu, zaman geriye döndü. Gördüğümüzden hep geri kaldık! Baskıya, tacize, şiddete, töreye, aşağılanmalara, hatta cinayetlere, maruz bırakılan kadın sayısının misli misli artması, kadının ekonomik, siyasal ve toplumsal rolünün bastırılması ve bazı değerlerin (namus) sadece kadınlara özel bir durummuş gibi düşünülmesi, kadının rujundan gülmesine kadar, arabasının renginden giyimine kadar, el sıkışmasından asansöre bineceği kişilerle ne olacağı hakkında fantezilere kadar kadınlar üzerindeki baskıyı artırarak daha sayılmayacak kadar çok sapkın söylemlerle kadın hakları ve eşitliği onarılmaz yaralar almaktadır. Saçı uzun aklı kısa-kadın şeytandır mantıyla hareket eden günümüzün gerici kesiminin ve bu kesimin cezalandırılmayıp sanki desteklenir gibi eylem ve söylemlerine göz yumulması, hem yobaz eylemlerini artırmakta hem de toplumun o kesiminin, kadına verdiği ön yargıyı açıkça göstermektedir. İşte böyle bir Türkiye\'de 8 Mart ne kırmızı bir gül ile kutlanabilir ne de çekilen acılar, baskılar, taciz ve aşağılamalar unutulur, ne de  telafi edilebilir. Türkiye\'de kadının adı varken yok edilmeye çalışılan böyle bir süreçte, 8 Mart Kadınlar Günü kutlamasından, özgürlüğünden, insan olarak haklarından söz etmek bence riyadan başka bir şey değildir... Onurlu bir Türk kadını olarak,  çok üzücü ama, yalan kutlamalara yalancıktan teşekkür etmek içimden gelmiyor,... Özgür ülkelerdeki tüm \"insanların\" kadınlar günü kutlu olsun!