Şebnem Sema TUNCEL diğer köşe yazıları
DENGEYİ, DENGESİZLİKLE ENİNDE SONUNDA BULACAĞIZ!
Bir yazı yazmıştım. Adı ZİKZAK!
Demişim ki: “TDK'ya göre, sözcük anlamı,"1. Art arda birdenbire ters yöne açılar yapan kırık çizgi. 2i Sık sık değişen görüş, düşünce veya davranış, istikrarsızlık".
ÇEYREK LAHANA, YARIM SİMİT!
Sosyal medyada izlemişsinizdir, semt pazarındaki bir sebze satıcısı, elindeki çeyrek lahanayı göstererek, 'Az önce bir müşteriye çeyrek lahana sattım, yarımın yarısı. Hala ekonomi iyi diyenler varsa at gözlüğünü çıkarıp etrafına baksın. Yazık günah bu millete ya' ifadelerini kullandı. İçimiz sızlayarak izledik.
NEFRET DOLU BİR AİLENİN ÇOCUKLARIYIZ!
Bir aile düşünün, anne baba ve çocuklar. O ailede sürekli kavga, hırs, ego, kardeşler arasında mukayese, o seni sevmiyor, aman dikkat fırsat verme yoksa seni şöyle yapar, vs fitneler sürekli yapılırsa ne olur?
YETER ARTIK! RÜSVA ETMEYİN ÜLKEMİ!
Ah güzel vatanım ah!
Bu hallere nasıl düştün?
Ne saygınlığın kaldı ne itibarın, ne ciddiyetin kaldı ne adaletin!
ÇÖP TOPLAMA ÖĞRETMENİM, SANA SINIF YAKIŞIR!
Bu yazımda size köyünün ilk üniversite bitiren, öğretmen olan, KPSS gibi bir işkence sürecinde 3 sene uğraşan ama ülkemizde şu an bile Resmi rakamlara göre Türkiye'de 150 bin öğretmen açığı bulunmasına rağmen, 460 bin ise atanamayan öğretmen varken (ancak eğitim sendikalarına göre tespit edilemeyenlerle birlikte atanamayan öğretmen sayısı 55 ülkenin toplam nüfusundan bile fazla-- 700 bin civarında), ataması yapılmadığı için İstanbul-Ümraniye'de atık kâğıt işçiliği yapan, biyoloji öğretmeni Mahmut Aytar'dan bahsetmek istedim…
ORMANLARIMIZLA BİRLİKTE YÜREKLERİMİZ DE TUTUŞTU!
ORMANLARIMIZLA BİRLİKTE YÜREKLERİMİZ DE TUTUŞTU!
KREDİ KARTLI KURBAN
KREDİ KARTLI KURBAN
KALEMİM KİRLENİYOR, YAZAMIYORUM!
KALEMİM KİRLENİYOR, YAZAMIYORUM!
CANLI KALKAN
CANLI KALKAN
YALANCININ MUMU YATSIDAN ÖNCE DE SÖNER!
YALANCININ MUMU YATSIDAN ÖNCE DE SÖNER!
"İNSAN, BİLDİĞİ SÖZCÜK KADAR DÜŞÜNEBİLİR.”
"İNSAN, BİLDİĞİ SÖZCÜK KADAR DÜŞÜNEBİLİR.”
BİR GÜN GELECEK…
BİR GÜN GELECEK…
NASREDDİN HOCA KEŞKE YAŞASAYDI!
NASREDDİN HOCA KEŞKE YAŞASAYDI!
ONURLUYUM; çünkü SELANİK MUHACİRİYİM
ONURLUYUM; çünkü SELANİK MUHACİRİYİM
ULUS AÇSA BAYRAM ŞEKERİ NEYİMİZE!
ULUS AÇSA BAYRAM ŞEKERİ NEYİMİZE!
AGNOTOLOJİ: NASIL SÜRÜ YAPILIR?
