YETER ARTIK! RÜSVA ETMEYİN ÜLKEMİ!
Şebnem Sema TUNCEL: DENGEYİ, DENGESİZLİKLE ENİNDE SONUNDA BULACAĞIZ!
Ah güzel vatanım ah!
Bu hallere nasıl düştün?
Ne saygınlığın kaldı ne itibarın, ne ciddiyetin kaldı ne adaletin!
Dünyanın gözünde “rüsva” oldun da ne yazık ki yapanların umurunda
değil!
Hiç kimsenin ne bilimsel ne de turistik amaçlarla, ne yatırım ne
de iş amacıyla gelmek istemediği, olası planlarını iptal ettirdikleri bir ülke
haline geldiğimizden neden hala birileri habersizmiş gibi davranıyor?
Ne bu körlük, ne bu cehalet?
Nerden çıktı bu demesin kimse!
Neden gelsinler ki? Tüm komşularına, dünya ülkelerine, insanlığa öfke,
nefret düşmanlık kusan bir ülkeye kim gelir?
Savaş çığlıkları atılan, ilim-bilim yok sayılan, yobazlığın
sokaklara taştığı bir ülkede kim gelip bilim konuşur, kültür konuşur, tatil
yapmak ister?
Kadın cinayetlerinin, tecavüzlerin, çocuk istismarlarının
yaşandığı, dinin çıkar için her makamda çıkarlar doğrultusunda farklı farklı
yorumlandığı, dini bilerek istismar edenlerin Allahtan hiç korkmadığı, hapishaneleri
ağzına kadar dolu, gazetecilerinin, düşünenlerin kelepçeli, akademisyenlerinin
“terörist” ilan edildiği, adaletsizliğin, hukuksuzluğun şahsa özel hale
getirildiği bir ülkeye kim gelir de bilimden konuşur, iş yapar, yatırım yapar
ya da tatil yapar?
Kim gelir de şanlı tarihi ve kültürü yok edilerek, Araplaştırılmaya
çalışılan ülkenin yobazlık kokan kültürel
dokusunun içinde gezinir?
İşsizlik
nedeniyle yüzlerce kişinin intihar ettiği, 2020'de en az 2 bin 427 işçi iş
cinayetlerinde yaşamını yitirdiği, Tüketici Hakları Derneği (THD)'nin
hesaplamalarına göre, 2021 yılı Haziran ayı itibariyle Türkiye'de 16 milyon aç,
50 milyon da yoksul insan yaşıyor. Bu rakamlara göre aç ve yoksulların toplam
sayısı 66 milyon kişiye ulaştığı,, işsizliğin her eve uğradığı, üniversite mezunu
gençlerin hala ana-baba harçlığı ile geçindiği bir ülkede okulu kapandığı için öğrenimi yarım
kalan, yolu olmadığı için okuluna gidemeyen, atanamadığı için intihar eden, çekini senedini ödeyemediği için işyeri
kapandığından dolayı ölümü seçen, yandaşların, akrabaların, hısımların
torpillerle beşer onar maaş almasına isyan eden, siftah bile yapamayan, asgari
ücretle yaşam savaşı veren, banka borcunu ödeyemeyen, işsizlikten bunalıma
giren, üç kuruşa talim eden, geçim derdine dayanamayıp ruh sağlığı tehlikeye
giren halkın, YETER ARTIK RÜSVA ETME ÜLKEMİZİ deme hakkı yok mu?
Hiç
gitmeyeceklermiş gibi bağırıp çağırıp ülkenin geleceği ile ilgili talan
politikalarını kendilerince halka yutturmaya çalışanlar, esas kendilerinin hem
ülkelerinde hem de dünyada nasıl rezil rüsva olduklarından hiç mi haberleri
yok?
Şimdi Ahmet
Arif okuyup, yazıya son verme zamanı!
Duyuyor musun?
Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip...
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne - üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının...
Dayan kitap ile, Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.
Gör, nasıl yeniden yaratılırım,
Namuslu, genç ellerinle.
Anlıyor musun ?
Anadolu/Ahmet
Arif
*rüsva: ayıplanacak
durumda olan, rezil.









