NEFRET DOLU BİR AİLENİN ÇOCUKLARIYIZ!
Şebnem Sema TUNCEL: DENGEYİ, DENGESİZLİKLE ENİNDE SONUNDA BULACAĞIZ!
Bir aile düşünün,
anne baba ve çocuklar. O ailede sürekli
kavga, hırs, ego, kardeşler arasında mukayese, o seni sevmiyor, aman dikkat
fırsat verme yoksa seni şöyle yapar, vs fitneler sürekli yapılırsa ne olur?
O kardeşler nasıl
hisseder, birbirlerine karşı duyguları ne olur?
Hepimizin
kabulleneceği gibi, o kardeşler birbirine düşman olur, küser, eninde sonunda da
o aile parçalanır dağılır...
İşte biz böyle nefret dolu bir ailenin çocuklarıyız yıllardır.
Halbuki cehalet
ve kişisel egolarına yenilmiş anne baba rolündeki çıkarcılara rağmen, aklımızı
kullanarak, BİZLER KARDEŞİZ, tabii hepimizin birbirinden farklılıkları olacak,
zaman zaman kavgamız da dayanışmamız da olacak, ama gün gelecek birbirimize hep
ihtiyaç duyacağız bilincinde olmayı başarsak!
Sevgi ile,
hoşgörü ile kenetlenebilsek, birimiz mutluysak diğerlerimize de bu mutluluğun
geçmesini hakkaniyetle sağlayalım desek bizleri kimse parçalayamaz. O egosunda
yok olmuş, nefret saçan , bağnaz ve cahil, sözde ana ve babalara rağmen!
Bu hiç de zor
değil, biraz vicdan, biraz sağduyu, hoşgörü ve sevgi yeter. Bu da sağlıklı ruh
taşıyan her insanda var olan özelliklerdir. Az ya da çok mutlaka vardır, şayet
ruhsal hastalıkları yoksa!
Neden olmasın?
Neden başarmayalım?
Ama günümüzde, Türkiye’de, siyasetin uygulamaları ve
kullandığı dil ile, bu ülkede birileri kendini bu ülkenin tek sahibi, kendinden
olmayanı dışlayan ötekileştiren, horlayan ırkçı ve nefret dolu söylemlerle
bezenmiş bir tavır içinde olanlar egemen ne yazık ki!
Siyasetin ötekileştirip kutuplaştıran söylemine medyanın
taraflı ve kışkırtıcı, nefret
söylemlerini bir de insanların oturma odasına kadar taşıyan yandaş medya ile
toplumun bir kesiminde düşmanca yaklaşımlar, nefreti bulaşıcı bir hastalık gibi
her geçen gün yaygınlaşıyor.
Her yer nefret, her yer ötekileştirme ve fitne fesat dolu
söylemlerle kardeşliği yok eden böl parçala yok et , darmadağın et mantığı
taşıyor sanki!
Bu kadar mı akıldan uzaklaştık, bu kadar mı insani
değerlerimizi kaybettik?
Ne oluyor bizlere?
Türkiye’de nefret söylemini ve sonuçlarını görmek için uzağa
bakmak gerekmez. Açın TV’yi, üç beş kanal dışında, her yandaş kanalda
yalanlarla bezenmiş nefret söylemi karşınızda…
Ne
yazık ki politik yaşamda hırsa ve çıkara kapılanlar, iktidarı kaybetme
korkusuyla kendi iktidarlarını ve kitlesel güçlerini bir arada tutmak için,
toplumu parçalamaktan, nefret söylemini acımasız bir argüman olarak
kullanmaktan çekinmiyorlar. Kimin umurunda! Yeter ki iktidar baki kalsın!
Bunu
da "Benden yana olanlar ve bana karşı olanlar" diye gruplara ayırıp ,
nefret söylemi de kullanarak yapıyor ve sonuçta o "düşman" olarak
tarif edilen gruplar da kendi içinde bir araya gelip biz-öteki düşüncesiyle
aralarında derin uçurumların oluşturuyorlar. Tıpkı iktidarın istediği gibi…
Ama
bu tür iktidarların çok yanıldığı bir şey var, insan doğası! İktidar düşmanlar yaratırken aslında kendi çemberini
küçülttüğünün farkında değil… Çünkü sürekli düşman yaratarak karşısındaki grubu
büyütüyor ve bir araya getiriyor! Bu arada farkında bile değil ama
sağduyulu vicdanlı seçmenini de kendinden uzaklaştırıyor. Kendine oy verenler
dışında tüm bir ülkenin yurttaşlarını terörist ya da terör destekçisi ilan
ediyor! Sonra da tüm ulusu ümmeti sanıp, bu insanlarla nasıl bir
yöneten-yönetilen ilişkisi kurmayı ve sürdürmeyi planlıyor? Mümkün mü bu?
İşte
bu da her şeyi bilenlerin iktidarının ciltler dolusu yanılgılarından bir daha!
“Nefret Kültürü’nün yerleştiği ve dal budak
saldığı toplumlarda, yaşamı geliştirecek ve güzelleştirecek bir yapı kurmak
mümkün değildir.” Friedrich Nietzsche









