SÖZÜM ÜLKESİNİ LAFTA SEVENLERE!
Şebnem Sema TUNCEL
sstuncel@gmail.com

SÖZÜM ÜLKESİNİ LAFTA SEVENLERE!

Şebnem Sema TUNCEL: DENGEYİ, DENGESİZLİKLE ENİNDE SONUNDA BULACAĞIZ!

16 Nisan 2021 Cuma 11:33 makaleler
Taşına toprağına kurban; bayrağına kurban, havasına suyuna canım feda demekle olmuyor, yetmiyor ne yazık ki… En tepeden başlayıp her katmana kadar halkla aynı dili konuşarak, konuşulanlarda samimi olunduğunu ispatlayarak hoşgörü, saygı ve sevgi ile örülmüş basiretli, bilgili, adaletli, uygar bir toplum yaratarak olur ancak… Haşmet Babaoğlu’nun bir yazısında dediği gibi: “Nasıl severiz bu ülkeyi? İnsan içi dışı kırgınlık, umutsuzluk ve nefrete bulanmışken nasıl sevebilir ülkesini? Barış hep geleceğe erteleniyorsa... Adalet gelmiyorsa... Kahramanlık söylevleri yeter mi hiç sevmeye? “ Gerçekten de durup düşünmek lazım değil mi? Ülkeyi sevmek; yalnızca havasına suyuna, taşına toprağına can feda olsun demekle olmuyor! O ülkenin deresini, denizini, yeşilini, ormanını, ağacını, hayvanını, insanını, sanatçısını, kadınını, çocuğunu sevmekle oluyor… “Ülke insanını sevmek; Önüne gelene bağırıp çağırmakla, parmak sallamakla, ültimatom yağdırmakla, hedef göstermekle olmuyor. Net, anlaşılır, tutarlı, mantıklı açıklamalarla, ülke ağır ateş altındayken ateşini düşürmekle oluyor...” Ülkeyi sevmek demek, bu topraklar üzerinde yaşayan vatandaşları farklı dinî düşünce, farklı din, mezhep, farklı dil ve lehçede olmalarını, kutuplaştırmaya çalışmadan, sadece kültürel bir zenginlik olarak görmek demektir. Tüm bu renk cümbüşünü sadece güzel bir ahenk olarak değerlendirip ayrılık ve ayrımcılık nedeni olarak görmeden, ötekileştirme, nefret tohumları ekmeden herkesi adalet ve demokrasi ile kucaklamak demektir. Benim gibi düşünmüyorsan vatan hainisin dememektir.  Sünni-Alevi... “Affedersiniz Ermeni, affedersiniz Kürt, affedersiniz kadın, affedersiniz eşcinsel”... gibi ayrımları kışkırtarak kin, öfke ve nefreti körükleyerek onulmaz yaralar açmamak demektir.. Ülkeyi sevmek demek, güce tapıp haksız bile olsa güçlüden yana olmak mı  demektir? İşçisi, köylüsü, memuru, esnafı yokluk ve yoksullukla  savaşırken, yalakalık ve  yandaşlık yapıp  sistemden  yolunu  bulmak  mı  demektir? “Sırça köşklerde oturanlarla mücadele edeceğim. “ diyerek vatandaşın oyunu alıp  bir çok yandaşını sırça  köşklere  oturtmak mı demektir? Ülkesini sevmek; Elmasın, pırlantanın, mücevherin vergisi sıfırken gazete, kitap, dergi, kırtasiye ve okul malzemelerinde KDV oranını yüzde 18’e çıkarmakla olmuyor. Böylelikle, temel ihtiyaç listesinin 235. sırasında kendisine ancak yer bulabilen kitabın okunmadığı ülkemizde de ülkesini sevmek yerine karın tokluğuna haklarından habersiz köle gibi yaşayıp, öldükten sonra cennete gideceğini sanan cahil yobazlar doluyor… Bir ülkeyi sevmek demek, bu topraklarda geçirdiğin güzel ve iyi günleri sevmek demek değildir. İyi günde ve kötü günde burada olmak, vatanın yanında kalmak demektir Ne pahasına olursa olsun bu ülkeyi sevmek, kanla, şiddetle bizi ayrıştıranlara rağmen sevmek demektir. Bir arada yaşama irademizi aşındıran uğursuzlara rağmen, çocuklarımıza vaat ettiğimiz güzel yarınlar için tereddütsüz ve hiç bitmemecesine sevmek demektir. Her gün beş vakit Cumhuriyet ilkelerine, Atatürk’e küfür edilmesine göz yumulmasına, demokrasinin, bir amaç değil sadece bir araç olarak görülmesine; kindar ve dindar olma gereği “Allahuekber” diyerek can alma hakkını kendinde görenlerin çoğalmasına, adaletsizlik, hukuksuzluk ve uygar yaşamın yok oluşuna kesinlikle DUR demektir.... “Susmamak” demektir! Ülkenizi sevmek zorlaştığında, yapmamız gereken ülkeyi daha çok sevmek için nedenler bulup onları çoğaltmak, yaymaktır... Yapmamız gereken ilk şey, sevilecek ülkeyi yeniden yaratabilmek için daha çok çalışmak,  çalışmak, çalışmaktır… Asla ve asla vazgeçmemektir… Hepimize kolay gelsin…