AGNOTOLOJİ: NASIL SÜRÜ YAPILIR?
BİR TERÖRİSTİN DİLEKLERİ!!!
BİR TERÖRİSTİN DİLEKLERİ!!!
ANNELER YAZIM SİZE!
ANNELER YAZIM SİZE!
SÖZÜM ÜLKESİNİ LAFTA SEVENLERE!
SÖZÜM ÜLKESİNİ LAFTA SEVENLERE!
YETER KÜFÜR DUYMAK İSTEMİYORUZ!
YETER KÜFÜR DUYMAK İSTEMİYORUZ!
”RUHUMUZU YORDUK!” HEM DE BOŞ YERE!
”RUHUMUZU YORDUK!” HEM DE BOŞ YERE!
"TÜRK KADAR BAŞINIZA TAŞ DÜŞSÜN”
"TÜRK KADAR BAŞINIZA TAŞ DÜŞSÜN”
ÇOCUK ve POLİTİKA
ÇOCUK ve POLİTİKA
SADECE "AKLI KULLANMAK" YETERLİ!..
SADECE "AKLI KULLANMAK" YETERLİ!..
ARTIK "BU KADARINA ŞÜKÜR" DEMEK İSTEMİYORUZ!
ARTIK "BU KADARINA ŞÜKÜR" DEMEK İSTEMİYORUZ!
VAZGEÇMEYİ BİL!
VAZGEÇMEYİ BİL!
ÖZGÜR ÜLKELERDEKİ TÜM "İNSANLARIN" KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN
ÖZGÜR ÜLKELERDEKİ TÜM "İNSANLARIN" KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN
TÜRKİYE'DE ÇOCUKLARI BİLE BÖLDÜLER!
TÜRKİYE'DE ÇOCUKLARI BİLE BÖLDÜLER!
E-DEVLET ŞİFRENİ VER SONRA EVLENME TEKLİFİ YAP!
E-DEVLET ŞİFRENİ VER SONRA EVLENME TEKLİFİ YAP!
HALA MÜMKÜNSE EĞER, HADİ DURMAYIN YAPIN!
HALA MÜMKÜNSE EĞER, HADİ DURMAYIN YAPIN!
CORONA GEÇİRDİNİZ DİYELİM, YA SONRASI?
CORONA GEÇİRDİNİZ DİYELİM, YA SONRASI?
13 YAŞINDAKİ ÇOCUKTAN CORONA MEKTUBU!
13 YAŞINDAKİ ÇOCUKTAN CORONA MEKTUBU!
"KEŞKE'ler” yerine "İYİ Kİ'ler” biriktirelim!
"KEŞKE'ler” yerine "İYİ Kİ'ler” biriktirelim!
TOPLUMUNUZA AİDİYET DUYAMAZ MI OLDUNUZ?
TOPLUMUNUZA AİDİYET DUYAMAZ MI OLDUNUZ?
"ÖĞRETMEN BİR KANDİLE BENZER"
"ÖĞRETMEN BİR KANDİLE BENZER"
NEDEN OKUMALIYIZ?
NEDEN OKUMALIYIZ?
NASIL DEİST OLUYORLAR?
NASIL DEİST OLUYORLAR?
ÇARESİZLĞİ REDDEDİYORUM!
ÇARESİZLĞİ REDDEDİYORUM!
IVIR ZIVIR GERÇEKLERLE YAŞIYORUZ
IVIR ZIVIR GERÇEKLERLE YAŞIYORUZ
NE ŞİŞ YANSIN NE KEBAP!
NE ŞİŞ YANSIN NE KEBAP!
PAMUK HELVA yıllarımıza ne yaptılar?
PAMUK HELVA yıllarımıza ne yaptılar?
HER ŞEHRE BİR UMUT DÜKKANI!
HER ŞEHRE BİR UMUT DÜKKANI!
İNSAN ÜLKESİNİN YANSIMASIDIR
İNSAN ÜLKESİNİN YANSIMASIDIR
BİZ ÖTEKİLERİZ!
