"ÖNCE KADINLARI VURUN!” 
Şebnem Sema TUNCEL
sstuncel@gmail.com

"ÖNCE KADINLARI VURUN!” 

Şebnem Sema TUNCEL: DENGEYİ, DENGESİZLİKLE ENİNDE SONUNDA BULACAĞIZ!

13 Temmuz 2020 Pazartesi 15:09 makaleler
Dünya dillerine çevrilen “önce kadınları vurun” emri,  Batı Almanya’nın silahlı anti-terör masasının ve İnterpol’ün verdiği emirdir. “Shoot the women first!” Bu emrin açılımında \'Eğer bir kadın ve bir erkek militan yakalarsanız önce kadını vurun. Erkek muhtemelen vazgeçip teslim olacak ama kadın asla vaz geçmez, size mukavemet eder ve sizin için en tehlikelisi odur. Bu sebeple önce kadınları vurun\' mesajı taşır. Verilere göre, dünyada silahlı/silahsız mücadele vermiş ve halen vermekte olan toplumun kadın savunucuları dirençleri, inançları, direnişleri ile erkeklerden hep daha gözü kara olmuşlardır… Bunun nedenleri irdelendiğinde, savaşın en ağır sonuçlarını eş, anne, birey olarak kadınlar yaşamıştır. Bazen barış için bile savaşmak gerektiğinin farkında olan kadınlar, inancın, öfkenin, yurtseverliğin, anne olarak evlatlarını koruma içgüdüsünün, eşlerine ve yuvalarına sahiplenişlerinin, tecavüzcülere karşı bedenlerini sakınmalarının, eşitlik ve insanca yaşama haklarının savunucusu olarak bu tür mücadelelerin daima içinde, hatta en başında yer almış, toplum içindeki politik duruşları ile, yıkım ve acının tam ortasındaki direnişleri ile Kurtuluş Savaşında olduğu gibi tarihe geçmişlerdir. Bir toplumun, ilerleme yapmak istiyorsa, kadın yurttaşları daima en öne koymak zorunda olduğunu bilen ve bunu tüm topluma benimsetmiş kişi Mustafa Kemal Atatürk\'tür. Bu konuda alınan kararlar, Türkiye Cumhuriyeti\'nde toplumsal alanda yapılan en onur verici ve önemli devrimlerin başında gelir. Birçok Avrupa ülkesinden daha önce Türk kadınına verilmiş haklar sayesinde kadın bu ülkede mücadelesinin onay ve saygı gördüğünü bilerek bireyleşmede hızla yol almıştır. Mustafa Kemal Atatürk’ün istediği de Türkiye’de “güçlü kadını”, kendi kararlarını alabilen, hakkını arayan ve kendi ayakları üstünde durabilen kadın bilincini, özgüvenini oluşturmak, toplumda erkek kadın eşitliğini sağlamak değil miydi? \"İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan oluşur. Kabil midir bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki bir cismin yarısı toprağa bağlı kaldıkça, öteki yarısı göklere yükselebilsin?” Tarihimizde zaman zaman erkek egemen toplumun baskıları sonucu güçlü kadın olmak her engellerle karşılaşsa da, günümüzde güçlü, konuşan ve birey haklarını savunan kadınların sayısı her şeye rağmen git gide artmakta. Siyasetten sanata, iş dünyasından bilime, kadınlar git gide yükseliyor. Son yıllarda tavan yapan bir dirençle evde ve sokakta mücadelesin sürdürüyor. Bu direnci, her geçen gün elimizden kayıp giden her türlü hak ve özgürlük, kadın olmanın acizlik olduğunun empoze edilmeye çalışılması, diyanetiyle, bakanlık seviyesinde ve hatta iktidarın en tepesindekilerce kadına hakaret, aşağılama, yok sayma, eve kapatma gayretlerine rağmen, okumuş okumamış, ev kadını ya da çalışan kadınlar haklarını ararken gittikçe yükselen sesleri ile var olma savaşını sürdürüyorlar… O zaman nasıl dur denecek bunlara? “ÖNCE KADINLARI VURUN!”  mu denecek?  (zaten ülkemizde bir tek bu söylenmedi kadınlar hakkında) Vursunlar isterlerse; zulme boyun eğmeyen, sorgulayan, faşizme, adaletsizliğe, kindar toplum yaratma isteğine karşı direnmeyi seçen “beyaz güller” olarak yeniden çıkarız topraktan… “Gece en nihayetinde bitecek, güneş kadınların avuçlarından yeniden doğacaktır!”

Diğer köşe yazıları

DENGEYİ, DENGESİZLİKLE ENİNDE SONUNDA BULACAĞIZ!

Bir yazı yazmıştım. Adı ZİKZAK!
Demişim ki: “TDK'ya göre, sözcük anlamı,"1. Art arda birdenbire ters yöne açılar yapan kırık çizgi. 2i Sık sık değişen görüş, düşünce veya davranış, istikrarsızlık".

16 Aralık 2021 Perşembe 13:18 makaleler

ÇEYREK LAHANA, YARIM SİMİT!

Sosyal medyada izlemişsinizdir, semt pazarındaki bir sebze satıcısı, elindeki çeyrek lahanayı göstererek, 'Az önce bir müşteriye çeyrek lahana sattım, yarımın yarısı. Hala ekonomi iyi diyenler varsa at gözlüğünü çıkarıp etrafına baksın. Yazık günah bu millete ya' ifadelerini kullandı. İçimiz sızlayarak izledik.

10 Aralık 2021 Cuma 10:40 makaleler

NEFRET DOLU BİR AİLENİN ÇOCUKLARIYIZ!

Bir aile düşünün, anne baba ve çocuklar. O ailede sürekli kavga, hırs, ego, kardeşler arasında mukayese, o seni sevmiyor, aman dikkat fırsat verme yoksa seni şöyle yapar, vs fitneler sürekli yapılırsa ne olur?

03 Aralık 2021 Cuma 10:51 makaleler

YETER ARTIK! RÜSVA ETMEYİN ÜLKEMİ!

Ah güzel vatanım ah! Bu hallere nasıl düştün? Ne saygınlığın kaldı ne itibarın, ne ciddiyetin kaldı ne adaletin!

29 Kasım 2021 Pazartesi 13:32 makaleler

ÇÖP TOPLAMA ÖĞRETMENİM, SANA SINIF YAKIŞIR!

Bu yazımda size köyünün ilk üniversite bitiren, öğretmen olan, KPSS gibi bir işkence sürecinde 3 sene uğraşan ama ülkemizde şu an bile Resmi rakamlara göre Türkiye'de 150 bin öğretmen açığı bulunmasına rağmen, 460 bin ise atanamayan öğretmen varken (ancak eğitim sendikalarına göre tespit edilemeyenlerle birlikte atanamayan öğretmen sayısı 55 ülkenin toplam nüfusundan bile fazla-- 700 bin civarında), ataması yapılmadığı için İstanbul-Ümraniye'de atık kâğıt işçiliği yapan, biyoloji öğretmeni Mahmut Aytar'dan bahsetmek istedim…

22 Kasım 2021 Pazartesi 10:28 makaleler