Diğer köşe yazıları

DENGEYİ, DENGESİZLİKLE ENİNDE SONUNDA BULACAĞIZ!

Bir yazı yazmıştım. Adı ZİKZAK!
Demişim ki: “TDK'ya göre, sözcük anlamı,"1. Art arda birdenbire ters yöne açılar yapan kırık çizgi. 2i Sık sık değişen görüş, düşünce veya davranış, istikrarsızlık".

16 Aralık 2021 Perşembe 13:18 makaleler

ÇEYREK LAHANA, YARIM SİMİT!

Sosyal medyada izlemişsinizdir, semt pazarındaki bir sebze satıcısı, elindeki çeyrek lahanayı göstererek, 'Az önce bir müşteriye çeyrek lahana sattım, yarımın yarısı. Hala ekonomi iyi diyenler varsa at gözlüğünü çıkarıp etrafına baksın. Yazık günah bu millete ya' ifadelerini kullandı. İçimiz sızlayarak izledik.

10 Aralık 2021 Cuma 10:40 makaleler

NEFRET DOLU BİR AİLENİN ÇOCUKLARIYIZ!

Bir aile düşünün, anne baba ve çocuklar. O ailede sürekli kavga, hırs, ego, kardeşler arasında mukayese, o seni sevmiyor, aman dikkat fırsat verme yoksa seni şöyle yapar, vs fitneler sürekli yapılırsa ne olur?

03 Aralık 2021 Cuma 10:51 makaleler

YETER ARTIK! RÜSVA ETMEYİN ÜLKEMİ!

Ah güzel vatanım ah! Bu hallere nasıl düştün? Ne saygınlığın kaldı ne itibarın, ne ciddiyetin kaldı ne adaletin!

29 Kasım 2021 Pazartesi 13:32 makaleler

ÇÖP TOPLAMA ÖĞRETMENİM, SANA SINIF YAKIŞIR!

Bu yazımda size köyünün ilk üniversite bitiren, öğretmen olan, KPSS gibi bir işkence sürecinde 3 sene uğraşan ama ülkemizde şu an bile Resmi rakamlara göre Türkiye'de 150 bin öğretmen açığı bulunmasına rağmen, 460 bin ise atanamayan öğretmen varken (ancak eğitim sendikalarına göre tespit edilemeyenlerle birlikte atanamayan öğretmen sayısı 55 ülkenin toplam nüfusundan bile fazla-- 700 bin civarında), ataması yapılmadığı için İstanbul-Ümraniye'de atık kâğıt işçiliği yapan, biyoloji öğretmeni Mahmut Aytar'dan bahsetmek istedim…

22 Kasım 2021 Pazartesi 10:28 makaleler