BİZ ÖTEKİLERİZ!
CORONA + VAKA ANLATIYOR!!!
CORONA + VAKA ANLATIYOR!!!
ŞİZOFREN EKONOMİ
ŞİZOFREN EKONOMİ
ATATÜRK'ÜN BEYAZ VAGONU TEK DERDİNİZ Mİ?
ATATÜRK'ÜN BEYAZ VAGONU TEK DERDİNİZ Mİ?
TASARLANMIŞ VE HEDEFLENMİŞ CEHALET!
TASARLANMIŞ VE HEDEFLENMİŞ CEHALET!
UÇACAKSIN, UÇACAKSIN-- HAVALARA UÇACAKSIN!
UÇACAKSIN, UÇACAKSIN-- HAVALARA UÇACAKSIN!
NELER OLUYOR, HABERİNİZ VAR MI?
NELER OLUYOR, HABERİNİZ VAR MI?
EKSİK ETEK dedirtmeyeceğiz!
EKSİK ETEK dedirtmeyeceğiz!
KREDİ KARTLI KURBAN
KREDİ KARTLI KURBAN
SOSYAL MEDYADA YADIRGATAN SELFİE'ler…
SOSYAL MEDYADA YADIRGATAN SELFİE'ler…
"ÖNCE KADINLARI VURUN!”
"ÖNCE KADINLARI VURUN!”
SUÇLU BULUNDU: ATASÖZLERİ!
SUÇLU BULUNDU: ATASÖZLERİ!
BATIDA İLKOKULA BAŞLAYAN ÇOCUKLARDAN İSTENEN İLK ŞEY!
BATIDA İLKOKULA BAŞLAYAN ÇOCUKLARDAN İSTENEN İLK ŞEY!
"İNSAN NEDİR BİLİR MİSİN OLRİC?”
"İNSAN NEDİR BİLİR MİSİN OLRİC?”
AKINTIYA KARŞI KÜREK ÇEKEN KADINLAR!
AKINTIYA KARŞI KÜREK ÇEKEN KADINLAR!
ANNELER YAZIM SİZE!
ANNELER YAZIM SİZE!
"ÇOCUK GELİN OLMAYACAĞIM”
"ÇOCUK GELİN OLMAYACAĞIM”
HALKIN EKMEĞİNDEN TASARRUF BEKLEMEYİN ARTIK!
HALKIN EKMEĞİNDEN TASARRUF BEKLEMEYİN ARTIK!
BURUK RAMAZAN BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN
BURUK RAMAZAN BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN
İKTİDARA TEŞEKKÜR ETMELİYİM!
İKTİDARA TEŞEKKÜR ETMELİYİM!
ÇOCUKLAR KONUŞSUN, YETİŞKİNLER DERS ALSIN
ÇOCUKLAR KONUŞSUN, YETİŞKİNLER DERS ALSIN
"SANA İÇİMİ DÖKSEM BİRLİKTE TOPLAR MIYIZ?"
"SANA İÇİMİ DÖKSEM BİRLİKTE TOPLAR MIYIZ?"
”RUHUMUZU YORDUK!” HEM DE BOŞ YERE!
Şebnem Sema TUNCEL: DENGEYİ, DENGESİZLİKLE ENİNDE SONUNDA BULACAĞIZ!
Hiç en zinde anınızda \"yoruldum artık\" dediğiniz oldu mu? Ya bu yorgunluğun tüm ruhunuzu kapladığı sizi size karşı etkisiz hale getirdiği anları hissettiniz mi?
İnatla ve artarak sizi saran bir suskunluğun size sahiplenişini, içinizdeki coşkuların günbegün sizi terk ederek yerini tuhaf bir boşluğa bıraktığını, o boşlukta içi doldurulmaz hacimlerin sizi esir aldığını hissettiğiniz anlar oldu mu hiç?
Olmuştur sanırım. Ruhumuzdaki o kıvılcımlar değil midir ki bizi o bildik dürtüsü ile her an canlı kılsın! Fiziksel bir yorgunluğun çok ötesinde bir duyguyla yavaş yavaş gücünüzün geri çekildiğini hissettiğimiz, gittikçe pastelleşen duygularla nasıl savaşılır bunu daha anlayamadan savaşın sonunda şaşkın bir halde bulduk kendimizi.... Ne zaman girmiştik bu savaşa, ne zaman savaş bitti de kimse anlayamadı ne olup bittiğini... Sonuçta daha az pırıltılı baktığımız bu dünyada, işte o an fark ettik ruhumuzun yorulduğunu. Yorulmaya devam ettiğini...
Gözlerimizi dünyaya açtığımız dakikadan geldiğimiz bu ana kadar dirhem dirhem üzerimize gelen her şeyde biraz daha ağırlaştı duygusal yükümüz ve taşırken fark etmeden yok ettik bazı şeyleri. Bazı şeyler—belki de çok şey!
Gözlerimizdeki pırıltılar gibi, sebepsiz heyecanlarla uyandığımız sabahları yolcu ettik birer birer. Üzerinden baharlar geçti, kışlar geçti. Her kışta baharı özledik, her bahar sonunda zamansız kışlarda dondu çiçeklerimiz. Yine de yazın sıcağında kavrulurken duygularımız, sustuk, bir sonraki baharı düşleyerek avuttuk kendimizi. Dinlendirdiğimizi sandık ruhumuzu….Yaşanan bunca saçmalığa, aptallığa, yüzeyselliğe tanık olup gülümseyerek yürüdük tasaların yanından. Gerçekleri ve esas önemli olan şeylerin farkında ve bilincinde olmamıza rağmen bilmeyenlerin, farkında olmayanların yanından gülümseyerek geçtik—geçtik ama, her gülümsemede ruhumuzdaki o kıvılcımları sessizce harcadığımızı ve sonuna yaklaştığımızı nasıl fark edemedik!
Yoksa fark ettikte, kendimize neler ettiğimizi anlayamadık mı? Bildik, tanıdık hüzünleri abartmadan kabullenirken, bununla ilk kez tanışanların paniklerinde hep ilkleri oynadık. İlklerle duyguları incitmemeye çalıştık.
Herkesin dünyasına kelebek kanatlarıyla dokunmaktan bile çekindik ama lime lime edilirken ruhumuz bunu bile seslendiremedik…Ya yaşanacaklar? Bunları bilmemize rağmen yine de gülümseyerek baktık hayata, insanlara....
Bir kaç hamle sonrayı gören bir satranç oyuncusunun gözleriyle yaşama baktığımızı neden söyleyemedik, neden anlatmadık? Neden hep aptalları oynamaya devam ettik… Kırılgan dünyamızda herkesi de kendimiz kadar kırılgan hissettik ve sakındık. Başka duyguları sakındıkça içimizde tutsak bıraktık sevinçlerimizi. Ertelenmiş özgürlüklere mahkum ettik ruhlarımızı.Pek çok şeyi fark ettik ama fark etmemiş gibi yaparken geldiğimiz bu noktada \"yoruldum artık\" demeye bile gücümüz kalmadı…
Sonunda anladık ve sessizce kabul ettik hayatın gerçeğini. Baharı baharda, kışı kışta yaşamak gerektiğini. Kendimizi sevmenin egoizm olmadığını, herkese sadece hak ettiği kadar değerin verilmesi gerektiğini, insanların verdiğin kadarıyla değil aldığın kadarıyla almaya hakları olduğunu, sevgileri lafta yaşayanların içte yaşayanlarla hiç buluşamayacağını öğretti yaşam bize. Başka türlüsünün vakit kaybı olduğunu anladık sonunda...”Ruhumuzu yorduk!” hem de boş yere!